Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/459 E. 2021/4762 K. 03.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/459
KARAR NO : 2021/4762
KARAR TARİHİ : 03.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : TMK’nin 713/1. Mad. Uyarınca Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedeniyle mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılmayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk olarak davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 2012/13156 Esas, 2013/11431 Karar sayılı ilamı ile “dava tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1980-1990 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları ve Kadastro Müdürlüğünden getirtilecek paftaların keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen paftaların ise düzenlendikleri (1980-1990 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaret ettirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nin 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önceki götürülmeyen üç uzman bilirkişi, üç ziraat mühendisi veya yüksek mühendisi aracılığıyla ya da Ziraat Fakültesinin toprak bölümünde uzman akademisyenler aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle dava konusu yerin imar ve ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunda kendilerinden gerekçeli ve denetime açık rapor istenilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nin 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK’nin 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1.maddesinin 2 ve 3.bentleri uyarınca Mersin İli’nin mülki sınırları Mersin Büyükşehir Belediye sınırı olarak belirlenmiştir. TMK’nin 713/3.maddesi uyarınca; tescil davasının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılması gerekir. Anılan kanun hükümleri uyarınca davanın … ile Anamur Belediye Başkanlığına yöneltilmek suretiyle taraf teşkilinin yapılması gerekmektedir.” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak devam eden yargılama neticesinde davacının davasının kısmen kabulü ile; Mersin İli, Anamur İlçesi, Akine mahallesinde 12/01/2015 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide( A) harfi ile gösterilen 21.921,52 m2’lik taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı Hazinenin tescil talebinin kısmen kabulü ile; Mersin İli, Anamur İlçesi, Akine mahallesinde 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide ( B) harfi ile gösterilen 10.406,72 m2’lik taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; çekişme konusu taşınmazın 1977 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama sınırları dışında kalmış olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı ve dava konusu taşınmazın imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde imar-ihya için aranan tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiştir. Zira bozma ilamında ..yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nin 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dosyaya getirtilen hava fotoğrafları ve paftaların keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla uygulanması gerektiği belirtilmesine rağmen, bozma sonrası yapılan keşifte tanık bulunmamaktadır ve bozma kararında belirtildiği şekilde uygulama yapılmamıştır.
Ayrıca, bilirkişiler …… tarafından hazırlanan 12.01.2015 havale tarihli ortak raporda dava konusu taşınmazın A ile gösterilen kısmının imar-ihyasının en az 25-30 yıl önce tamamlandığı ve bu tarihten beri aralıksız olarak tarım arazisi olarak kullanıldığı, B ile gösterilen kısmının ise imar ihyasının 15-16 yıl önce tamamlanarak, bu tarihten beri aralıksız olarak tarım arazisi olarak kullanıldığı ancak 1990 yılı memleket haritasında bu yerin yeşil alan (orman) içerisinde kaldığının belirtildiği anlaşılmıştır. A ve B ile gösterilen taşınmaz kısımlarından toprak alınıp analizinin yapılması, bu iki taşınmaz kısmının toprak yapısı, toprağın eğimi, toprağın özelliği vs. gibi yönlerden karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve A ile gösterilen kısmın orman vasfı bulunup bulunmadığı hususunun netleştirilmesi, bu hususlarda denetime elverişli, karşılaştırmalı rapor alınması gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Öte yandan; yapılan yargılamada, yukarıda adları yazılı bilirkişilerce hazırlanan 12.01.2015 havale tarihli rapor ekinde bulunan krokide dava konusu taşınmazın B ile gösterilen kısmının yeşil alan (orman) içerisinde kaldığı belirlendiği halde, Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesinin düşünülmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
03.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.