YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2557
KARAR NO : 2020/7135
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan adresin borçlu ile bağının bulunmadığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ve üçüncü kişinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla beraber hareket ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu mallar borçlu elinde haczedildiğinden ispat külfetinin davacıya ait olduğu, bilirkişi raporu, usule uygun tutulmuş ticari defterler ve tüm dosya kapsamından, davacı şirketin … … A.Ş.den satın aldığı malları fason boyama işi için borçluya gönderdiği ve teslim ettiği, borçlu şirket tarafından bu mallar iade edilmediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.11.2012 tarihli ve 2012/5256 Esas, 2012/12488 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece davacı üçüncü kişiden talebinin hangi menkullere ilişkin olduğu sorularak somutlaştırması istenildikten sonra hacizli malların halen mevcut olması halinde mahallinde teknik bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak istihkak iddiasında bulunulan ve delil olarak sunulan belgelerdeki malların hacizli mallara uygun olup olmadığı yönünde inceleme yapılması, mevcut olmaması halinde borçlu tarafından Gebze 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/151 Değişik iş dosyası ile yaptırılan tespitteki bilirkişi raporundan yararlanarak, davacının sunduğu ve icra dosyalarında da liste olarak verdiği malzemeye uygun olup olmadığı usule uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, böylece karinenin aksinin kesin olarak ispatlanıp ispatlanmadığı tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi için bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, defterler üzerinde yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu uyarınca istihkak iddia edilen menkullere ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. İİK’nin “Takibin Durması ve Düşmesi” başlıklı 193. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında: “İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer…” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.
Takip borçlusu hakkında, Gebze 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 05/04/2018 tarihli ve 2015/527 Esas ve 2018/307 sayılı Karar ile iflas kararı verildiği, kararın temyiz aşamasında olup kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İflas kararının kesinleşmesi üzerine borçlu hakkındaki takipler ve hacizler İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca düşecektir. Ayrıca, borçlu hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesi üzerine; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekir. Bu durumda, iflas kararı, istihkak davasının şartlarına doğrudan etki edeceği için Mahkemece, iflas davasının sonucu bekletici mesele yapılarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebebine göre davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.