YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3839
KARAR NO : 2020/7318
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 20.09.2016 tarihli ve 2016/501 Esas, 2016/886 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili; haciz mahallinin borçlunun eski ticaret sicil adresi olup, borçlunun yeni taşındığı adresin boş olduğu ve faaliyete yarar hiçbir makinanın olmadığının tespit edildiğini, haciz mahallinde borçluya ait belge bulunduğunu açıklayarak, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı adresindeki hacizde sadece bir kısım büro malzemelerinin olması nedeni ile dava konusu haciz mahalline gidildiği, hacizde borçlu adına belge olduğu, davalı borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 28.11.2016 tarihli ve 2016/94 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin davayı kabul etmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı davalı üçüncü kişinin bu yöndeki istinaf talebinin haklı bulunmadığı, ancak 138.000-TL üzerinden dava harçları yatırıldığı halde, 153.000-TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile davalı üçüncü kişinin esasa ilişkin sair istinaf taleplerinin reddine; davalı üçüncü kişi şirketin istinaf talebinin kısmen kabulü ile; … İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/501 Esas ve 2016/886 Karar sayılı 29.09.2016 tarihli hükmünün 4. fıkrasının hükümden çıkartılarak hükmün 4. fıkrasının “Davacı vekili için 138.000-TL başlangıçta harca esas dava değeri üzerinden nispi olarak hesaplanan 13.790-TL vekalet ücretinin davalı üçüncü kişiden alınarak davacıya verilmesine” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilmesi de dahil istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge adliye mahkemeleri, bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk derece mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge adliye mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, ilk derece mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul kararı verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda, yukarıda açıklandığı şekilde istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı şekilde, bir yandan davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK’nin 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilirken diğer yandan davalı vekilinin HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesine göre vekalet ücretine yönelik istinaf talebi kabul edilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmaması, ayrıca kanunda yer almadığı şekilde yalnızca İlk Derece Mahkemesi hükmünün vekalet ücreti ile ilgili bölümü yönünden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı üçüncü kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.