Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1063 E. 2021/5107 K. 15.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1063
KARAR NO : 2021/5107
KARAR TARİHİ : 15.06.2021

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını açıklayarak, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapıldığını, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 15.2.2017 tarihli ve 2015/1871 Esas, 2017/1910 Karar sayılı ilamı ile;dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış, haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunmuş olup, davacı üçüncü kişi şirket borcun doğum tarihinden sonra 17.12.2012 tarihinde ünvanında değişiklik yaparak faaliyet konusunu değiştirmiş olduğuna göre, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davacı üçüncü kişinin dayandığı, bir kısmı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve adi yazılı kira sözleşmesinin karinenin aksini ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmadığından bahisle karar bozulmuş, davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre davalı alacaklı vekilinin tüm davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine;
2. Davacı üçüncü kişi vekilinin tazminata ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İİK’nın 97/13. maddesi hükmüne göre istihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı kurala bağlanmıştır.
Somut olayda yargılama esnasında, 26.02.2013 tarihli ön inceleme tutanağının 3. bendinde ” İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/666 Esas 2012/852 Karar sayılı 21.06.2012 tarihli tahliye kararından bahisle haczedilerek muhafaza altına alınan dava konusu malların dava sonuna kadar tedbiren yediemin sıfatı ile davacı şirkete teslimine” karar verilmiş, Mahkemece 7.5.2013 tarihli ara kararla, davacı tarafından haciz edilen menkul malların haciz tutanağındaki değerinin %40 ‘ı oranında nakdi veya muteber bir banka teminat mektubunun ara kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre içinde; İcra Dairesine yatırıldığı takdirde; 26.02.2013 tarihli tedbir kararının aynen devamına karar verildiği anlaşılmakla birlikte, takibin veya davaya konu menkullerin satışının tedbiren durdurulmasına karar verilmediği, Mahkemece verilen tedbir kararının satışın veya takibin durdurulması niteliğinde olmadığı, İİK 97/ 13. maddesinde aranan yasal şartların oluşmaması nedeni ile davacı üçüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nın ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tüm, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazının kabulüne ile hüküm fıkrasının 2. bendindeki ” asıl alacak tutarının %15’i tazminatın davacıdan alınarak davalılara verilmesine’’cümlesinin çıkartılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK’nin 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,90 TL’nin temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına, 15.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.