Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11878 E. 2023/88 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11878
KARAR NO : 2023/88
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/3 E., 2018/26 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili, davacı … vekili, davacı …, davacılardan … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında … köyü 101 ada 550, 551, 552 ve 553 parsel sayılı sırasıyla 10144 m², 7797 m², 7022 m² ve 2893 m² yüzölçümlü taşınmazlar, tarla niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir.

2.Davacı … dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 550, 551, 552, 553 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu, davalı …’in babası …’nin dava konusu taşınmazlara müdahale ettiğini ve müdahalesinin men edildiğini, kadastro tespiti sırasında ise davalı …’nın haksız olarak taşınmazları kendi adına tespit ettirdiğini açıklayarak, taşınmazların tespitlerinin iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

3.Davacı … dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 550 parsel sayılı taşınmazın babası Halil Kaya’ya ait iken kadastro tespiti sırasında yanlışlıkla davalı … adına tespit edildiğini açıklayarak, taşınmazın tespitinin iptali ile kendi muris Halil Kaya mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

4.Davacılar … ve … dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 551 parsel sayılı taşınmazı babaları …’in 1965 yılında satın aldığını, taksim ile kendilerine düştüğünü açıklayarak, taşınmazın tespitinin iptali ile kendi adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.

5.Asli Müdahil Orman İdaresi vekili; taşınmazların orman niteliğinde olduğu iddiası ile taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

6.Asli Müdahil Hazine vekili; taşınmazların ham toprak vasfında olduğunu açıklayarak, ham toprak vasfı ile Hazine adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … aşamalardaki beyan ve dilekçelerinde, taşınmazların Aralık 1944 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.5.2014 tarihli ve 2013/46 Esas, 2014/31 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların orman vasfında olduğu gerekçesi ile asli müdahil Hazine ve Orman İdaresinin davalarının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine, taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2014 tarihli ve 2013/46 Esas, 2014/31 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 30.11.2015 tarih ve 2015/11999 Esas, 2015/11977 Karar sayılı ilamında;

“Mahkemece, temyize konu 550 ve 551 sayılı parsellerin orman sayılan ve orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle bu taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.

Orman bilirkişi raporuna göre taşınmazlar, 1956 tarihli memleket haritası ve 1952 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda ve fen bilirkişi raporuna göre, tapu kaydı sınırları, temyize konu çekişmeli taşınmazları kapsamakta ise de, mahkemece tapu kayıtlarına değer verilip verilmeyeceği tartışılmamış, davalının dayandığı Aralık 1944 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtları keşif sırasında yöntemince uygulanmamış; tapu kayıtlarının gittileri ile ilgili tapu iptali ve tescil davalarının görüldüğü Feke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1973/3 – 1974/59, 1949/21 – 1950/11 sayılı dava dosyaları değerlendirilmemiştir. Sözü edilen tapu kaydı, 30000 m² yüzölçümlü ve sınırları, D:Dağ, B:Dağ eteği, K:Dana deresi, G:Kör Kuyu olup, davalı … ve arkadaşları adına kayıtlıdır. Bu tapu kaydı, 1944 tarihli tescil ilâmı ile oluştuğu halde, mahkemece tescil kararı ve bu kararın dayanağı olan tescil krokisi de uygulanmamıştır.

O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir orman, bir fen bilirkişi, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımıyla yeniden yapılacak keşifte, dayanılan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileriyle getirtilip uygulanmalı, kadastro sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüşse bu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, uygulamada tapu kaydının oluşumuna esas alınan tescil kararı ve krokisi ile yukarıda sözü edilen dava dosyalarından yararlanılmalı, tescil hükmünün, tarafları açısından kesin hüküm oluşturacağı düşünülmeli, kesinleşen dosyaların kroki kapsamları fen bilirkişi raporunda ayrı renklerle gösterilmeli; tapu kayıtlarının taşınmazlara uyması halinde orman içi açıklıktan sözedilemeyeceği düşünülmeli; uymadığı takdirde orman bilirkişisinden, komşu 565 ve 567 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi anlamında orman bütünlüğünü bozup bozmadığı, orman içi açıklık veya orman toprağı özelliğinde, orman sayılan yer olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarında aydıntılı rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazın kuzeyinde yer alan ve mahkeme kararı ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verilen 566 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyası getirtilerek bu dosyadan da yararlanılmalı; bir kısım davacılar tarafından, 1936 yılına ait 349 numaralı vergi kaydı ibraz edilmiş ise de, vergi kaydının zilyedlik belgesi olduğu ve orman sayılan yerlerde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği gözönünde tutulmalı; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir” açıklamalarına yer verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında dava konusu taşınmazların, davalı … tarafından dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesi ile davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine, taşınmazların tespit gibi … adına tesciline karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili, davacı … vekili, davacı …, davacılardan … ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asli Müdahil Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların evveliyatının orman olup zilyetlikle kazanılamayacaklarını, bu nedenle taşınmazların tamamının orman olarak Hazine adına tescilinin gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

2.Asli Müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilen ilk kararın sadece … vekili tarafından 550 ve 551 parsellere yönelik olarak temyiz edildiğini, orman olarak Hazine adına tesciline karar verilen 552 ve 553 parsellerle ilgili olarak Hazine lehine müktesep hak oluştuğunu, taşınmazların orman içi açıklık oluşturup oluşturmadığına değinilmediğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davacılardan … vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilen ilk kararın tespit maliki tarafından temyiz edilmediğini, dayanılan kayıtlar hakkında yeterli inceleme yapılmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarının hüküm vermeye yeterli olmadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

4.Davacılardan … temyiz dilekçesinde; murisimiz adına daha önce tescil kararı verilen 551 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu edildiğini, bu parselle ilgili tespit bilirkişilerinin dinlenmeleri gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

5.Davacılardan … ve diğerleri vekili Av…. temyiz dilekçesinde; davalı …’in babası … ile … arasında Feke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1973/3 Esas sayılı dosyasında görülen davada, …’in taşınmazdan men edildiğini ve taşınmazın … ’ye ait olduğunun ortaya çıktığını, … …’nin de taşınmazı 18.07.1992 tarihli satış senedi ile müvekkillerin murisi …’e sattığını, satışın kadastro çalışmalarından öncesine ait olduğunu, davalı …’in Feke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/34 Esas sayılı dosyası ile men’i müdahale davası açtığını ancak taleplerinin ret edildiğini, Feke Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının dava konusu taşınmaza uygulandığını ve uygunluğunun tespit edildiğini, eksik inceleme ile deliller toplanmadan karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 20 nci maddeleri, 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun), 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 Sayılı Kanun)

3. Değerlendirme
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesine göre orman kadastrosu yapılmıştır.

1.551, 552, 553 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu tüm taşınmazların Hazine adına orman olarak tesciline dair verilen 27.05.2014 tarih ve 2013/46 Esas, 2014/31 Karar sayılı karar, taraflardan sadece … vekili tarafından 550 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak temyiz edilmiş olup, 551, 552, 553 parsel sayılı taşınmazlara yönelik yapılmış bir temyiz talebi bulunmamakla, 551, 552, 553 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, tarafları bağlayıcı olan usuli müktesep hak oluşmuştur.

Hal böyle olunca, temyize konu edilmeyen ve orman vasfı ile Hazine adına tescile karar verilen, 551, 552 ve 553 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak ilk hükme aykırı şekilde, davalı … adına tespit gibi tescile karar verilmesi doğru olmayıp, Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu yönüyle bozulmasına, davacılardan … mirasçısı …, davacılardan … ve diğerleri vekilinin temyiz itirazlarının ise reddine karar vermek gerekmiştir.

2.550 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Her ne kadar Yargıtay (kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarih ve 2015/11999 Esas, 2015/11977 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılardan … vekili tarafından 550 ve 551 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edildiği bildirilmiş ise de, davacı …’nın davası ve 29.04.2009 tarihli ıslah dilekçesi 550 parsel sayılı taşınmaza yönelik olup, 551 parsel sayılı taşınmaza karşı açılmış bir davası bulunmamaktadır.

550 parsel sayılı taşınmaz açısından ise; gerek bozma öncesi gerekse de bozma sonrası toplanan bilgi ve belgeler çerçevesinde, her ne kadar, davalı … tarafından dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu ispat edilememiş ise de, davacı … tarafından da söz konusu taşınmaz açısından, babası … ’dan itibaren süregeldiği iddia edilen nizasız fasılasız zilyetliğe dayanılarak hak iddia edilmiş olup, bu çerçevede de 1994 tarihinde Feke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/134 Esas sayılı dosyasına delil olarak dayanılmış, keşif mahallinde dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında, taşınmazın davacının babası … tarafından ölümüne kadar kullanıldığı yönünde beyanlar yanında, …’in babası tarafından da kullanıldığına dair ifadelerde bulunulmuş, davacı …’nın babası … 1989 da vefat etmiş, davacı tanığı …, taşınmazın … ’nın ekip biçtiğini, ancak …’nın ekip biçtiğini görmediğini beyan etmiş, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında ise, taşınmazın 2/3 oranında taşlık olduğu, orman alt tabakasını oluşturan kılçirişi ve keven bulunduğu, 10-15 yılıdır imar ve işlem görmediği ve ham toprak vasfında olduğu belirtilmiştir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı … murisi … lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu duraksamasız söyleme imkanı bulunmadığından, davacı …’nın davasının reddi ile ilk hüküm gibi taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, Hazine ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bozulmasına, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının,
A. Davacılar … vekili, davacılardan … mirasçısı …, davacılardan … ve diğerleri vekilinin temyizi yönünden;
Yukarıda V.C.3 no.lu bölümün (1) ve (2) no.lu bentlerinde yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının reddine,

B. Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilinin temyizi yönünden;
Yukarıda V.C.3 no.lu bölümün (1) ve (2) no.lu bentlerinde yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

35,90’ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 144,00 TL’nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,

1086 Sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,12.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.