Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11852 E. 2022/8757 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11852
KARAR NO : 2022/8757
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespite İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar …, Hamit, Kemal, … Şatır ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düdşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ” dava tarafa, ilgisi yönünden davasını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yaygınlaştırması için olanak verilmesi, yaygınlaştırıldığı takdirde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün savunma ve delillerinin sorulması, bildirmesi halinde delillerinin toplanması, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile hem eski tarihli, hem de dava tarihinden 15 – 20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen belgelerin çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun’lar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun’un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas Karar; 14.03.1989 tarih ve 35/13 Esas Karar ve 13.06.1989 tarih ve 7/25 Esas Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağının, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; orman tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek yerine uygulanıp taşınmazların tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmesi; yine taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) eski ve tespit tarihinden 15-20 yıl önce düzenlenen memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritaların stereoskopik yöntemle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin belirlenmesi; bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması; açıklanan bu yöntemle; yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması; bu cümleden olarak, yapılacak keşifte, ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların baraj suları altında kalıp kalmadığı, baraj suları altında değilse zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesine yönelik rapor alınması; komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanması suretiyle çekişmeli taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmazlar başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmak suretiyle taşınmazlar tesbit tarihinden önce baraj suları altında kalıyor ise o tarihe kadar, aksi takdirde tesbit tarihine kadar davacı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği takdirde, 3402 sayılı Kanun’un 30/1. maddesi gereğince tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılması; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de ilgili tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılarak, aynı Kanun’un 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri dikkate alınmak suretiyle sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması ve taşınmazlarla ilgili önceden alınan bilirkişi raporları da değerlendirilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitinin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile taşınmazların baraj gölü suları altında kaldığı da dikkate alınarak tescil harici bırakılmalarına ve Hazine mülkiyetinde olduklarının tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı …, … …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacıların dava konusu 718 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının reddi ile bu parsel yönünden usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün onanmasına karar gerekmiştir.
2. Çekişmeli 698 ve 700 parseller hakkındaki hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacıların temyiz itirazları yerinde değildir.
Her ne kadar davalı Hazine vekili, hükmü temyiz etmemiş ise de, kadastro hakimi taşınmazlara ilişkin doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup, bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan re’ sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzenine ilişkin hükümler, toplumun veya genel bir grubun menfaatlerini sağlamaya ve korumaya yönelik kurallar olmakla bu kuralların temelinde kamu yararının, genel ahlak ve adabın ve zayıfların korunması düşüncesi bulunmaktadır. (HGK 22.03.2022- 2022/11-86 E. 2022/355 K.) Belirtilen kapsam çerçevesinde yapılan değerlendirmede; dava şartlarında eksiklik bulunması (Mahkemeye, taraflara ve davaya ilişkin) verilen hükmün infaza elverişli olup olmaması, harç tamamlanmasına ilişkin hususlar gibi sayma suretiyle sınırlanamayan benzeri haller kamu düzeni kavramı içinde kabul edilmektedir.
Mahkemece, davanın reddi ile dava konusu taşınmazların su altında kalması nedeniyle tespit harici bırkakılmalarına karar verilmiş ise de, dava konusu 698 ve 700 parsellere ilişkin hüküm dosya kapsamı ile uyumlu değildir. Şöyle ki; 698 ve 700 parsel sayılı taşınmazların, ham toprak vasfı ile Hazine adına 30.09.2010 tarihinde tespit edildikleri ve DSİ’ nin baraj çalışmaları nedeniyle kamulaştırma sahasında kalmakla birlikte su altında kalan taşınmazlardan olmadıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle, taşınmazların fiili durumlarının tespitinde yanılgılı değerlendirme sonucu su altında kaldıkları gerekçesiyle tespit harici bırakılmaları doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, baraj suları altında kalmadıkları anlaşılan dava konusu 698 ve 700 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dava reddedildiğine göre, taşınmazların Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, tescil harici bırakılmalarına karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dava konusu 718 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacıların yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sınırlı olmak üzere, dava konusu 700 ve 698 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacıların yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine; kamu düzeni gereği yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA; taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 03.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.