YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11004
KARAR NO : 2023/1802
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1286 E., 2019/1434 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/1 E., 2019/404 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 611 parsel yönünden davanın usulden reddine, 612 ve 163 parseller yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … dava dilekçesinde; Adana ili … ilçesi … Mahallesi 163 ve 353 parsel sayılı taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunu, 163 parselin zuhulen davalı adına yazıldığını, oysa bu gayrimenkulü 1969 yılında kendisinin yaptırdığını, söz konusu parselde davalının hiç bir hak, zilyetlik ve tasarrufunun olmadığını, önceki yıllarda depremde evinin zarar gördüğünü, kendisine deprem yardımı yapıldığını, taşınmazının deprem sigortası, elektrik saati ve su saatinin kendisi adına olduğunu, taşınmazın ecrimisil bedelinin kim tarafından ödendiğinin sorulması gerektiğini, orman kadastro memurlarının söz konusu parselle ilgili yapmış oldukları çalışmada da gayrimenkulün tarafına ait olduğunun tescillendiğini, yine Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/227 Esas ve 2003/283 Karar sayılı dosyasında da söz konusu gayrimenkulün tarafına ait olduğu hususunun davalılar tarafından kabul edildiğini, Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/780 Esas sayılı dosyasında da aynı şekilde davalıların beyanlarının olduğunu ileri sürerek, 163 ve 353 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile tarafına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B çalışması 2005 yılında yapılmış, 2006 yılında kesinleşmiş olup, 2010 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu ettiği taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu … Mahallesi, 353 nolu parselin Kozan 1. Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas ve 2012/2 nolu Kararı ile hükme bağlandığını, bu davanın davacısının …, davalılarının … ve … olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davaya konu 353 parselin karayolları kamulaştırması ile 611 ve 612 parseller olduğu, 612 parselin yol olup dava konusu olan yerin … Mahallesi 611 parsele isabet ettiğinin anlaşıldığı, 611 parsel yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinde dava şartlarının sayıldığı, bu dava şartlarından i bendinde “Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” hükmünün yer aldığı, dosya içerisine alınan Kozan Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas ve 2012/2 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda dava konusu … Köyü 353 parsel (611 parsel) sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, verilen kararın 11.10.2012 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın davalı …’in değil, oğulları olan … ve … adlarına 1/2’şer hisseli olarak kayıtlı olduğu, dava konusu 163 parsel yönünden; kadastro komisyonunca parselin iptaline karar verildiği, dava konusu 612 parsel yönünden ise; Karayolları Genel Müdürlüğünün kamulaştırma işlemi sonucunda yol olduğu” gerekçe gösterilerek 611 parsel yönünden; davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/(1)-i maddesi gereğince kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, 163 parsel yönünden; kadastro komisyonunca bu parselin iptaline karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 612 parsel yol olarak görüldüğünden bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli inceleme yapılmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini, söz konusu parsellerle ilgili daha önceden Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/227 Esas sayılı dosyasında davalının beyanda bulunduğunu, gayrimenkulün tarafına ait olduğunu teyit ettiğini, aynı şekilde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/780 Esas sayılı dosyasında da davalıların gayrimenkulün tarafına ait olduğu yönünde beyanları olduğunu, Kozan 1. Kadastro Mahkemesi’nin 2010/3 Esas sayılı dosyasında açmış olduğu davada davalı avukatı Av. … ve dosyaya bakan hakimin Fetö-PYD’de terör örgütü üyeliğinden ceza aldığını, bu dosyanın hükme esas temel alınmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, söz konusu gayrimenkulü 1969 yılında kendisinin yaptırdığını, elektrik ve su saatleri ve gayrimenkulün zilyetliğinin bu tarihe kadar tarafına ait olduğunu, bu hususların hiçbirisinin dikkate alınmadan eksik inceleme sonucu karar verildiğini açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 353, 356, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri ile 114 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamından, dava konusu edilen 353 parsel sayılı taşınmazın, 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 4.920 m2 yüzölçümlü olarak, tarla vasfıyla, beyanlar hanesine “Mehmet evlatları … ve …’in müştereken kullanımındadır. 2.249,16 m2’lik kısmı KGM lehine kamulaştırma sahası içinde kalmaktadır” şerhleri verilmek suretiyle Hazine adına tespit edildiği, eldeki davanın davacısı …’in, kullanıcı tespitine itiraz ettiği, Kozan 1.Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas ve 2012/2 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu davanın reddedildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminde geçerek 11.10.2012 tarihinde kesinleştiği, daha sonra 2013 yılında 353 parselin 611 ve 612 parsel olarak ifraz edildiği, 612 parselin, yol vasfıyla 2.249 m2 yüzölçümlü olarak tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu, 611 parselin ise, 2.671,01 m2 yüzölçümlü olarak olarak 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca, dava dışı kişiler olan kullanıcıları …’e 2013, …’e ise 2014 yılında satıldığı ve halen adı geçen bu kişiler adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tapu iptali ve tescil davasının, tapuda malik olarak gözüken kişilere karşı açılabileceği, davacının 353 parsel hakkında, davalı …’e karşı dava açtığı, ancak 353 parselin ifrazı sonucu oluşan 611 ve 612 parsel sayılı taşınmazların malikinin davalı olarak gösterilen bu kişi olmadığı sabit olduğuna göre; İlk Derece Mahkemesince, 611 ve 612 parseller yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kaldı ki; bir hükmün başka bir dava açısından kesin hüküm teşkil edebilmesi için her iki davanın taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, 611 parsel açısından Kozan 1. Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas sayılı dosyasında verilen kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle usulden red kararı verilmiş ise de, kadastro mahkemesinin anılan kararı ile eldeki davanın taraflarının aynı olmadığı, kadastro mahkemesindeki dava kullanıcı şerhine itiraz konulu iken, eldeki davanın ise tapu iptal ve tescil istemini içerdiği göz önüne alındığında Kadastro Mahkemesince verilen kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.
2. Bir diğer dava konusu olan 163 parselin ise, dosya kapsamına göre, 1960 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında senetsizden tarla vasfı ile 12.840 m2 yüzöçümlü olarak …., …, …, …, … ve … adlarına tespit edildiği, Orman İdaresinin itirazıyla Tapulama Komisyonunun 15.07.1970 sayılı kararı sonucu tapulama harici orman sayılan yer olarak bırakıldığından sicilden terkin edildiği; tesis paftası ve 681 sayılı Orman Kanunu’ nun 2/B maddesi uyarınca yapılan işleme ilişkin harita incelenerek TKGM parsel sorgudan yapılan araştırmada, 163 parselin bulunduğu alanın 6831 sayılı Kanun’ un 2/B maddesi uyarınca yapılan işlemle orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu alanda 3402 sayılı Kanun’un EK-4 üncü maddesi uyarınca kadastro tutanağı düzenlenerek kullanıcı belirlemeleri yapıldığı ve tapu oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, bu doğrultuda ilk tesis kadastro paftası ile 3402 sayılı Kanun’ un Ek-4 üncü maddesi kapsamında yapılan çalışma sonucu ortaya çıkan kadastro paftası ve 681 sayılı Orman Kanunu’ nun 2/B maddesi uyarınca yapılan işleme ilişkin harita çakıştırılmak suretiyle dava konusu 163 parselin kapsadığı taşınmazlar tespit edilerek, o parseller açısından usul ve esas bakımından değerlendirme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava konusu 163 parsel hakkında hiç araştırma yapılmaksızın kadastro komisyonunca bu parselin iptaline karar verildiğinden bahisle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.