Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1906 E. 2021/5192 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1906
KARAR NO : 2021/5192
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
Davacılar vekili, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının sonucunda tarafların dava konusu taşınmazda 1/3 er malik olduklarını davalı tarafın 1987 yılından beri taşınmazı haksız olarak tek başına kullandığını bildirerek; asıl davada 1987 yılından itibaren, birleşen davada 05.05.2011 tarihinden 25.09.2013 tarihine kadar dönem sonları itibari ile işleyecek faizi ile birlikte ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece asıl davada 6.868 TL, birleşen davada ise 5.127 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler .
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Açıklanan ilkeye göre tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dava konusu 1690 parselin 4.543 m2 lik kısmında muristen kalan zeytin ağaçlarının bulunduğu, kalan 22.207 m2 lik kısımda ise davalı tarafından yetiştirilen zeytin ağaçlarının mevcut olduğu, bu kısımdaki zeytin ağaçlarının davalıya ait olduğunun taraflar arasında görülen muhdesatın tespiti davasında kabule bağlanarak kesinleştiği, bu hali ile ecrimisil hesabı yapılırken muristen kalan zeytin ağaçlarının bulunduğu alan için zeytinin getireceği gelir üzerinden, geriye kalan alanın ecrimisil hesabı için de yörede yetiştirilen ürünlerin münavebesi esas alınarak hesap yapılması gerekir iken, hükme esas alınan 18.01.201 tarihli bilirkişi raporunda 22.207 m2 lik alan için kira bedeli üzerinden hesap yapıldığı bu hali ile hesap şeklinin Dairemiz ilkelerine uygun olmadığı; bundan ayrı, davacı vekili asıl ve birleşen davada hesaplanacak ecrimisile dönem sonlarından itibaren faize hükmedilmesini talep etmiş ise de , yanılgılı değerlendirme ile dava tarihinden itibaren faize karar verildiği görülmüş; tüm bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.