Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/707 E. 2021/4987 K. 10.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/707
KARAR NO : 2021/4987
KARAR TARİHİ : 10.06.2021

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2018/368 Esas, 2019/454 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun elatmanın önlenmesi yönünden esastan reddine, ecrimisil yönünden kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle usulden reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeninin maliki olduğu 6 nolu bağımsız bölümün haklı bir sebep olmadan davalı tarafından kullanıldığını belirterek, davalının elatmasının önlenmesini, davalının taşınmazdan tahliyesini ve 06.08.2018 tarihinden dava tarihine kadar işleyecek ecrimisilin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne davalının 17997 ada 6 nolu parsel, A blok, 1. Kat, 6 nolu bağımsız bölüme müdahalesinin meni ile taşınmazdan tahliyesine, 3.910 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince elatmanın önlenmesi yönünden başvurunun esastan reddine, ecrimisil yönünden başvurunun kesinlik sınırı altında kalması sebebiyle usulden reddine karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacının aynı dava dilekçesi ile birden fazla talebi ileri sürmesi “objektif dava birleşmesi” olarak tanımlanır. Doktrinde objektif dava birleşmesi ya da kümülatif dava yığılması olarak adlandırılan kurum, yeni Kanunumuzda “davaların yığılması” terimi benimsenerek düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 30.04.2019 tarih, 2018/4-1036 Esas ve 2019/493 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesinlik sınırının belirlenmesi kamu düzenindendir ve kesinlik sınırı belirlenirken davanın değeri esas alınır. Davanın değeri ise genel anlamıyla, bir davadaki taleplerin toplamıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre harç tüm taleplerin toplamı üzerinden alınır (16/2. mad). Objektif dava birleşmesi durumunda dava değeri, aynı davada ileri sürülen taleplerin toplam değeridir.
Somut olayda, davacı aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş taleplerini aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan kesinlik sınırının tespiti için elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine yönelik dava değerlerinin toplanmaları ile ortaya çıkacak değerin esas alınması gerekir. Başka bir anlatımla; aynı maddi ve hukuki ilişkiden doğmuş talepler aynı dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünde dava değerinin bu iki talebin toplamı olarak değerlendirilmesi gerekir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesinin ecrimisile yönelik istinaf istemini esastan incelemesi gerekirken, usulden reddetmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.