Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11494 E. 2021/12233 K. 09.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11494
KARAR NO : 2021/12233
KARAR TARİHİ : 09.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine temsilcisi, davacı … vekili ile davalı … ve davalı …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 108 ada 1, 2, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 27, 28, 29, 109 ada 1, 2, 3, 4, 6, 10, 23, 25, 26, 29, 30, 117 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21 ve 128 ada 2 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlardan, 108 ada 1, 2, 15, 16, 20, 22, 109 ada 6, 25, 30, 117 ada 2, 3, 20 parseller, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 108 ada 10, 11, 12, 13, 14, 17, 19, 26, 27, 28, 29, 109 ada 1, 2, 3, 4, 23, 26, 117 ada 1, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 13, 15, 17, 18, 19, 21 parseller, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 108 ada 18, 21, 117 ada 7, 12 parseller, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 108 ada 23, 109 ada 10, 29, 117 ada 4, 14, 16 parseller hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 128 ada 2 parsel, kadim kullanım nedeniyle, 108 ada 1, 20 ve 109 ada 30 parseller … ve müşterekleri, 108 ada 2 parsel ölü … ve müşterekleri, 108 ada 10 parsel …, 108 ada 11ve 117 ada 9 parseller …, 108 ada 12 ve 117 ada 8 parseller …, 108 ada 13, 109 ada 3, 117 ada 6 ve 10 parseller …, 108 ada 14, 109 ada 2, 4, 117 ada 5 ve 11 parseller …, 108 ada 15 ve 117 ada 20 parseller iştiraken … mirasçıları, 108 ada 16 parsel müştereken … ve …, 108 ada 17 parsel … , 108 ada 18, 117 ada 7 ve 12 parseller ölü …, 108 ada 19 ve 26 parseller …, 108 ada 21 parsel ölü …, 108 ada 22 parsel … ve müşterekleri, 108 ada 23 ve 117 ada 14 parseller … ve müşterekleri, 108 ada 27 parsel …, 108 ada 28 ve 117 ada 18 parseller …, 108 ada 29 parsel …, 109 ada 1, 117 ada 1 ve 13 parseller …, 109 ada 6 Şerif Arı ve müşterekleri, 109 ada 10, 29 ve 117 ada 16 parseller … ve müşterekleri, 109 ada 23 parsel …, 109 ada 25 parsel müştereken ölü … ve …, 109 ada 26 parsel …, 117 ada 2 parsel … ve müşterekleri, 117 ada 3 parsel iştiraken … mirasçıları, 117 ada 4 parsel müştereken … ve müşterekleri, 117 ada 15 parsel …, 117 ada 17 parsel … ve müşterekleri, 117 ada 19 parsel … ve müşterekleri, 117 ada 21 parsel …, 128 ada 2 parsel … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların dere yatağı olduğu iddiasına dayanarak tescil harici bırakılmaları istemiyle; davacı … ise, çekişmeli 117 ada 3 parsel sayılı taşınmazın müşterek muris … oğlu …’dan intikal ettiği iddiasına dayanarak, muris … mirasçıları adına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabul kısmen reddine, çekişmeli 108 ada 1, 2, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 109 ada 1, 2, 3, 4, 6, 10, 23, 25, 30, 117 ada 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 19, 20 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, 108 ada 22, 23, 26, 27, 28, 29, 109 ada 26, 29, 117 ada 1, 2, 3, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 21, 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile 08.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda 108 ada 22 parselin 108/22B ile gösterilen 2721,57 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 15.367,08 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 108 ada 23 parselin 108/23B ile gösterilen 2.719,87 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 8.951,50 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 108 ada 26 parselin 108/26B ile gösterilen 1.796,55 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 4.513,65 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 108 ada 27 parselin 108/27B ile gösterilen 1.037,94 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 2.301,69 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 108 ada 28 parselin 108/28B ile gösterilen 1.115,50 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 2.223,16 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası verilmek suretiyle tespit malikleri adına tesciline, 108 ada 29 parselin 108/29B ile gösterilen 1.864,56 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.492,28 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 109 ada 26 parselin 109/26B ile gösterilen 73,17 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 649,65 metrekare yüzölçümündeki bölümün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 109 ada 29 parselin 109/29B ile gösterilen 177,60 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.058,62 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 1 parselin 117/1B ile gösterilen 190,62 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 917,67 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 2 parselin 117/2B ile gösterilen 1.167,69 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 11.292,44 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 3 parselin 117/3B ile gösterilen 961,31 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 9.986,63 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 11 parselin 117/11B ile gösterilen 74,47 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.599,77 metrekare yüzölçümündeki bölümün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 12 parselin 117/12B ile gösterilen 195,09 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 6.313,39 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 13 parselin 117/13B ile gösterilen 204,11 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 7.642,85 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 14 parselin 117/14B ile gösterilen 19,14 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 2.603,24 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 15 parselin 117/15B ile gösterilen 174,19 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.756,02 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 16 parselin 117/16B ile gösterilen 313,69 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.540,60 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 17 parselin 117/17B ile gösterilen 328,10 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.655,18 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 18 parselin 117/18B ile gösterilen 97,33 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 1.853,57 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 117 ada 21 parselin 117/21B ile gösterilen 2.437,65 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 4.375,11 metrekare yüzölçümündeki bölümünün aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline, 128 ada 2 parselin 2.623,58 metrekarelik bölümünün dere yatağı olduğu anlaşıldığından 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi gereğince tescil harici bırakılmasına, geriye kalan 2.597,81 metrekare yüzölçümündeki alanın aynı ada ve parsel numarası ile tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi, davacı … vekili, davalı … ile davalı …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Gerekçeli kararın, dava konusu 108 ada 22 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükmü temyiz eden davalı …, … ve …’e 18.07.2016 tarihinde, …’e ise 20.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29/4 maddesi gereğince kadastro davalarında adli tatilde sürelerin işlemeye devam edeceği dikkate alındığında, tebliğ tarihleri ile temyiz aşamasında vekaletname sunan vekillerinin temyiz tarihi olan 24.08.2016 tarihleri arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiştir.
2. Dava konusu 108 ada 1, 2, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 27, 28, 29, 109 ada 1, 2, 3, 4, 6, 10, 23, 25, 26, 29, 30, 117 ada 1, 2, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı …’ın aleyhine karar verilen 117 ada 12 parsel, davacı Hazine temsilcisinin tüm parseller hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
3. Dava konusu 117 ada 21 parsel sayılı taşınmaz yönünden; Mahkemece, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli 117 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olan …’in nüfus kaydının incelenmesinde, tespit malikinin 16.05.1954 tarihinde öldüğü, mirasçılarının bir kısmı dava konusu edilen başka taşınmazlar nedeniyle davadan haberdar olmuşlar ise de, tüm mirasçılarına davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri ve yargılamaya devam edilerek aleyhlerine hüküm kurulduğu ve kendilerine gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, tespit maliki …’in verasete esas nüfus kayıtları eksiksiz şekilde dosya içerisine getirtilerek tespit edilecek tüm mirasçılarına dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, dava konusu 117 ada 21 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün, sair yönler incelenmeksizin bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Dava konusu 117 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine temsilcisinin tüm, davacı …’in, taşınmazın tescil harici bırakılmasına hükmedilen 117/3B bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı …’in taşınmazın geriye kalan bölümü hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı …, çekişmeli taşınmazın müşterek muris … oğlu …’dan intikal ettiği iddiasıyla dava açmıştır. Davalılar, dava konusu taşınmazın 80 yıl evvel taksim edildiğini ve taşınmazların buna göre kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve taksimen davalılara düştüğü, buna istinaden taşınmazların 80 yıldır davalılarca kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, taşınmazın tarafların kök murisi … intikal ettiğini, taksim edilmediğini, son 5-6 yıldır davalıların kullandığını belirtmiş; tespit bilirkişileri ise genel olarak, taşınmazın tarafların kök murisinden intikal ettiğini, 70-80 yıl evvel tarafların babaları arasında taksim edildiğini, köyün üst kısmında kalan taşınmazların davacı tarafa, dava konusu taşınmazın da davalılara düştüğünü ve 50-60 yıldır davalıların kullandığını beyan etmişlerdir. Mahalli bilirkişinin beyanında geçen … kim olduğu ve taraflarla ilişkisinin ne olduğu anlaşılamadığı gibi, hükme esas alınan tespit bilirkişilerin beyanlarından da taşınmazın sahibi olduğu belirtilen tarafların kök murisi olarak kimin kastedildiği, eğer tarafların anne tarafından müşterek murisi olan … oglu …’dan bahsediliyorsa, taksimin ne sebeple babaları tarafından yapıldığı, taksimen davacı tarafa düştüğü belirtilen köyün üstündeki taşınmazların hangi taşınmazlar olduğu etraflıca sorulup saptanmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, davalıların taksim iddiasina dayanmış oldukları göz önüne alınarak, öncelikle muris … oglu …’ın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallar belirlenerek kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarının örnekleri dosya içine getirtilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, muris … oğlu …’ın ölümünü takiben terekesinin tüm mirasçılarının ya da temsilcilerinin katılımıyla taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse hangi tarihte taksim edildiği, her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği, taşınmaz mal verilmeyen mirasçı varsa ne şekilde razı edildiği ve davaya konu taşınmazın taksimde davalı tarafa bırakılıp bırakılmadığı, taşınmazda kimin hangi tarihten beri zilyet bulunduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı; beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde gösterilmeli, bundan sonra elde edilen deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukanda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …, …, … ve … vekilinin temyiz istemlerinin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve davacı Hazine temsilcisinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile 108 ada 1, 2, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 27, 28, 29, 109 ada 1, 2, 3, 4, 6, 10, 23, 25, 26, 29, 30, 117 ada 1,2, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden 117 ada 21 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı …’in dava konusu 117 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tescil harici bırakılmasına karar verilen 117/3B dışında kalan bölümü yönünden temyiz itirazları yerinde görüldüğünden bu bölüme yönelik hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı … ve müştereklerine iadesine, 09.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.