YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3068
KARAR NO : 2020/6740
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 61 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, sözkonusu yapının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … dava konusu evin davacı tarafından yapıldığını beyan ederek açılan davayı kabul etmiş, diğer davalı … … ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 61 parsel üzerinde bulunan 1 adet 2 katlı betonarme binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılardan …’in aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK mad. 722, 724 ve 729). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, davaya konu evin davacı tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, evin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 1.bendinin HUMK’un 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalılardan …’in temyiz itirazlarının 2. bentte açıklanan nedenle kabulü ile, hükmün 1.bendindeki “…. mülkiyetinin ….” kelimesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, davalılardan …’in sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 3.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.