YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10061
KARAR NO : 2021/9837
KARAR TARİHİ : 30.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2017/4026 Esas, 2020/2943 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 1.856,89 ve 2.819,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve …’ün fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak, ayrı ayrı tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Yasa uyarınca satılarak … adına tescil edilmiştir.
Davacı …, kullanım kadastrosu sırasında lehine kullanım şerhi verilen 110 ada 1 parsel ile 111 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında, aslında zeminde var olmayan, taşınmazlarla bütün olarak kullandığı bir alanın yol olarak bırakıldığını ileri sürerek, yol olarak bırakılan taşınmaz bölümüyle birlikte taşınmazlarda adına şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi … 17.05.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 204,73 metrekarelik bölümün son parsel numarası verilerek 2/B vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, bu yerin davacı …’ün zilyetliğinde olduğunun tespiti ile parselin beyanlar hanesine bu hususun şerh verilmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesi’nin 14.9.2020 tarihli ve 2017/4026 Esas, 2020/2943 Karar sayılı ilamıyla, “Mahkemece, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün yol vasfında olmadığı, 110 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte bütün olarak davacının zilyetliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkartılan alanlarda kullanım kadastrosu yapılması işlemi idari bir tasarruf olup, kullanım kadastrosu yapılmayan taşınmazların beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesine ilişkin davanın dinlenilme olanağının bulunmadığı, açıklanarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının ve kabule göre de, (A) bölümünün kimin adına tescil edileceğinin hükümde gösterilmemesinin isabetsizliğine” değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, davacı … vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 6831 Orman Kanunu’nun 11. maddesinin 4. fıkrasında, “(Değişik dördüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazır vasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.” hükmüne; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4. maddesinde ise, “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun’la değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun’larla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan her iki yasa maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, hali hazır vasfı ile Hazinenin mülkiyetinde olacağı, ancak fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği anlaşılmaktadır. Kullanım kadastrosunun yapılmasının amacı, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulması ve taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişilerdir. Kadastro komisyonlarının, 2B alanlarında kadastro parselleri oluştururken fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsel oluşturması gerekir.
Somut olaya gelince; davaya konu edilen taşınmaz bölümü, tapuya tescili olmasa da yasa gereği … mülkiyetindeki 2/B parseli içerisinde kalan ancak paftasında yol olarak gösterilen yerdir. Bu nitelikteki taşınmazların da şartları oluştuğunda Hazine adına tescil edilmek suretiyle ilgilileri adına beyanlar hanesinde kullanım şerhi verilebilmesi mümkündür. Mahkemece dinlenen mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmaz bölümünün, davacı tarafından 6292 sayılı Yasa uyarınca kayden satın alınan 110 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazlarla bir bütün olarak kullanıldığını ve zeminde fiilen bir yol bulunmadığını bildirmiş, bilirkişi raporlarıyla da bu durum teyit edilmiştir. Davanın yukarıda açıklanan niteliğine ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşınmaz bölümü üzerinde, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulup … adına tescil edilerek davacı lehine kullanım şerhi verilmesinin hukuken mümkün olduğu, dava konusu edilen yerin, 2/B parseli dışında kalmadığı ve yerel mahkemenin bu yöne ilişen kararında bir isabetsizlik bulunmadığı bu defaki incelemede anlaşılmıştır.
Ne var ki; karar düzeltme istemine konu bozma ilamında da işaret edildiği üzere, dava konusu (A) bölümünün kimin adına tescil edileceği hükümde gösterilmemiştir. Yukarıda da ayrıntısıyla anlatıldığı üzere bu nitelikteki taşınmazların Hazine adına tescil edileceği kuşkusuz olup Mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olması isabetsiz ve bozma nedeni ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.9.2020 tarih ve 2017/ 4026-2020/2943 Esas-Karar sayılı “bozma” ilamının ortadan kaldırılmasına; yerel mahkeme hükmünün, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının 1. nolu bendinin 2. satırında yer alan “yol olarak ayrılan” ibaresinden sonra gelen “kısma yönelik tespitin iptali ile” kelimelerinin hükümden çıkartılmasına ve yerine “taşınmazın” ibaresinin yazılmasına; yine aynı bendin 2. satırında yer alan “2/B vasfıyla” ibaresinden sonra ve 3. satırda yer alan “tapuya kayıt ve tesciline” ibaresinden önce gelmek üzere “Hazine adına tarla niteliği ile” ibareleri yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 30.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.