YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/839
KARAR NO : 2022/9004
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vakıfların teftiş ve denetleme giderlerine katılma payının tahsili
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmesi üzerine miktar itibari ile duruşma isteminin reddinden sonra Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı vakfın 2004-2008 yılları arasında mütevelli heyeti başkanlığını yapan davalıların murisi …’un, vakfı zarara uğrattığı iddia edilerek 30.257,84 TL ana para ve işlemiş faiziyle birlikte toplam 44.633,47 TL’nin davalılardan tahsili istenilmiş; Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın 30.257,84 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı davacı vekili ile davalılar vekilinin temyiz etmesi üzerine, Dairemizce; hükme esas alınıp bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ecrimisil ve kira hukuku ile zeytin ile varsa diğer mahsuller yönünden ziraat mühendisi ve hesap bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetince, 2004-2008 yılları arası vakfın mahsül, kira ve ecrimisil yönünden elde edeceği gelir ile yapılan bağış ve giderlerin vakfa ait başta vakıf senedi olmak üzere defter, belge ve makbuzlar üzerinde davacının iddiası ile davalıların savunmaları da dikkate alınıp ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, davacının faiz talebi hakkında ise; haksız fiil sebebiyle oluşacak zararlarda temerrüt tarihinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olduğu, dolayısı ile faizin başlangıcı yönünden davalıların ayrıca temerrüte düşürülmelerine gerek olmadığından davacı tarafın, zimmete geçirildiği belirlenecek tutara, haksız fiil tarihinden itibaren faiz talep edebileceği ve işlemiş faize ilişkin harcın yatırılmış olduğu da dikkate alınıp faiz miktarının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekliliğine işaret edilerek bozulması sonrası mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın 44.633,47 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı vakfın mütevelli heyeti başkanlığını yapan davalıların murisinin vakfı zarara uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a.Davalılar murisi ….,’nın 2004 ila 2008 yıllarında davacı vakfın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı, yapılan denetimler sonucu elde edilen gelirlerden masraf ile yapılan bağışlar düştükten sonra 30.257,84 TL’yi zimmetine geçirdiği tespit edilerek 30.257,84 TL asıl alacak ve 14.375,63 TL işlemiş faizin tahsili istenmiştir. Mahkemece verilen davanın kısmen kabul kararı Dairemizce bozulması üzerine Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ancak, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bozma ilamında hükme esas alınan raporun hüküm kurmak için yeterli olmadığı vurgulanmış ve hükme esas alınacak bilirkişi raporunun kriterlerine detaylı şekilde yer verilerek yeniden rapor alınmasına değinilmiştir. Ancak Mahkemece bozma sonrası aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2004 ila 2008 yıllarına dair her yıl için vakfa ait taşınmazlar üzerindeki zeytin ağaçlarının getireceği gelir ile taşınmazların getireceği kira gelirinin ayrı ayrı hesaplanması yerine, 2004 ila 2008 yılları arası ortalama zeytin ve kira gelirine göre hesaplama yapan denetime elverişsiz rapora dayalı olarak karar verilmesi,
b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, asıl alacağa 01.01.2009 tarihinden dava tarihi olan 19.06.2013 arası için reeskont faizi uygulanarak hesaplama yapılmıştır.
Dava dilekçesinde, temerrüt faizi talep edilmiş olup, 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereği temerrüt faizi, ancak taraflar arasında para borçlarında sözleşme ile belirlenen miktar olup somut olayda taraflar arasında bir sözleşme veya ticari işten kaynaklanan bir alacak olmayıp haksız fiilden kaynaklanan bir alacak olduğundan bilirkişilerce hesap edilecek asıl alacağa her dönem sonundan itibaren dava tarihine kadar yasal faiz hesap edilmesi gerekirken talep aşılarak alacağa reeskont faizi uygulanması,
c. Türk Borçlar Kanunu’nun 121/3. maddesinde düzenlenen, uygulamada “faize faiz yürütme yasağı” olarak da bilinen, kamu düzeni ile ilgili olması sebebiyle mahkemece resen gözetilmesi gereken, sadece ana para yönünden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken ana para alacağına işlemiş faiz de eklenmek suretiyle toplam alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2/a,b,c) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalılar vekilinin yazılı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.