Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11730 E. 2021/10893 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11730
KARAR NO : 2021/10893
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle “Davacı … İdaresi tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) aleyhine açılan orman kadastrosuna itiraz davasında, mahkemece davalı taşınmazların tapu maliklerine dava ihbar edilmek suretiyle yargılama yapılmış ve hüküm kurulduğu ancak 6831 sayılı Yasa’nın 11/3. maddesine göre, “Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığıdır (Orman ve Su İşleri Bakanlığı).” Buna göre, davanın Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile somut olayda hak sahibi olan tapu maliklerine birlikte açılması gerektiği ve tapu malikleri usulüne uygun şekilde davaya dahil edilerek iddia, savunma ve delilleri sorulmadan keşif yapılarak hüküm kurulmak suretiyle tapu kayıt maliklerinin savunma haklarının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı olduğuna” değinilmiştir.
Makmece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile … ili … ilçesi … Mahallesinde bulunan 60 ada 3, 34, 35, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 47, 48, 49, 50, 51, 54, 55, 56 parseller ile 64 ada 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25 nolu parsellerin tamamı ile Fen Bilirkişisi Murat Arslan’ın 01.03.2016 tarihli raporuna ekli haritada; 60 ada 1 parselin A24 rumuzu ile gösterilen (896,38m2) kısmının, 60 ada 2 parselin A25 rumuzu ile gösterilen (1245,75m2) kısmının, 60 ada 6 parselin A21 rumuzu ile gösterilen (1828,53m2) kısmının, 60 ada 6 parselin A22 rumuzu ile gösterilen (1887,88m2) kısmının, 60 ada 7 parselin A23 rumuzu ile gösterilen (3040,65m2) kısmının, 60 ada 8 parselin A18 rumuzu ile gösterilen (68,10m2) kısmının, 60 ada 25 parselin A17 rumuzu ile gösterilen (51584,85m2) kısmının, 60 ada 26 parselin A20 rumuzlu ile gösterilen (870,91 m2) kısmının, 60 ada 28 parselin A19 rumuzlu ile gösterilen (2581,89m2) kısmının, 60 ada 32 parselin A27 rumuzlu ile gösterilen (9,66m2) kısmının, 60 ada 33 parselin A26 rumuzlu ile gösterilen (162,73m2) kısmının, 60 ada 38 parselin A29 rumuzlu ile gösterilen (54,53m2) kısmının, 60 ada 53 parselin A28 rumuzlu ile gösterilen (71,40m2) kısmının, 64 ada 1
parselin A1 rumuzlu ile gösterilen (30,00 m2) kısmının, 64 ada 2 parselin A2 rumuzlu ile gösterilen (96,28 m2) kısmının, 64 ada 3 parselin A3 rumuzlu ile gösterilen (117,83 m2) kısmının, 64 ada 4 parselin A4 rumuzlu ile gösterilen (146,23 m2) kısmının, 64 ada 5 parselin A5 rumuzlu ile gösterilen (156,75 m2) kısmının, 64 ada 6 parselin A6 rumuzlu ile gösterilen (131,37 m2) kısmının, 64 ada 7 parselin A7 rumuzlu ile gösterilen (252,78 m2) kısmının, 64 ada 8 parselin A8 rumuzlu ile gösterilen (208,90 m2) kısmının, 64 ada 9 parselin A9 rumuzlu ile gösterilen (173,20 m2) kısmının, 64 ada 10 parselin A10 rumuzlu ile gösterilen (148,87 m2) kısmının, 64 ada 11 parselin A11 rumuzlu ile gösterilen (147,02 m2) kısmının, 64 ada 12 parselin A12 rumuzlu ile gösterilen (136,89 m2) kısmının, 64 ada 13 parselin A13 rumuzlu ile gösterilen (116,96 m2) kısmının, 64 ada 14 parselin A14 rumuzlu ile gösterilen (124,37 m2) kısmının, 64 ada 15 parselin A15 rumuzlu ile gösterilen (95,85 m2) kısmının, 64 ada 26 parselin A16 rumuzlu ile gösterilen (321,41 m2) kısmının, 65 ada 1 parselin A30 rumuzlu ile gösterilen (7273,84 m2) kısmının, Yolda kalan ve YOL-1 olarak gösterilen (1475,13 m2) kısmının, Yolda kalan ve Yol-2 olarak gösterilen (2991,28 m2) kısmının orman tahdidi içine alınmasın karar verilmiş: hüküm, davacı … İdaresi vekili, davalı … idaresi vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiş, davalı … vekiline temyiz harç ve masraflarını yatırması için çıkartılan muhtıraya rağmen temyiz harç ve masraflarını yatırmadığından ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
1.Davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’ya yapılan karar tebliğleri, doğrudan doğruya MERNİS adreslerine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi hükmüne göre yapılmış olup;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararına göre “Muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması halinde adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine “Mernis Adresi” şerhi verilerek TK madde 21/2 uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılmasının gerekmediğine” değinilmiştir. Somut olayda davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’ya karar tebliğine ilişkin söz konusu tebligattan önce çıkartılıp iade edilen tebligat bulunmadığına göre bilinen son adresleri MERNİS adresi dahi olsa, MERNİS şerhi konulmaksızın bu adrese önce normal tebligat yapılması, tebligatın yapılamaması halinde ise MERNİS adresi olan bu yere Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi hükmü gereği tebligat yapılması gerekmektedir.
2. Davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’a yapılan tebligatlar üzerine tebliğ memuru tarafından 21/1. maddeye ilişkin vurulan kaşe ile komşusunun adı ya da evde olma sebebi belirtilmeden doğrudan muhtarın imzasına tebliğ edilmiş olup;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu’nun ”Tebligat Mazbatası” başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ”21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının” emredildiği, ”Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi” başlıklı Tebligat Yönetmeliği’nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ”30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının” hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu’nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır. Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Somut olayda, tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmama sebebini, adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden ve en yakın komşuyu durumdan haberdar etmeden gerekçeli kararı muhtara tebliğ etmesi nedeniyle yapılan tebligatların usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.
3. Orman İdaresinin temyiz dilekçesinin de davalılara tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
O halde; adı geçen davalılara gerekçeli karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılmadığı, davacı … İdaresinin temyiz dilekçesinin ise hiç tebliğe çıkarılmadığı anlaşıldığından, adı geçen davalılara gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin, diğer davalılara ise yalnızca temyiz dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliği ile tebliğ evrakları dosya içine alınarak temyiz süresinin beklenilmesi, anılan davalıların da kararı temyiz etmesi halinde temyiz dilekçesinin hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından karşı tarafa tebliğ edilmesi ve bu şekilde temyiz ve tebliğe ilişkin usuli işlemlerin tamamlanması,
4. Ayrıca dava dilekçesine ekli olduğu belirtilen haritanın dosya arasında bulunmadığı anlaşıldığından araştırılarak dosya arasına konulması, geri çevirme kararı gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin Yerel Mahkeme hakimi nezaretinde denetlenmesi ve ondan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yerel Mahkemeye GERİ ÇEVRİLMESİNE, 03.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.