YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10751
KARAR NO : 2023/970
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/212 E., 2019/639 K.
KARAR : Davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sırasında … ili, … İlçesi, … Mahallesi 101 ada 21 parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, … ili, … ilçesi … Mahallesi 101 ada 21 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup Hazine adına tespitinin gerektiğini, bu taşınmazın 2015 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit gördüğünü, daha önce tescil harici bırakılan bu alanlarda ikinci bir defa kadastro çalışmalarının yapılmasının 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesine aykırı olduğunu, tescil harici bırakılan bu tür sahaların tescilinin Hazine adına yapılması gerektiğini ve bu tür sahaların kişiler adına yazılamayacağını açıklayarak, davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazı davalının yıllardan beri tarım arazisi ve zeytinlik olarak kullandığını, öncesinde bayilerinin kullandığını, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın Hazine ile ilgisinin olmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca davalı adına edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur
B. İstinaf Nedenleri
Davacı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olup yetersiz araştırma ve inceleme sonucu karar verildiğini, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup Hazine adına tescilinin gerektiğini, çalılık olduğu gerekçesi ile tescil harici bırakıldığını ve dört tarafının orman ile çevrili olup orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, davalı yararına edinmeye yeterli zilyetlik süresinin geçmediğini, ayrıca davalının zilyetliği ispatlayıcı belge ibraz etmediğini, orman tahdidinden dava tarihine kadar 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını ve davalı yararına zilyetlik kazanma koşullarının gerçekleşmediğini açıklayarak, yetersiz inceleme ve araştırma sonucu verilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel ve tespit bilirkişi ile tanık beyanları, alınan uzman bilirkişi raporları, dosya içine getirtilen kayıt ve belgeler, dava konusu taşınmazın geometrik durumu ile bir bütün olarak orman sınırları içinde kalması, 1979 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında “Tapulama harici orman” niteliğinde tespit dışı bırakılan yerlerden olması ve yüzölçümü ile orman içi açıklıkların tespiti hususundaki emsal Yargıtay uygulaması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17 nci maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde ve zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili, istinaf başvurusu sırasındaki gerekçelerle temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.09.2019 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili ek kararın temyizi dilekçesinde, temyiz isteminin miktar sınırı itibariyle reddinin usul ve kanuna aykırı olup, işin esası yönünden ise istinaf başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, taşınmazın orman vasfında olmadığını ve davalının uzun yıllardır taşınmazı tarım arazisi olarak kullandığını, zilyetlikle iktisap koşullarının davalı lehine oluştuğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibarıyla kesin olup olmadığına, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde bulunup bulunmadığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Anayasa’nın 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesi, 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un Ek 6, Geçici 8, 14 ve 17 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bahsi geçen 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinin gerekçesinde de açıkça belirlendiği üzere, bu madde ile mevzu davaların mülkiyet hakkına doğrudan tesirinden ötürü ehemmiyeti gereği miktar ve değerine bakılmaksızın kanun yolu incelemesine tabi tutulması suretiyle etkin denetim mekanizması oluşturulması amaçlanmıştır.
Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuki belirlilik ilkesi, etkin denetim mekanizmasının oluşturulması gayesi ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesinin düzenleme amacı bir arada değerlendirildiğinde, tereddüte yol açan usul hükümlerinin aşırı şekilci olarak uygulanması neticesinde yasanın denetim yollarının kullanımını önemli ölçüde etkileneceğinden, kanun yolu başvuru aşamalarının süren usul işlemlerinden olduğu, hükmün kesinleşinceye kadar geçirdiği derecatın bir bütünü oluşturduğu hususları da göz önüne alındığında, 3402 sayılı Kanun’un Ek 6 ncı maddesinin henüz kanun yolu aşamasında olan dava dosyalarına, yürürlük tarihinden bağımsız olarak sirayet edeceği hususunun tereddütsüz olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri temyiz incelemesine ilişkin parasal sınırın altında kaldığı gerekçesiyle kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılmış olan eldeki tespite itiraz davasında, temyiz dilekçesinin ek karar ile reddine karar verilmiş olması yukarıda değinilen yasal düzenlemeye aykırı olup ek kararın kaldırılması gerekir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.09.2019 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi hükmüne bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmü gereğince davalıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.