Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10487 E. 2022/9731 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10487
KARAR NO : 2022/9731
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Orman Kadastrosunun İptali, Tapu İptali Ve Tescil
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesinin görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalılar vekillerinin ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı dava dilekçesinde, 131 ada 1 parsel sayılı orman parseli içinde kalan, sınırlarını yapılacak keşifte göstereceği kadar yerin kendisine dedesinden miras yolu ile intikal ettiğini beyanla, dava konusu ettiği bu kısmın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiş, davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne,…..,ili, …., İlçesi, ….., Mahallesinde kain, 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 15.11.2017 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (1A) harfi ve rakamı ile gösterilen 518,02 m2’lik kısmın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir ada ve parsel numarası verilerek davacı … adına “taş ev ve arsası” vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 15.11.2017 tarihli teknik bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına dair verilen karara karşı davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince isteklerin esastan reddine karar verilmiş, bu son karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinden;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere, niza konusu taşınmazın orman olmadığının anlaşılmasına göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinden;
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16. maddesinde “Kamunun ortak kullanılmasına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlerden: A) Kamu hizmetinde kullanılan, bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler, (Hükümet, belediye, karakol, okul binaları, köy odası, hastane veya diğer sağlık tesisleri, kütüphane, kitaplık, namazgah, cami genel mezarlık, çeşme, kuyular, yunak ile kapanmış olan yollar, meydanlar, pazar yerleri, parklar ve bahçeler ve boşluklar ve benzeri hizmet malları) kayıt, belge veya özel kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine göre Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye köy veya mahalli idare birlikleri tüzelkişiliği, adlarına tespit olunur. B) Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edildiği veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle veya bilirkişi veya tanık beyanı ile ispat edilen orta malı taşınmaz mallar sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Bu sınırlandırma tescil mahiyetinde olmadığı gibi bu suretle belirlenen taşınmaz mallar, özel kanunlarında yazılı hükümler saklı kalmak kaydıyla özel mülkiyete konu teşkil etmezler. Yol, meydan, köprü gibi orta malları ise haritasında gösterilmekle yetinilir. C) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır. D) Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tabidir.”,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 715. maddesinde “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.”, 999. maddesinde “Özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz. Tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.” hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince lehine zilyetlik koşullarının oluşuğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamında yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan 09.11.2017 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile davacı tanıklarının dava konusu taşınmazın evvelde harman yeri olarak kullanıldığını beyan ettikleri; yine tespit bilirkişilerinden … Gökçimen’in, dava konusu taşınmazın 17 yıl önce verilen bir mahkeme kararı gereğince köy orta malı olarak belirlenmesi nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında orman olarak tespit edildiğini beyan ettiği halde; taşınmazın genel harman yeri mi özel harman yeri mi olduğu, özel harman ise ne şekilde ve yılın hangi zamanları kullanıldığı, dava konusu yere ilişkin daha önce açılan bir dava bulunup bulunmadığı hususları araştırılmadan hüküm tesis edildiğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.