YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1914
KARAR NO : 2021/5391
KARAR TARİHİ : 23.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men’i Müdahale Ve Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; elatmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,alacak talebinin kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 1095 parsel numarada kayıtlı mandalina bahçesini 10.10.2007 tarihinde tapu maliki olan dava dışı Olgun Doğan’dan satın aldığını, 2008 yılı ürün kesimi başladığından bu yana davalıların davacının bahçesini kendilerine aitmiş gibi, bir takım üçüncü şahıslarla kira sözleşmeleri ve ürün satış sözleşmeleri yaparak, davacının mülkiyet hakkına müdahale edip davacıya zarar verdiklerini,2008 yılı ürününü satamayan müvekkilinin zaman içerisinde fiyatların değişmesi ve meyvelerin fazla olgunlaşması sebebi ile dökülmesinden dolayı maddi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla verdikleri zarar karşılığı olarak 15.000,00 TL müspet tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.07.2015 tarihli dilekçe ile davalıların, müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki mandalina ağaçlarının bakımı, ilaçlanması işlemlerine engel olunması, taşınmaz üzerindeki tasarruf haklarının engellenmesi, müvekkilinin ürünü sattığı kişilerin kesim yapmasını engellemeleri sonucunda ürün satış sözleşmesinin feshi nedeniyle ürünün toplanamaması, geç toplanma sonucu mahsulün zarar görmesi ve fire vermesi, keza ürün fiyatlarının düşmesi sebepleriyle müvekkilinin ürüne masraf yapması karşısında üründen elde edeceği geliri alamaması sebebiyle gördüğü zararların talep edildiğini belirterek tazminat taleplerini açıklamıştır.
Davalılar vekili, taşınmazın gerçek maliklerinin kendilerinin olduğunu, taraflar arasında tapu iptal ve tescil talepli dava bulunduğunu , davacının ürünleri toplamasını engellemediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, alacak talebinin kabulü ile 49.840,82 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1095 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu , davacının dava konusu taşınmazı 10.10.2007 tarihinde dava dışı üçüncü kişiden satın almak suretiyle edindiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından delil olarak dayanılan ve davalılarca inkar edilemeyen 15.04.2007 tarihli protokol ile 08.02.2007 tarihli meyve sebze alım mukavelesinden ve dosya içeriğinden dava konusu taşınmaza davalıların müdahalesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; davacı gerek dava dilekçesinde gerekse açıklama dilekçesinde 2008 yılına ait mahsulün davalılar tarafından toplandığını iddia etmemiş, ürünlerin geç toplanması nedeniyle uğradıkları zararı talep ettiklerini belirtmişlerdir. Mahkemece, geç de olsa hasadın yapıldığı değerlendirilerek davacının elde ettiği gelirin tazminat hesabında nazara alınmaması doğru olmamıştır. Öte yandan; davacı vekili tarafından ibraz edilen 13.12.2008 tarihli protokol ile feshedilen 27.11.2008 tarihli sözleşmeden davacı tarafından dava konusu taşınmazdaki mandalinanın dava dışı üçüncü kişilere toplam 32.000,00 TL’ye satıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bilirkişi raporu ile belirlenen tazminat miktarı daha fazla bile olsa tazminat miktarı davacının anlaştığı satış bedelini geçemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacının 32.000,00 TL’den fazla tazminat talep edemeyeceği de gözönünde bulundurularak davacı kabulünde bulunan ve fazla olgunlaşan mahsulün satışı suretiyle elde edilen gelir düşülmek suretiyle tazminat hesabı yapılması için yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin elatmanın önlenmesine yönelen temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.