YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/900
KARAR NO : 2021/5444
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespit ve Tapu Kütüğüne Şerh Edilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 42 ada 21 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, taşınmazla ilgili bir işlem yapılması gerektiğinde davalı idareler tarafından taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle engel çıkarıldığını, davalı … tarafından yapılan kıyı kenar çizgisinin tespiti için açılan davalar sonucunda kıyı kenar çizgisinin gerçerliliğinin kalmadığını, komşu parsellere ilişkin açılan davaların reddine ilişkin kararların kesinleştiğini, vekil edeninin kıyı kenar çizgisi ile ilgili yapılan tebligatlara karşı süresinde başvuruda bulunmadığını, idari yargı hakkını yitirdiğini belirterek, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının tespiti ile, tapu sicili ve Urla Belediyesinde ilgili kayıtlara durumun şerhini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili ve davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle İzmir ili, Urla İlçesi, İskele Mah. 42 ada 28 parsel sayılı taşınmazın mülkiyet sınırlarının kıyı kenar çizgisi dışında olduğunun tespitine, davacının tapunun şerhler hanesine yazılması isteminin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Somut olaya gelince; davacının dava dilekçesinde tespit talebinde bulunduğu, eda talebinin olmadığı, davacının “taşınmazla ilgili bir işlem yapması gerektiğinde ilgili idarelerce engel çıkarıldığına” yönelik iddiası da dikkate alındığında davacının işlem yapması gerektiğinde ilgili idarelere başvuru yaparak, yasal süreleri beklemesi, sonucuna göre eda davası açması gerektiğine, dosya kapsamı itibariyle davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğuna dair bilgi ve belge olmadığı anlaşıldığına göre, davanın davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.