YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10403
KARAR NO : 2023/1794
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/821 E., 2019/176 K.
KARAR : Başvurunun Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/(1)-a maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğu belirtilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 15.05.2019 tarihli ek kararla temyiz talebinin miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılıp 04.09.1948 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 23.08.1951 ve 25.08.1951 tarihlerinde yapılan 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre maki tefriki ve 01.02.2013 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
2. Davacılar dava dilekçesinde; dava konusu … ili, … ilçesi, … Köyü, … mevkii, 340 parsel sayılı taşınmazın meyve bahçesi niteliğinde bulunmasına rağmen hatalı olarak orman sınırları içinde bırakıldığını, orman kadastro çalışmalarının usul ve yasaya aykırı olarak yapıldığını ileri sürerek, orman kadastro tespitinin iptal edilerek taşınmazın 1/2 hisseli olarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı … ve Su İşleri Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve 2013/25 Esas, 2017/24 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulüne, … ili, … ilçesi, … Köyü, … mevkii 340 sayılı parselin 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca taşınmazın tamamının orman sınırı içinde bırakılmasına ilişkin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali ile dava konusu … ili, … ilçesi, … Köyü, … mevkii 340 sayılı parselin tamamının orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiş, hükme karşı davalı … İdaresi vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.05.2018 tarihli ve 2018/221 Esas, 2018/305 Karar sayılı ilamıyla, taşınmazın değeri üzerinden harç tamamlatılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ve 2018/16 Esas, 2018/66 Karar sayılı kararı ile Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 1985/686 Esas, 2087/244 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaza ilişkin Orman İdaresi tarafından, dava konusu taşınmazı davacılara satış yoluyla devreden …’e karşı dava açıldığı, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna karar verildiği, verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.03.1989 tarihli ve 1988/983 Esas, 1989/2685 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesinin 2015/29 Esas, 2015/111 Karar sayılı dosyasında, Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 1985/686 Esas, 2087/244 Karar sayılı dosyası hakkında yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği, yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararın, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.04.2017 tarihli ve 2015/13331 Esas, 2017/3103 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, dava konusu 340 parsel numaralı taşınmazın Orman İdaresinin taraf olduğu bir davada orman sayılmayan yer olduğuna kararı verilmesi sebebiyle, 2013 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında kesinleşmiş mahkeme kararına uyulmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davaya konu … ili, … ilçesi, … Köyü, … mevkii 340 sayılı parselin 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca taşınmazın tamamının orman sınırı içinde bırakılmasına ilişkin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali ile dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … İdaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; taşınmaz için kesinleşmiş orman tahdidi var ise o yerin orman olup olmadığının kesinleşmiş orman tahdit haritasına göre belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde toprak hafriyat çalışması yapılarak dereye eğiminin düşürüldüğüne ilişkin tespitin dikkate alınmadığını, Karamürsel Kadastro Mahkemesinin 1985/686 Esas, 2087/244 Karar sayılı kararı dikkate alınarak verilen kararın hatalı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/821 Esas, 2019/176 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı … İdaresi vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun’un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına karşı davalı … İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … İdaresi vekili gerek ek kararın temyizi dilekçesinde gerekse esastan redde yönelik kararla ilgili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ile asıl kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibarıyla kesin olup olmadığı dolayısıyla ek kararın usul ve kanuna uygun bulunup bulunmadığına, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden kabul edilmesinde usul ve kanuna aykırılık olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1, 2, 7 ve 11 inci maddeleri, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Ancak 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinde, kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Kanun hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmış olup, madde gerekçesinde de açıkça belirlendiği üzere, bu madde ile mevzu davaların mülkiyet hakkına doğrudan tesirinden ötürü ehemmiyeti gereği miktar ve değerine bakılmaksızın kanun yolu incelemesine tabi tutulması suretiyle etkin denetim mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır.
Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuki belirlilik ilkesi, etkin denetim mekanizmasının oluşturulması gayesi ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinin düzenleme amacı bir arada değerlendirildiğinde, tereddüte yol açan usul hükümlerinin aşırı şekilci olarak uygulanması neticesinde yasanın denetim yollarının kullanımını önemli ölçüde etkileneceğinden, kanun yolu başvuru aşamalarının süren usul işlemlerinden olduğu, hükmün kesinleşinceye kadar geçirdiği derecatın bir bütünü oluşturduğu hususları da göz önüne alındığında, 3402 sayılı Kanun’un Ek 6 ncı maddesinin henüz kanun yolu aşamasında olan dava dosyalarına, yürürlük tarihinden bağımsız olarak sirayet edeceği hususunun tereddütsüz olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusu neticesinde verdiği 21.02.2019 tarihli karar, 3402 sayılı Kanun’un Ek 6 ncı maddesi itibariyle kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil nihai karar olduğundan, temyiz talebinin reddine ilişkin usul ve kanuna aykırı Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
(V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
(V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2019 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.