YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10412
KARAR NO : 2023/2052
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2070 E., 2019/1364 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/157 E., 2018/61 K.
Taraflar arasındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışmasına itiraz, kullanıcı şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince temyize konu taşınmaz yönünden teknik hataların düzeltilmesi çalışmasına itiraz talebinin kabulüne, kullanıcı şerhi verilmesi istemi yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kararın dahili davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Temyize konu … ili … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 185 parsel sayılı 4.325,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırları dışında olduğunu, yapılan kadastro çalışmasının hatalı olduğunu belirterek, yapılan kadastro çalışmasının iptali ile taşınmazın tapu kaydında kullanıcı olarak müvekkilinin adının belirtilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, kadastro çalışmalarının, yürürlükteki kanunlara ve usule uygun olarak yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … İdaresi vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın, kesinleşmiş orman tahdit sınırının dışında kaldığı, sonradan da gerek tahsis, gerekse başkaca herhangi bir şekilde vasfının orman olarak değiştirilmediği, tapu kaydında vasfının tarla olduğu, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) uyarınca kadastro çalışmalarına başlanıldığı zamanda, tarla vasfında olduğu, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmasında, orman içerisinde gösterilmesinin hatalı olduğu, dava konusu taşınmaz hakkındaki, kullanım kadastrosunun, askı ilanından çok önceki tarihte yapılması, askı ilan süresinin bitmiş olması da değerlendirildiğinde, tapu kaydında kullanım şerhi verilmesine yönelik talep açısından mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesi ile 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmasının iptali davasının kabulüne, 185 parsel açısından 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmasının iptal edilerek, taşınmazın orman içerisinde kaldığına yönelik tespitin iptaline ve bu yönde gerekli düzeltmelerin yapılmasına, davacı taraf adına, tapu kaydında kullanım şerhi verilmesine dair davada, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde, talep halinde ilgili talep açısından, dosyanın görevli ve yetkili Çatalca Asliye Hukuk Nöbetçi Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, dahili davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Dahili davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; idarece mahallinde 2011 ve 2017 yılında yapılan tespitlerde taşınmazın ağaçlık alanda kaldığının, üzerinde herhangi bir kullanım bulunmadığının tespit edildiğini, taşınmazın tarla vasıflı olduğu ve beyanlar hanesinde de tamamının orman sınırları içerisinde kaldığına dair şerh bulunduğunu, mahkeme kararının eksik ve yetersiz incelemeye dayandığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu185 parsel sayılı taşınmazın; 1941 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdit çalışmalarında orman sınırları dışında bırakıldığı, 21.02.1991 tarihinde ilan edilen 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a (3302 Sayılı Kanun) göre yapılan çalışmalara konu edilmediği, taşınmazın 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tarla niteliği ile Hazine adına tespit gördüğü ve tespitin kesinleştiği, taşınmazın Milli Emlak Genel Müdürlüğünce eylemli orman olması nedeniyle orman idaresine tahsis edilmediği ancak 6292 sayılı Kanun çalışmalarında taşınmazın eylemli orman olması sebebiyle orman tahdit sınırları içerisine alındığı, 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesine göre orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışmalarının yeni bir orman kadastro çalışması olmayıp, kesinleşmiş orman kadastro haritalarındaki varsa vasıf ve mülkiyet değişikliği dışındaki aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların tespit edilmesi ve bu hataların giderilmesine yönelik bir çalışma olduğundan, kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışarısında bulunan bir taşınmazın eylemli orman olması sebebi ile orman tahdit sınırları içerisine alınmasına yönelik yetki bulunmadığı, bu nedenle kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında olduğu ve orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilmediği anlaşılan dava konusu 185 parsel sayılı taşınmazın eylemli orman olması sebebiyle, tahdit sınırları içerisine alma işleminin Kanuna aykırı olup, taşınmazın orman tahdit sınırları içerisine alınma işleminin iptaline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, dahili davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrasına göre yapılan teknik hataların düzeltmesi çalışmasının yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi, 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise; def’i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re’sen nazara alınmasıdır.
2. İlk Derece Mahkemesince 6292 sayılı Kanuna göre yapılan düzeltme çalışmalarının kanuna uygun olmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davacının 6292 sayılı Kanuna göre yapılan düzeltme çalışmalarına karşı dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
3. Şöyle ki, taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapılmış, taşınmazın tamamı orman sayılmayan alanda kalmıştır. 1980 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve davacının babası … oğlu …’ın fuzuli işgalinde olduğu açıklanarak 4.325,00 m2 yüzölçümü ve tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, taşınmazın beyanlar hanesinde “… oğlu …’ın işgalindedir” şeklinde şerh konulmuştur.1991 yılında yapılan aplikasyon, evvelce sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2/B uygulama çalışmalarında taşınmazın durumunda değişiklik olmamış, yine taşınmazın bulunduğu yerde 2009 yılında 2/B alanlarında 2924 sayılı Kanun kapsamında yapılmış olan fiili kullanım kadastrosu ve şagil şerhlerinin Ek 4 üncü madde uyarınca güncellemesi çalışması yapılmış, taşınmaz bu çalışmalara da konu olmamıştır. 2016 yılında 6292 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin 10 uncu fıkrasına göre yapılan teknik hataların düzeltmesi çalışmasında ise eylemli orman olması ve malikinin hazine olması sebebi ile orman sınırları içerisine alınmıştır.
4. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, hali hazırda tapu kütüğünde tarla niteliği ile kayıtlı bulunan, kadastro tutanağında davacının babasının haksız işgalinde bulunduğu belirtilmekle yetinilen, 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmayan ve kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan 185 parsel sayılı taşınmazda davacının ve mirasbırakanının hak sahibi olmadığı anlaşıldığına göre, davacı …’ın 6292 sayılı Kanun’un 11/10 uncu maddesine göre yapılan düzeltme çalışmalarına itiraz etmekte aktif dava ehliyeti bulunmadığından, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgı sonucu işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.