Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/588 E. 2021/4638 K. 02.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/588
KARAR NO : 2021/4638
KARAR TARİHİ : 02.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, 2834 ada 4 parsel sayılı 329 m2 yüzölçümlü taşınmazda hissesi bulunan gaip … çocukları… oğlu … mirasçıları ile Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması için kayyım atandığını, Kayyım Büro Başkanlığı tespit komisyonunca belirlenen 23.630,00 TL ecrimisil bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine, davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2834 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapuda, bahçeli ev vasfı ile kendilerine kayyım atanan … çocukları … oğlu … ve dava dışı üçüncü kişi arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davacı alacaklının 30.12.2011 tarihinde başlattığı icra takibi ile 01.11.2009 ila 31.12.2010 arasına ait toplam 23.630,00 TL ecrimisil, 1.512,32 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep ettiği, davalı borçlu tarafından süresinde borca itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmaz her ne kadar tapuda “bahçeli ev ” vasfında kayıtlı ise de zeminde fiilen yığma muhdesatın bulunmamakta, takip konusu edilen dönemde davalı tarafından otopark işi için kullanıldığı sabittir. Davalının mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gözetildiğinde davacı kayyım tarafından ecrimisil talep edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yer alan ecrimisil hesaplama yönteminin usulüne uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. 07.11.2014 tarihli … … tarafından düzenlenen ve bu rapor ile aynı doğrultuda görüşe yer verilen 29.05.2015 tarihli Hilal Erdaş’a ait bilirkişi raporlarında takip konusu dönemden sonraya ait kira sözleşmesi emsal kabul edilerek sonuca gidilmesi doğru değildir. Her iki bilirkişi raporunda da , davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve halihazırda taşınmazı kullanan dava dışı üçüncü kişi ile akdedilen 20.07.2012 başlangıç tarihli, iki yıl süreli, yıllık 25.500,00 TL bedelli kira sözleşmesine itibar edilmiş, kira bedeli ÜFE oranında güncellenmek suretiyle 2009 yılına uyarlanmış, devam eden yıl için ÜFE oranında artış yapılarak ecrimisil hesaplanmıştır. Oysa ki, icra takibi ile 01.11.2009 ila 31.12.2010 arası dönem için ecrimisil talep edildiği düşünüldüğünde, 20.07.2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin somut olayımızda emsal olabilme niteliği bulunmamaktadır. Bu nedenle bilirkişi tarafından re’sen emsal araştırması yapılıp 01.11.2009 tarihi itibariyle taşınmazın getirebileceği kira parası belirlendikten sonra, müteakip dönem için 12 aylık ortalama ÜFE artış oranının yansıtılması suretiyle dava konusu taşınmazın aylık getirebileceği kira parasının belirlenmesi ve mahkemece bu belirlenen kira bedelinden az olmamak üzere ecrimisil bedeli takdir edilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.