Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11224 E. 2021/11355 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11224
KARAR NO : 2021/11355
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı-davalı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı-davalı … adına kayıtlı bulunan eski 236 parsel sayılı 7.720 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 47 parsel numarasıyla ve 7.004 m2 yüzölçümlü olarak; eski 237 parsel sayılı 7.440 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 48 parsel numarasıyla ve 6.750 m2 yüzölçümlü olarak; eski 239 parsel sayılı 12.520 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 50 parsel numarasıyla ve 11.358 m2 yüzölçümlü olarak; eski 615 parsel sayılı 22.108 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 49 parsel numarasıyla ve 20.057 m2 yüzölçümlü olarak; davalı-birleşen dosya davacısı Yusuf Kenan adına kayıtlı bulunan eski 242 parsel sayılı 2.040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 45 parsel numarasıyla ve 1851 m2 yüzölçümlü olarak ve eski 599 parsel sayılı 7240 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 46 parsel numarasıyla ve 6.568 m2 yüzölçümlü olarak; tapuda davalı … adına kayıtlı bulunan eski 723 parsel sayılı 9.960 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 51 parsel numarasıyla ve 9960 m2 yüzölçümlü olarak; davalı … adına kayıtlı bulunan eski 605 parsel sayılı 4.840 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 44 parsel numarasıyla 4.840 m2 yüzölçümlü olarak; eski 241 parsel sayılı 2.800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 52 parsel numarasıyla ve 2.924 m2 yüzölçümlü olarak; davalılar … ve paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 243 parsel sayılı 5.240 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 42 parsel numarasıyla ve 6.516 m2 yüzölçümlü olarak; eski 244 parsel sayılı 4.520 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 53 parsel numarasıyla ve 3.471 m2 yüzölçümlü olarak; davalı … adına kayıtlı bulunan eski 240 parsel sayılı 27.360 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 58 parsel numarasıyla 27.360 m2 yüzölçümlü olarak; eski 247 parsel sayılı 4240 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 114 ada 56 parsel numarasıyla ve 5.295 m2 yüzölçümlü olarak ve davalılar … Cam A.Ş ve … adına kayıtlı bulunan eski 341 parsel sayılı 19.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 110 ada 28 parsel numarasıyla ve 19.400 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Asıl ve birleşen dosya davacıları vekilleri vasıtasıyla, uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazların yüzölçümünün eksildiğini ve yanlışlığın davalılara ait taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulüne, 05.05.2014 tarihli bilirkişi ek raporuna göre 114 ada 47 parselin 7.574,14 metrekare olarak, 114 ada 48 parselin 7.671,62 metrekare olarak, 114 ada 49 parseli 20.247,33 metrekare olarak, 114 ada 50 parselin 9.140,80 metrekare olarak, 114 ada 51 parselin 9.933,80 metrekare olarak tapuya kayıt ve tescillerine; birleşen 2004/14 Esas sayılı dosyanın davacısının davasının kısmen kabulü ile 05.05.2014 tarihli bilirkişi ek raporuna göre 114 ada 45 parselin 2.068,71 metrekare olarak, 114 ada 46 parselin 7.760,16 metrekare olarak tapuya kayıt ve tescillerine, diğer parsellerin yenileme tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı- davalı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda Mahkemece, 14/01/2014 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, yapılan yenilemenin yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığının belirtildiği ve 05/05/2014 havale tarihli ek raporda dava konusu 114 ada 45, 46, 47, 48, 49, 50 ve 51 numaralı parsellerin yeni miktarlarının belirlenmiş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan tek bilirkişi tarafından hazırlanan 03.02.2014 tarihli kök ve 05.05.2014 tarihli ek teknik bilirkişi raporu yukarıda açıklanan ilkelere uygun hazırlanmadığı gibi, bu rapor ile 10.04.2008 tarihinde gerçekleştirilen keşfe istinaden alınan 07.07.2008 tarihli teknik bilirkişi heyet raporu, 11.01.2013 tarihinde gerçekleştirilen keşfe istinaden alınan 17.01.2013 tarihli teknik bilirkişi heyet raporları arasında, yenileme çalışmasında yönetmelik hükümlerine uygun olarak değerlendirilmediği tespit edilen taşınmazların parsel numaraları, uyumsuz bulunan miktarlar, sabit-değişken olarak esas alınan sınırlar (batıdan geçen Çubuk çayı dere yatağı) ile kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, kamulaştırma yapılmış ise dikkate alınıp alınmadığı konularında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli, önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte, denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle, davacı-davalı … vekili ve davalı Hazine vekili yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı-davalı … ‘ne iadesine, 16.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.