Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10083 E. 2021/12735 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10083
KARAR NO : 2021/12735
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı … ve birleşen dosya davacısı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … … Mahallesi çalışma alanında bulunan148 ada 1 ve 2 parsel sayılı sırasıyla 586,56 ve 17.614,49 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek … adına; 148 ada 10 parsel sayılı 5.560,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 148 ada 11 parsel sayılı 15.505,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise ,tapu kaydı ve intikal nedeniyle … ve müşterekleri adına; 148 ada 3, 4, 5, 6, 113, 114 ve 115 parsel sayılı taşınmazlar, komisyon kararıyla 3402 sayılı yasanın 5. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı …, Dereli Kadastro Mahkemesinin 2007/22 Esas sayılı dosyası ile, 148 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak Kadastro Mahkemesinde dava açmış; birleşen dosya davacısı … tarafından, tapu kaydıyla malik olduğu taşınmazlara yönelik elatmanın önlenmesi istemiyle Dereli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000/55 Esas sayılı dosyasıyla açılan dava yargılama sırasında davaya konu 148 ada 3, 4, 5, 6, 113, 114 ve 115 parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında müdahil … ve arkadaşları, miras yoluyla gelen hakka ve hibeye dayanarak, dava konusu 148 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 10 ve 11 parsellere yönelik olarak davaya katılmışlardır.
Kadastro Mahkemesinde, her iki dava ve çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; birleşen dosya davacısı …’ın davasının reddine, davacı …’ın davasının 148 ada 6 parsel yönünden kabulüne ve mezkur parselin … adına tesciline, diğer parsellere yönelik davasının reddine, müdahillerin davasının reddine, 148 ada 1, 2, 10 ve 11 parselin tespit gibi tesciline, 148 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların … adına tesciline, 148 ada 4 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, çekişmeli 148 ada 113 ve 114 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline, 148 ada 115 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve birleşen dosya davacısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı …’ın çekişmeli 148 ada 113 ve 114 parsele yönelik açılmış bir davasının veya eldeki davaya usulüne uygun katılımının bulunmadığı anlaşıldığına göre temyiz inceleme istemlerinin bu nedenle reddi gerekmiştir.
2. Davacı … ve birleşen dosya davacısı … vekilinin çekişmeli 148 ada 3, 4, 5 ve 6 parsellere ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu taşınmazların taksim edildiği kabul edilerek karar verilmiş ise de, varılan sonuç eksik araştırmaya dayalı olduğundan isabetli değildir. Belirtmek gerekir ki, aktarılan davada birleşen dosya davacısı … tapu kaydına dayanmıştır. Bilindiği üzere tapulu bir taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olamayacağından öncelikle, birleşen dosya davacısı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamının, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasının bulunması halinde haritasına göre belirlenmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece taşınmazlar başında yapılan keşifte tapu kayıtlarının kapsamları 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi uyarınca tevzi haritasından yararlanılmak suretiyle saptanmamış, toprak tevzi haritası ölçeği ile kadastro paftası ölçeği eşitlenerek haritalar çakıştırılmak suretiyle tapuların kapsamı belirlenmediği gibi, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu ve kimden kime ne suretle kaldığı hususunda somut olaylara dayalı ayrıntılı beyan da alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, birleşen dosya davacısı …’ın tutunduğu tapu kayıtlarına ait toprak tevzi haritası getirtilip dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri ve fen ya da harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişisi eliyle uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kayıtlarının haritası ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanmasını ve buna göre tapu kayıtlarının kapsamını gösterir krokili rapor alınmalı, tapu kayıtlarının haritasının fenni sıhhatte uygun olmaması halinde sınırları itibariyle uygulanarak kapsamı kroki de gösterilmeli; yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden taşınmazların ayrı ayrı kimden kime kaldığı, kim tarafından, ne zamandan beri, ne amaçla kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde bu çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; bu yolla birleşen dosya davacısı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamı net olarak belirlenmeli, taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde taşınmazların birleşen dosya davacısı … adına tesciline karar verilmeli, tapu kaydı dışında kalan kısımlar yönünden ise taşınmazların muris Ziver’den gelip gelmediği ve taksim edilip edilmediği hususları kesin olarak tespit edilmek suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3. Davacı …’ın, çekişmeli 148 ada 1, 2 ve 10 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli 148 ada 1 ve 2 parsellerin taksim sonucu …’a kaldığı, 148 ada 10 parselin ise …’dan intikalen mirasçılarına kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, taraflar arasındaki ilişkinin ne olduğu, mirasçılık ilişkisi varsa çekişmeli taşınmazın ortak muristen gelip gelmediği, mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği belirlenmediğinden, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ile uzman fen ya da harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan, taşınmazların kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin ne olduğu, taşınmazın davacı …’ın murisi …’ dan kaldığının anlaşılması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
4. Davacı …’ın, çekişmeli 148 ada 11 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli 148 ada 11 parselin …’ dan intikalen mirasçılarına kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve ne suretle kaldığı hususunda ayrıntılı beyan alınmadığı gibi, çekişmeli taşınmazın tespiti tapu kaydına dayalı olmasına karşın tapu kaydı uygulaması da yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespite esas tapu kayıtları eksiksiz olarak tüm intikalleri ile birlikte getirtilerek dosyasına konulmalı, tapu kayıtlarının herhangi bir taşınmaza revizyon görüp görmediği sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ile dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve varsa oluşumundan itibaren dayanakları olan kayıtlar getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında tespite esas tapu kayıtları okunup, tapu kayıtlarının sınırları mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve böylelikle tapu kayıtlarının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmeli, bu arada tapu kaydı kapsamında kalması halinde davacının zilyetlik ve taksime dayalı iddiasına değer verilemeyeceği dikkate alınmalı; taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin ne olduğu, taşınmazın davacı …’ın murisi …’dan kaldığının anlaşılması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
5. Birleşen dosya davacısı … vekilinin çekişmeli 148 ada 115 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, dava konusu taşınmazın yapılan araştırma sonucunda …’a ait olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de varılan sonuç eksik araştırmaya dayalı olduğundan isabetsizdir. Belirtmek gerekir ki, aktarılan davada birleşen dosya davacısı … tapu kaydına dayanmıştır. Bilindiği üzere tapulu bir taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olamayacağından öncelikle, birleşen dosya davacısı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamının, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasının bulunması halinde haritasına göre belirlenmesi gerekir. Ne var ki, mahkemece mahallinde yapılan keşifte tapu kayıtlarının kapsamları 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi uyarınca tevzi haritasından yararlanılmak suretiyle saptanmamış, toprak tevzi haritası ölçeği ile kadastro paftası ölçeği eşitlenerek haritalar çakıştırılmak suretiyle tapuların kapsamı belirlenmediği gibi, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu ve kimden kime ne suretle kaldığı hususunda somut olaylara dayalı ayrıntılı beyan da alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, birleşen dosya davacısı …’ın tutunduğu tapu kayıtlarına ait toprak tevzi haritası getirtilip dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri ve fen ya da harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişisi eliyle uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kayıtlarının haritası ile kadastro paftası haritası ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanmasını ve buna göre tapu kayıtlarının kapsamını gösterir krokili rapor alınmalı, tapu kayıtlarının haritasının fenni sıhhatte uygun olmaması halinde sınırları itibariyle uygulanarak kapsamı kroki de gösterilmeli; yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın ayrı ayrı kimden kime kaldığı, kim tarafından, ne zamandan beri, ne amaçla kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde bu çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; bu yolla birleşen dosya davacısı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamı net olarak belirlenmeli, taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde taşınmazların birleşen dosya davacısı … adına tesciline karar verilmeli; taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 30/2. fıkrası gereğince re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu da gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı …’ın çekişmeli 148 ada 113 ve 114 parsele yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE; 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı … ve birleşen dosya davacısı … vekilinin çekişmeli 148 ada 3, 4, 5 ve 6 parsellere ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları; 3 nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı …’ın çekişmeli 148 ada 1, 2 ve 10 parsellere ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları; 4 nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı …’ın çekişmeli 148 ada 11 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları; 5 nolu bentte yazılı nedenlerle, birleşen dosya davacısı … vekilinin çekişmeli 148 ada 115 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.