YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11486
KARAR NO : 2021/13162
KARAR TARİHİ : 29.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 131 ada 37 parsel sayılı 10.812,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu beyanlar hanesinde gösterilerek … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1981/121, 1983/205 Esas, Karar sayılı dosyasındaki Sulhnameye dayanarak, taşınmazın ¼ payının adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli 131 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, toplam (46827676) pay olduğu kabul edilerek, (1672417) payının davacı adına, (45155259) payının tespit maliki İbrahim oğlu … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesi “mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak” yazılmasını zorunlu kıldığı gibi; bu zorunluluk, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 ve 298. maddelerinin de amir hükmüdür. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında yer alan “aleni yargılanma ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı” da, kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Bu prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi uyarınca gerekçenin; “tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe, hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunlu olduğu gibi, duruşmada tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığını açıklamayan ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece, gerekçe kısmında “taşınmazda 1/4 pay oranında hissenin davacı adına, kalan payın tespit maliki … adına tesciline” karar vermek gerektiği vicdani kanaatine ulaşıldığı açıklandıktan sonra, hüküm fıkrasında kalan payın tespit maliki İbrahim oğlu … adına tesciline karar verilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.