YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/596
KARAR NO : 2021/4954
KARAR TARİHİ : 10.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıların taşınmazın önceki malikinin kiracıları olduklarını, müvekkilinin daha önceden kiracı olan davalıların taşınmazdan tahliyelerini talep ettiğini, fakat davalıların tahliye hususunda direnerek, herhangi bir bedel ödemeksizin 01.11.2013-01.01.2015 tarihleri arası taşınmazı işgal ettiklerini ve taşınmaz üzerinde hurdacılık işiyle iştigal ettiklerini, taşınmazın arsa vasfında olduğunu öne sürerek, 16.800,00 TL ecrimisilin 01.11.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden …’nun dava konusu taşınmazı hiç kullanmadığını, taşınmazda daha önce kiracı olan diğer müvekkili …’nun babası olması sebebiyle taşınmazda bulunduğunu, müvekkili …’nun ise daha önce ilgili taşınmazın kiracısı olup, önceki malik ile aralarında yapmış oldukları kontrat gereği taşınmazda bulunduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, önceki malikin kiracıları olan davalıların dava konusu taşınmazı davacının rızası dışında bedelsiz olarak kullanmaya devam ettikleri gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı 26.09.2013 tarihinden sonra kayden maliki olduğu taşınmazda, önceki malikinin kiracıları olan davalıların tahliye hususunda direnerek oturmaya devam ettiklerini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalılardan … ise davacıdan önceki malik ile akdettikleri 01.11.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca dava konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece önceki malikin kiracıları olan davalıların dava konusu taşınmazı davacının rızası dışında bedelsiz olarak kullanmaya devam ettikleri kabul edilerek ecrimisilden sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, kira sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil koşuluna bağlı tutulmamış, sözlü olarak da yapılabileceği kanun koyucu tarafından kabul edilmiştir. Öte yandan kira ilişkisi, kişisel borç doğuran bir sözleşme türü olup, taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi ile ilgili değildir. TBK’nin 310. maddesi hükmüne göre kiralananın mülkiyetinin kiralayan malik tarafından üçüncü kişiye devri ile birlikte, kiralayan ve kiracı arasındaki kira sözleşmesi tüm hak ve borçları ile birlikte yasa gereği kendiliğinden yeni malike geçer. Taşınmazın başkasına satılması, kiracının kişisel hakkını ortadan kaldırmaz. Davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası değil, 6570 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kiralananın tahliyesi ve kira alacağı davası açması gerekmektedir.
Hâl böyle olunca, açıklanan nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.