YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11389
KARAR NO : 2021/13160
KARAR TARİHİ : 29.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım müdahiller ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 142 parsel sayılı 5.550 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, … ve … adlarına; 146, 150 ve 155 parsel sayılı 4.050, 7.650 ve 3.650 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenlerle, … adına; 134 ve 172 parsel sayılı 2.350 ve 6.700 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, … adına tespit ve kesinleşmeleri ile tapuya tescil edilmişler; daha sonra, 172 parsel sayılı taşınmaz 171 parsel sayılı taşınmazla tevhit edilerek 331 parsel numarasını, 150 parsel sayılı taşınmaz ise ifraz edilerek 304 ve 305 parsel numaralarını almıştır.
Kadastro tespitinden önce davacı … tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan ve … da miras yoluyla gelen hakka dayanarak katıldığı tescil davasının yargılaması sırasında, sözü edilen taşınmazların dava kapsamında kalan taşınmazlar olduğu ve haklarında kadastro tutanağı düzenlendiği belirtilerek görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm, “müdahil …’nın yargılama sırasında öldüğü, ancak mirasçılarının davaya dahil edilmediği açıklanarak, taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, müdahil … mirasçılarının davasının reddine, davacıların davasının kısmen kabulüne, 134 ve 155 parsel sayılı taşınmazların … mirasçıları adına, 142 parsel sayılı taşınmazın … ve … mirasçıları adına, 146 parsel sayılı taşınmazın … adına, 331 parsel sayılı taşınmazın 01.07.2011 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5.502 metrekare yüzölçümündeki bölümünün Yunus oğlu … ve (B) harfiyle gösterilen 17.998 metrekare yüzölçümündeki bölümünün … oğlu … adına tesciline, 150 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda gösterilen 6,84 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ifrazı ile kanal ve servis yolu niteliği ile Hazine adına, taşınmazın geriye kalan 7.643,16 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tarla niteliği ile … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile müdahil davacı … mirasçıları … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, önceki tarihli bozma ilamı gereği müdahil … mirasçılarının usulünce davaya dahil edildiği, ancak mirasçıların talepte bulunmadıkları, bu sebeple dosyanın mevcut durumu ile yazılı şekilde karar verildiği açıklanarak hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç ta yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; eldeki dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27. maddesi gereğince genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan tescil davası mahiyetinde olup, bu nitelikteki davalar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabi olduğuna ve müdahil …, müdahale dilekçesinde hukuki sebeplerini açıklamış bulunduğuna göre, Mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesi yerinde değildir.
Öte yandan; Mahkemece, taşınmazların niteliğinin belirlenmesi amacıyla 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, taşınmazların niteliğinin ve kullanım süresinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanakları olan belgeler ile dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlere ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı getirtilerek dosya ikmal edilmeli ve bundan sonra mahallinde, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, müdahil …’nın iddiaları doğrultusunda da araştırma ve inceleme yapılmalı, ayrıca taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmazların imar-ihyaya konu edilecek taşınmazlardan olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünün cinsini, taşınmazların imar-ihya edilip edilmediğini, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içeren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenilmeli; fen bilirkişine ise, keşfi takibe elverişli krokili rapor düzenlettirilmeli; dinlenen tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazlar genel mahkemede dava konusu olduğu halde, bu husus gözardı edilerek, malik haneleri doldurulmuş ise de, aktarılan davanın konusu olmaları nedeniyle hukuken malik haneleri açık sayılacağından, hüküm fıkrasının 2/a bendinde “tespit gibi” kelimelerinin kullanılması dahi isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahiller ve davalıların temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden müdahillere iadesine, 29.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.