Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/4158 E. 2020/7535 K. 24.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4158
KARAR NO : 2020/7535
KARAR TARİHİ : 24.11.2020

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin, Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.2019 tarihli ve 2017/694 Esas, 2019/154 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Hazine vekili, davaya konu 1288 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile sicilden terkinini, davalının söz konusu parsel üzerindeki müdahalenin önlenmesi amacıyla elatmanın önlenmesi ve yıkım kararı verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davanın, tapuya güven ve Anayasa’da düzenlenen mülkiyetin korunması ilkelerine aykırı olduğunu, on yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, taşınmazın kıyıda kaldığı iddiasının doğru olmadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, 1288 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, kıyı kenar çizgisi içinde yer alan ve fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 5 m²’lik alana davalının müdahalesinin men’ine, yapının kal’ine dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1288 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kamunun istifadesine açık kıyı olarak terkinine, bir elatma olmadığı gibi davalı aleyhine kesinleşmiş mahkeme kararı da bulunmadığı gerekçesiyle men’i müdahale ve kal isteğinin reddine karar verilmiş, karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu’nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi ve yıkım talebine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Bölge Adliye Mahkemesince bir elatma olmadığı gibi davalı aleyhine kesinleşmiş mahkeme kararı da bulunmadığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde, 18.02.2019 havale tarihli fen bilirkişi krokisinde, dava konusu 1288 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan yapının A harfi ile gösterilen 5 m²’lik bölümünün dava konusu parsel içinde kaldığı, 21.02.2019 havale tarihli inşaat, ziraat ve jeoloji mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu tarafından sunulan ek raporda da müdahalesi bulunan yapının dava konusu 1288 parsel üzerinde kalan kısmının yıkılması halinde bina bütünlüğü bozulacağından binanın tamamının yıkılması gerektiğinin belirtildiği, ancak parselin kuzeyinde bulunan ve dava konusu parsele müdahalesi gösterilen söz konusu yapının kime ait olduğu konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı, bu hususun taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı konusunda tereddüte düşülmesine sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece anılan husus gözardı edilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davalının yatırdığı 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 24.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.