YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/190
KARAR NO : 2021/4010
KARAR TARİHİ : 04.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin kayden paydaş maliki olduğu 3437 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından tel örgü ile çevrilmek suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini, yapıların kalini talep etmiştir.
Davalı, duruşmadaki beyanında dava konusu yeri davacının babası …’dan 1995 yılında bedelini ödeyerek satın aldığını, ancak tapu paylı olduğundan devir yapılamadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 30.03.2012 tarihli ve 2009/74 Esas, 2012/241 Karar sayılı ilk kararında davanın kabulü ile taşınmazın 1.030 m2 bölümüne el atmanın önlenmesine, bu bölümde bulunan dikenli telin kaline karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarihli ve 2012/11941 Esas, 2013/694 Karar sayılı kararı ile davalının ödediğini belirttiği bedel yönünden hapis hakkı ve iyileştirmeler yönünden TMK’nin 994. maddesinde belirtilen taşınmazın tesliminden kaçınma hakkı yönünden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 11.03.2014 tarihli ve 2013/511 Esas, 2014 Karar sayılı kararında taşınmazın 1.030 m2 bölümüne elatmanın önlenmesine, kal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, iyileştirme bedeli olan 440 TL’nin davalıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.09.2017 tarihli ve 2015/1117 Esas, 2017/4163 Karar sayılı kararı ile harici satış bedelinin de davalıya iadesi gerektiği belirtilerek, karar bu yönden bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile taşınmazın 1.030 m2 bölümüne el atmanın önlenmesine, bu bölümde bulunan dikenli telin kaline, senedin güncelleştirilmiş değeri olan 14,89 TL’nin davalıya ödenmesine, fazla depo edilen 425,11 TL’nin davacıya iadesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Mahkemenin 11.03.2014 tarihli ve 2013/511 Esas, 2014 Karar sayılı ikinci kararı yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 11.09.2017 tarihli ve 2015/1117 Esas, 2017/4163 Karar sayılı ilamı ile “Somut olayda; yukarıdaki ilkeler gözetilerek harici satım sözleşmesi gereği satış bedelinin de iadesi gerekeceği açıktır. Hal böyle olunca; miras bırakan … tarafından teminat olarak davalıya verilen senet aslının getirtilmesi,denkleştirici adalet ilkesi uyarınca sözleşme tarihinde ödenen satış bedelinin yukarıdaki ölçütler gözetilerek dava tarihi itibariyle ulaşacağı alım gücü belirlenerek;güncellenmiş bu bedel üzerinden hapis (alıkoyma) hakkı tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesi ile mahkemenin ikinci kararı karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan araştırma ve inceleme neticesinde davalıya teminat olarak verilen senette yazılı bedelin güncelleştirilmiş değeri tespit edilerek, bu değer üzerinden davalıya hapis hakkı tanınmasına ve karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiş ise de bozma öncesi kararda iyileştirme bedeli olarak belirlenen 440 TL’nin TMK’nin 994. maddesine göre davalıya ödenmesine karar verildiği, bu hükmün sadece davalı tarafından temyiz edilip davalıya ödenmesine karar verilen bu miktarın temyiz ve bozma konusu edilmediği gözden kaçırılmıştır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf (davalı) yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak, temyiz edilmemiş ve bozma konusu yapılmamış hususta önceki hükümden farklı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.