Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/4167 E. 2023/337 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4167
KARAR NO : 2023/337
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1028 E., 2020/729 K.
KARAR : İstinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın yargılamanın iadesini isteyen davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yargılamanın iadesini isteyen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davalı … vekili dava dilekçesinde; … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli ve 2012/519 Esas, 2013/291 Karar sayılı ilamı ile; davacı …’ın Serbostanyan-ı Hassa Abdullah /Hamdullah Ağa/Paşa Bin … Ağa Bin Abdullah Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verildiğini, iş bu kararın 24.11.2014 kesinleştiğini, ancak … personelleri Vakıf Uzmanı … Kasap, Müdür Adem Şahin ve Kültür ve Tescil Daire Başkanı Adnan Tüzen’in 10.09.2015 tarihli raporları ile Serbostanyan-ı Hassa Abdullah/Hamdullah Ağa/Paşa bin … Ağa bin Abdullah Paşa Vakfından 1947 tarihinde bir takım kimselere intifa hakkı tahsisi yapıldığı, bu tahsis işleminin yegâne dayanağının … 3. Asliye Hukuk Yargıçlığının 943/1232 E. Ve 944/69 K. sayılı bir ilamı olduğunu, ancak bu ilamda adı geçen “Şehsuvarzâde (Seyyid) Hamdullah Paşa” tarafından kurulmuş bir vakıf kaydı bulunmadığı, ayrıca bu kimsenin “Serbostanyan-ı Hassa Abdullah/Hamdullah Ağa/Paşa bin … Ağa bin Abdullah Paşa Vakfı’nın kurucusu olan diğer bir Hamdullah Paşa ile hiçbir ilgisi olmadığı, davacı ile vakıf kurucusu arasında soybağı ilişkisi bulunmadığı ileri sürülerek davacının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş ilamın” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (6100 sayılı Kanun)) 374 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi yolu ile iptali ile davacının davasının reddine karar verilmesi istenmiştir.

II. CEVAP
Davacı (aleyhine yargılamanın iadesi istenilen) vekili cevap dilekçesinde; yargılamanın yenilenmesine dayanak yapılan raporun Kanun’un aradığı nitelikte yeni bir rapor olmadığı, davalı kurumda zaten mevcut olan bilgilerin başka bir davaya sunulmak üzere yeniden düzenlenmesinden ibaret tek yanlı denetime elverişsiz bir rapor olduğu beyan edielerek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi savunulmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ve 2015/530 Esas, 2018/530 Karar sayılı kararı ile, somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 375 inci maddesinde öngörülen yargılamanın iadesi şartlarının gerçekleşmediği gerekçesi ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı (yargılamanın iadesini isteyen) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
Yargılamanın yenilenmesini gerektiren vakıf uzmanı raporunun ve arşiv kayıtlarının bulunduğunu, belgelerden durumun anlaşıldığını belirterek yargılamanın yenilenmesi şartları oluştuğundan kararın kaldırılmasını ve mahkeme kararının iptal edilmesini istinaf talebinde ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2020 tarihli ve 2019/1028 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararıyla; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375 inci maddesinde yargılamanın iadesi nedenlerinin sınırlı olarak belirtildiği, bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın iadesi yoluna gidilemeyeceği, başka deyişle, maddede sayılan yargılamanın iadesi sebepleri kıyas yolu ile genişletilemeyeceği, davalı vekilinin yargılamanın iadesi sebebi olarak 6100 sayılı Kanun’un 375/ç bendine dayandığı, … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada, vakfiye ve zeyl vakfiyelerin getirtildiği gibi uzman bilirkişi marifetiyle rapor alındığı ve incelemenin Yargıtay derecatından geçerek kesinleştiği, davalı yanın, yenilenmesi istediği davanın yargılanması esnasında iş bu davada ileri sürdüğü ve ortaya çıkarttığı belgeleri sunması gerektiği, davalıda olan ve mahkemeye sunulmayan belgenin sonradan ortaya çıkarılmasının yargılamanın yenilenmesi için yeterli olmadığı, bu durum elde olmayan bir sebep olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla Mahkemece yeterli görülmeyerek yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı (yargılamanın iadesini isteyen) vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 6100 sayılı Kanun’un 375 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın iadesi yolu ile galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine dair kararının ortadan kaldırılması ve davacının davasının reddi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesi uyarınca; aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.

2. Aynı Kanun’un 379 uncu maddesinde“Yargılamanın iadesi talebi üzerine Mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.” hükümlerine yer verilmiştir.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı (yargılamanın iadesini isteyen) vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR :
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz eden Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.