Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1932 E. 2021/5236 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1932
KARAR NO : 2021/5236
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki evin müvekkili tarafından 12.11.2013 tarihinde satın alındığını, davalıların satın alma tarihinden bu yana taşınmazı boşaltmadıklarını, haksız ve kötüniyetli olarak işgal ettiklerini, müvekkili tarafından davalılar aleyhine keşide edilen ihtarnamelerle taşınmazın derhal boşaltılmasının, tahliye tarihine kadar olan süre içinde işleyecek olan 500,00 TL ecrimisilin belirtilen banka hesabına yatırılmasının talep edildiğini, anılan ihtarnamelere cevap vermeyen davalıların işgallerine devam ettiklerini öne sürerek, elatmanın önlenmesine, satın alma tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için ise 3.500,00 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava dilekçesinde her ne kadar elatmanın önlenmesi talebinde bulunulmuş ise de, davacının dava tarihinden önce keşide ettiği ihtarname ile müvekkilinin kendisinin kiracısı olduğundan bahsederek kira akdi uyarınca evin tahliyesini talep ettiğini, bu durumda davacının öncelikle kira akdinin varlığını ispatlayarak bu yönde dava açmasının zaruri olduğunu, taşınmaz üzerindeki dairelerden birinde müvekkili oturmakla beraber, taşınmazda diğer davalı …’in dışında iki ayrı şahsın ailesinin oturduğunu, müvekkilinin taşınmazda haksız işgalci olmayıp, taşınmazın eski maliki olduğunu, ödenmemiş Banka borcundan dolayı taşınmazın ihalede Banka tarafından alınıp davacıya satıldığını, önceki malik Bankanın müvekkilini tahliye etmeksizin taşınmazı sattığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, dava tarihinden önce davacı tarafça davalılar aleyhine keşide edilen 29.11.2013 tarihli ihtarnamelerde davalıların kiracı olduğu iddia edilerek tahliyelerinin talep edildiği, dava dilekçesinde ise haksız olarak elattıklarından bahsedildiği, davalıların dava konusu taşınmaz davacı tarafça satın alınmadan önce de söz konusu taşınmazda ikamet ettikleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, dava açmadan önce davalılar aleyhine 29.11.2013 tarihli ihtarname keşide ettiği, ihtarnamede; “yeni iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye isteği” tabiri kullandığı, dava dilekçesinde ise davalıların hiç bir hukuki ilişkiye dayanmaksızın taşınmazda oturmaya devam ettikleri ve fuzuli şagil olduklarının iddia edildiği, davalıların yargılama aşamasında da kiracı olduklarını savunmadıkları anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında yanlar arasında kira ilişkisinin varlığı iddia edilmiş ya da savunulmuş değildir.
Hal böyle olunca; taraf delillerinin fuzuli işgal nedeniyle elatmanın önlenmesi iddiası kapsamında değerlendirilmesi ve işin esas bakımından bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.