YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2187
KARAR NO : 2020/5288
KARAR TARİHİ : 22.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan reddine davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.02.2020 tarihli ve 2019/6331 Esas, 20201442 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 1795 ve 1796 parsellerdeki … adına kayıtlı bulunan 1/2 paya ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dahili Davalı …Turizm Nakliyat Ltd. Şti vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ( ilk kararda) davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyizi sonunda Dairece “…paylı mülkiyette koşulları oluştuğu takdirde paydaşlar arasında zilyetlik yolu ile kazanma imkanı bulunduğu ve ancak kayıt malikinin Suriye uyruklu olup olmadığı konusunda araştırmanın eksik olduğu …” gerekçesi ile bozma sevk edilmiştir. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde (ikinci kararda) davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairece “… kayıt malikinin Suriye uyruklu olmadığı ve adına tapuda kayıtlı payın kazanma koşulları ve süresinin kanıtlanması halinde TMK’nin 713/2 maddesine göre kazanılabileceği anlaşılmaktadır. TMK’nin 713/2 maddesine dayanarak açılan iptal ve tescil davalarında tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ilkesi ve son mirasçı olması sebebiyle Hazinenin davalı sıfatı bulunmaktadır. Diğer taraftan dava konusu payın yargılama sırasında el değiştirmesi halinde de davacı tarafın HUMK’un 186 maddesine göre seçimlik hakkı bulunmaktadır. Bu nedenlerle mahkemenin pasif husumet nedeniyle verdiği red kararı yerinde bulunmamaktadır. Davanın açıldığı 27.12.2002 tarihinde 1795 ve 1796 parsellerdeki 1/2’şer paylar … adına tapuda kayıtlı bulunmakta olup, dava gerçek hasım olan Hazineye karşı açılmıştır. Ne var ki az yukarıda açıklandığı üzere yargılama sırasında dava konusu paylar satılıp dava dışı gerçek ve tüzel kişilere devredilmişlerdir. Şu halde mahkemece öncelikle HUMK’un 186-maddesi gereğince davacı taraftan seçimlik hakkının sorulması gerekir. Davacı taraf seçimlik hakkını tazminat yönünde kullanmak istediği taktirde dava mirasçılık belgesinde isimleri geçen Cemal ve …’a yöneltilmeli, tapu kayıtlarının iptaline ilişkin ayni hak bakımından seçimlik hakkını kullandığı taktirde ise davanın tapuda halen kayıtlı bulunan son maliklere yöneltilmesi ve davaya katılmalarının sağlanması, tapu iptali ve tescil davasının yeni maliklere karşı yürütülmesi gerekmektedir. Ayrıca davacı tarafın 2003/390 esas ve 433 karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali için Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/795 esasında açtığı mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin davanın sonucu bu davada gerek taraf teşkili gerekse seçimlik hakkın kullanılması bakımından önemli olduğundan beklenmelidir. Bu şekilde davanın ne olduğu belirlenip, taraf teşkili yapıldıktan sonra verilecek süre sonunda tarafların bildirecekleri tüm deliller toplanmalı, birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır…” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak verilen son kararda, dava konusu 1795 parsel yönünden dava atiye terk edildiğinden bu hususta esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 1796 parsel (Saraycık 3098,Saraycık 3100 ve Kisecik 1734) sayılı taşınmazlar yönünden de davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 17.02.2020 tarihli ve 2019/6331 Esas, 2020/1442 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava, TMK’nin 713/2.maddesinde yazılı ölüm nedenine dayanan iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu (eski) 1795 ve 1796 parsellerin öncesi ve esası 93 parseldir.Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilen 93 parselin kadastro tutanağındaki bilgilere göre 09.11.1930 tarihinde Suriyeli Aşağıekinci’de ikamet eden … İbrahim ve Hüseyin oğlu ölü …. adına tespit edilmiş, tutanak 09.11.1930 tarihinde kesinleşmiştir. Yargılama sırasında dava dışı Cemal Özbaş vekili tarafından açılan dava sonunda Samandağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 3.11.2003 tarih ve 2003/390 Esas, 2003/433 Karar sayılı ilamı ile …’nin mirasçılarının … ve ….olduğu belirlenmiş, bu mirasçılık belgesi tapuya ibraz edilerek intikal yaptırılmış, intikalden sonra tapuda satışlar olmuştur. Dosyamız davacılarından … tarafından Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde Samandağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 3.11.2003 tarih ve 2003/390 Esas, 2003/433 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile Hüseyin oğlu Süleyman El Kabüs’e yönelik yeni veraset ilamı verilmesi talepli dava açılmıştır. (Maliye Hazinesinin de asli müdahil olarak katıldığı yargılama neticesinde) Mahkemece, 10/06/2014 tarih ve 2007/795 Esas, 2014/557 karar sayılı karar ile; “asli müdahil Hatay Defterdarlığı yönünden davanın kabulü ile Samandağ Sulh Hukuk mahkemesinin 03/11/2003 tarih, 2003/390-433 E/K sayılı veraset ilamının iptali ile Hüseyin oğlu Süleyman El Kebüs’ün ölümü neticesinde mirasçılarının kimler olduğunu belirlenememesi nedeniyle son mirasçının devlet olması nazara alınarak …’ün terekesinin tamamının MK’nin 501 maddesi uyarınca devlete geçirilmesine..” karar verilmiş, hüküm derecattan geçerek 19.07.2016 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda ilk tapu maliki Hüseyin oğlu Süleyman El Kebüs’ün son mirasçısı Hazinedir.
Kural olarak, TMK’nin 501. maddesine göre son mirasçı sıfatıyla Devlete (Hazineye) kalan taşınmazların aynı Kanunun 713/2. maddesine göre “Olağanüstü Zamanaşımı” yoluyla kazanılmaları mümkün değildir. Aynı şekilde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33. maddesi yollaması ile genel madde niteliğindeki 18. madde uyarınca kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.
Tüm bu açıklamalar ışığında; dava konusu taşınmazların TMK’nin 501 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33. maddesi yollaması ile genel madde niteliğindeki 18. madde uyarınca kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin KABULÜ İLE; Dairemizin 17.02.2020 tarihli ve 2019/6331 Esas, 2020/1442 Karar sayılı ONAMA kararının kaldırılmasına, hükmün gerekçesinin yukarıda açıklanan nedenlerle değiştirilerek ve düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.