Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/221 E. 2021/4933 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/221
KARAR NO : 2021/4933
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti ve Bedel

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 28074 ada 158 parselin ½ hissesinin … …’e diğer 1/2 hissesinin ise Maliye Hazine adına kayıtlı olduğunu bunun 1000 m2’lik kısmını muris … …’in oğlu davalı …’den 1996 yılında haricen satın aldığını, davacının satın alındığı yer tapuda tescil edilmeden davalılardan …’in babası … aleyhine icra takibi başlattığını, alınan yetkiyle …’in muris … … mirasçıları aleyhine Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1516 Esas, 2009/1005 Karar sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını, bu davada davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatlara ilişkin iddiada bulunduğunu ve fakat paydaş olmadığından talebinin reddedildiğini, ortaklığın giderilmesi davasında satışa karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, karar kesinleşmeden önce davacının Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/269 Esas, 2011/339 Karar sayılı dosyada dava konusu taşınmaz üzerindeki bina ve muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine, davacının haricen aldığı kısmın belirlenerek temliken tesciline ve mümkün olmadığı takdirde ise satın aldığı arsa ile inşa ettiği bina ve muhdesatların kaim bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece, davacının dava konusu arsaya ev ve eklentilerini yaptığının anlaşıldığı, yapılan keşifte bina ve eklentilerinin değerinin 26.207,20 TL olarak belirlendiği, bu bedelin davalı … tarafından ödenmesine ancak davanın konusu 10.000 TL olarak belirlendiğinden ve bu miktar harçlandırıldığından 10.000 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, tapu iptal ve tescil talebinin ise reddine karar verildiği ve yine davalılar Hazine ve … yönünden açılan davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, kararın kesinleştiğini bu arada ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar doğrultusunda Antalya 3 Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/31 sayılı satış dosyasında satış işleminin gerçekleştiğini ve dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi tarafından satın alınmakla taşınmazın tamamına malik olduğunu, taşınmazın bedeli içerisinde davacının muhdesatlarının da bulunduğunu, bu nedenlerle davacının dava konusu üzerinde bulunan ev ve bahçesi ile zirai muhdesatların dava tarihindeki bedelinin davalılardan … ve ortaklığın giderilmesi davası sonucu sebepsiz zenginleşen diğer davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili ve davalı … … vekili; davanın reddini savunmuştur. Davalı … ise beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece; davacının muhdesat aidiyetinin tespiti nedeniyle daha önce Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığıdan ve buna ilişkin karar verildiğinden mahkemede açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden şimdilik 5.000 TL olarak açılan belirsiz alacak davasının ise … yönünden husumetten, diğer davalılar Hazine ve … yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 16.10.2017 tarihli ve 2015/9539 Esas, 2017/12928 Karar sayılı ilamı ile davacının talebinin esasen muhdesatın tespitine ilişkin olmadığı, davalının talebinin alacağa ilişkin olduğu dolayısıyla daha önce Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın bu dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, davacının alacağa ilişkin talebinin ise kesin hüküm oluşturduğu düşünülen Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/269 Esas, 2011/339 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda belirlenen 26.207,20 TL den hükmedilmeyen 16.207,20 TL’ye ilişkin olduğu, davacının talep miktarı da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine taleple bağlı kalınarak 5.000 TL’nin davalılar … ve …’den müştereken müteselsilen tahsiline, davalılar … ve Hazine yönünden ise reddine karar verilmiştir. Hüküm davalılar … ve … tarafından süresinde ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava; uyuşmazlık konusu 28074 ada 158 parsel (eski 2241 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ev ve bahçesi ile zirai muhdesatların dava tarihi itibariyle bedelinin tespiti ile bedelinin davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalılar … ve …’in aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı tarafından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/269 Esas, 2011/339 Karar sayılı dosyada davacı … davalılar …, … ve Maliye Hazinesine karşı iş bu davada dava konusu olan aynı taşınmaza ilişkin olarak temliken tescil, muhdesat tespiti ve bedel talebinde bulunmuştur. Mahkemece temliken tescil talebinin reddine, yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki talep edilen muhdesat bedeli 26.207,20 TL olarak belirlenmişse de taleple bağlı kalınarak 10.000 TL’nin davalı …’den tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş ve karar 09.09.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Bozmada da belirtildiği üzere davacının talebi kesinleşmiş olan davada davacı lehine hükmedilmeyen kısma ilişkin olup bu kısım yönünden dava esnasında vefat eden … mirasçıları … ve … yönünden kabul kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla dosya arasına alınan …’e ait nüfus kaydında … ve …’den başka iş bu davada davalı gösterilen … de mirasçı olarak tespit edildiğinden başka bir deyişle hakkında kabul kararı verilmesi gereken … mirasçısı olması nedeniyle diğer davalılar … ve … ile birlikte davalı … … yönünden de kabul kararı verilmesi gerekmektedir. O halde Mahkemece hükmün 1. fıkrasına “… davalılar …” dan sonra “…” isminin de eklenmesi gerekmiştir.
Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve …‘in ayrı ayrı temyiz itirazlarının kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 1. fıkrasına “ … davalılar …” dan sonra “…” isminin de eklenmesine, 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davalılar … ve …‘in sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 09.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.