YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11202
KARAR NO : 2021/12846
KARAR TARİHİ : 23.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 534, 535 ve 537 parsel sayılı sırasıyla 19.100, 59.600 ve 73.600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan, 534 ve 537 parseller tapu kaydı, miras yoluyla gelen hak, paya ilişkin hibe ve zilyetlik nedeniyle, 535 parsel ise vergi kaydı, miras yoluyla gelen hak, paya ilişkin hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, davalılar adına iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, tespitin itirazı ile taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, “gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve dava konusu edilen doğru taşınmazlar hakkında infazı kabil hüküm kurulması” gereğine değinen Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı Hazine’nin davasının reddine, çekişmeli 534 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … , … , … , … ve … adlarına verasette iştiraken tesciline, 535 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalılar … , … , … , … , … , … ve … (…) adlarına verasette iştiraken tesciline, 537 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … , … , … , … , … , … ve … (…) adlarına verasette iştiraken tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 534 parsel sayılı taşınmaz dayanağı Şubat 1930 tarih 11 ve 12 sıra numaralı tapu kayıtlarının 534 ve 535 parselleri, 537 parsel sayılı taşınmaz dayanağı Şubat 1930 tarih 15 ve Şubat 1942 tarih 3 sıra numaralı tapu kayıtlarının da bu taşınmazı üç hududu itibariyle kapsadığı, ayrıca dava konusu taşınmazlarda davalılar lehine zilyetlikle edinme koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece birden fazla keşif yapılmış ve dava konusu 534 ve 537 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas davalıların dayanağı tapu kayıtları ile 535 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydının hudutları keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmuştur. Ne var ki, farklı keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları birbiriyle tam olarak örtüşmemektedir. Öte yandan tapu kayıtları ile vergi kaydının uyup uymadığı hususunda farklı keşiflerde alınan fen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakla birlikte, hudutları kroki üzerinde tek tek açık şekilde gösterilmediğinden raporlar da denetime elverişli bulunmamaktadır. Ayrıca dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların bir kısmının tutanak ve dayanakları dosya içerisinde bulunmakta ise de, bir kısmının tutanak ve dayanakları getirtilmemiş, kesinleşip kesinleşmedikleri de araştırılmamıştır. Bu nedenle davalıların dayandığı kayıtların taşınmazlara uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da tam olarak denetlenememektedir.
Bununla birlikte, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazların davalıların kullanımında olduğunu beyan etmiş; ancak, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, evveliyatından beri kim tarafından hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususunda maddi olaylara dayalı ve somut beyanlarda bulunmamışlardır. Ayrıca, mahallinde yapılan keşiflere ziraatçı bilirkişi götürülmemiş ve dava konusu taşınmazların niteliği, kullanım süresi ve kullanım şekli konusunda ziraatçı bilirkişiden rapor alınması gerektiği göz ardı edilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılan dava konusu taşınmazlara komşu 513, 533 ve 538 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları, varsa tespite esas dayanak kayıtları, mahkeme ilamları ve tespit sonrası oluşan tapu kayıtları, komşu 515, 516 ve 543 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas vergi kayıtları, başka dosyalarda davalı oldukları anlaşılan komşu 515, 516, 540, 541, 543 parsel sayılı taşınmazlara ait kesinleşme şerhli mahkeme ilamları ile komşu 532 ve 539 parsel sayılı taşınmazların kadastro sonrası oluşan tapu kayıtları ve varsa mahkeme ilamlarının onaylı örnekleri getirtilerek dosya içerisine konulmalı, dava konusu 534 parsel sayılı taşınmazın dayanağı Şubat 1930 tarih 11 ve 12 sıra numaralı tapu kayıtları ile geldi kaydı arasında bulunan hudut farklılığının sebebi araştırılmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve mümkün olduğu takdirde tespit bilirkişilerinin tümü ile fen ve üç ziraat mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; keşifte dinlenilecek yerel bilirkişilerden, çekişmeli 534 ve 537 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas davalı dayanağı tapu kayıtları ile 535 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas vergi kaydı mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, zilyetliğine ne zaman başlandığı ve evveliyatından beri kim tarafından, ne şekilde zilyet edildiği sorulup, bu konuda maddi olaylara dayalı ve somut beyanları alınmalı; fen bilirkişiye, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli; tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların zirai faaliyete konu olup olmadığı, üzerilerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususunda, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverir şekilde rapor düzenlemeleri istenilmeli; yapılan araştırma sonucunda dava konusu taşınmazların dayanağı tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğu anlaşılsa dahi, 534 parsel dayanağı tapu kayıtları ile 535 parsel dayanağı vergi kaydının “yol”, 537 parsel dayanağı tapu kayıtlarının “yol ve çay” hudutları itibariyle değişir sınırlı olup, miktarlarıyla geçerli olduğu ve vergi kaydının ancak zilyetlikle birleştiği takdirde hukuken değer taşıdığı göz önünde bulundurulmalı ve buna göre toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; dava konusu taşınmazlar müşterek mülkiyet esasına göre payları oranında şahıslar adına tespit edildiği ve Mahkemece davanın reddi ile tespit gibi ifadesi kullanılarak hüküm kurulduğu halde, çelişki yaratacak şekilde hükmün devamında verasette iştiraken tesciline ifadesine yer verilmesi dahi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.