YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10997
KARAR NO : 2022/10161
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Çorum Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …., ili ……, ilçesi ….., Köyü çalışma alanında bulunan 136 ada 34 parsel sayılı 469,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, bahçe niteliğiyle, davalıların miras bırakanı … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, taşınmazların evveliyatının orman olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu malı niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, dava konusu 136 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın 1957 tarihli hava fotoğrafında orman varlığının tespit edildiği, 1956 yılından sonra 1990 yılından önce ormandan açılmak suretiyle önce tarla haline getirildiği, daha sonra üzerine ev yapıldığı, öncesinin orman olması nedeniyle hukuken orman sayılacağı, orman vasfının yitirmiş olması halinde orman sınırları dışına çıkarılma işlemi yapma yetkisinin orman kadastro komisyonlarına ait olduğu belirtilerek, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ve davalıların istinaf talepleri de Bölge Adliye Mahkemesince benzer gerekçelerle esastan reddedilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; taşınmazın bulunduğu Çomarbaşı Köyünde 1986 yılında 766 sayılı yasaya göre tesis kadastrosunun yapılıp kesinleştiği, Kadastro Müdürlüğünün cevabi yazısına göre dava konusu taşınmazın tesis paftasında boşluk olarak tespit dışı bırakıldığı, bölgede orman kadastrosunun ise 3402 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi uyarınca 2015 yılında yapılıp kesinleştiği, akabinde aynı yıl 3402 sayılı Kanun’ un geçici 8. maddesine dayalı olarak kadastro çalışması yapılarak dava konusu taşınmazın tespit tutanağının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
İlk keşif sonucunda orman bilirkişisi tarafından, yalnızca memleket haritaları incelenmek suretiyle, taşınmazın en eski 1965 tarihli ve 1992 tarihli memleket haritalarında açık alanda kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş; 2. keşif sonucunda jeodezi mühendisi ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek raporda ise, en eski 1956 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın koyu gri ağaçlık alanlarda olduğu, tarım arazisi özelliği taşımadığı, 1990 tarihli hava fotoğrafına göre ise bu tarihten önce ev ve arsası olarak kullanılmaya başlandığı, sınırlarının kısmen belirgin olduğu, üzerindeki ve batısındaki ağaçlık alanın sınırlarının değişiklik gösterdiği, bu nedenle taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiştir.
Davacı Hazine tarafından, çekişmeli taşınmazın evveliyatının orman olduğu ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği öne sürülerek eldeki davanın açılması nedeniyle, taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle, orman bilirkişisi ile jeodezi mühendisi bilirkişisi tarafından müşterek olarak düzenlenecek rapor ve memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planları üzerinde gösterilmek suretiyle taşınmazın evveliyatının orman sayılıp sayılmadığının tereddütsüz olarak belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen haritalara göre, dava konusu taşınmazın doğu sınırında tesis kadastrosu ile davalıların murisi adına tespit ve tescil edilen 136 ada 14 (eski: 2942) parselin bulunduğu, diğer sınırlarının ise 3402 sayılı Kanun’ un geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilen yaklaşık 13 dönüm büyüklüğündeki 136 ada 33 parsel ile çevrili olduğu, gerek ham toprak niteliğindeki bu parselinin devamında gerekse davalıların murisi adına kayıtlı 136 ada 14 parselin bitişiğinde ve sonrasında, yine tesis kadastrosu ile kişiler adına tespit ve tescil edildiği anlaşılan tarlaların ve üzerinde evler olan taşınmazların bulunduğu, orman olarak sınırlandırılan taşınmazın ise kişiler adına tescil edilen bu taşınmazlardan çok sonra kuzey batı yönünde bulunduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu 469,31 m2 yüzölçümündeki taşınmazın yakın çevresinde ve sınırında bulunan ham toprak niteliğindeki taşınmazın çevresinde ve devamında orman olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, bu taşınmazın 1986 yılında yapılan tesis kadastrosu ile kişiler adına tespit ve tescil edilen taşınmazlarla çevrili olduğu, 1956 tarihli hava fotoğrafında üzerinde ağaçların bulunduğunun belirlenmesinin taşınmazın orman sayılacağı anlamına gelmeyeceği, ormanla bütünlük oluşturan bir konumumun bulunmadığı, taşınmazın bitişiğinde bulunan 136 ada 14 (eski:2942) parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak ev ve bahçesi niteliğiyle, davalılar ve öncesinde murisleri tarafından zilyet ve tasarruf edildiği ve zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine oluştuğu gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile HMK’nin 373. maddesi gereğince Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/2225 Esas, 2019/2294 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, Çorum Kadastro Mahkemesinin 2015/205 Esas, 2019/255 Karar sayılı hükmünün aynı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.