YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11911
KARAR NO : 2023/201
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2003/67 E., 2016/7 K.
KARAR : Davanı kabulüne asli müdahil …, asli müdahil …, …, …, Asli Müdahil …Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller … ve arkadaşları, davalı … … vekili, asli müdahil … vekili, davalı Hazine vekili, dahili davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 11.07.1995 havale tarihli dava dilekçesiyle; … ili Merkez … Mahallesinde bulunan sınırlarını bildirdiği yaklaşık 25 dönüm miktarlı taşınmazı müvekkili olan davacının … köyü halkından … mirasçısı … ve …’dan satın aldığını, satın aldığından beri de nizasız fasılasız olarak kullandığını, aynı şekilde önceki maliklerinin de taşınmazı nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Dahili davacı … (sonradan mirasçıları) beyanlarında; davaya konu yerin maliklerinin … mirasçıları ile … mirasçıları olduğunu, kendisinin de … ‘nın mirasçısı olduğunu, taşınmazda 1/3 hakkının bulunduğunu ileri sürerek, 25 dönümlük yerin 8 dönümünün adına tescil edilmesini talep etmiştir.
3. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; davaya konu yerin maliklerinin … mirasçıları ile … mirasçıları olduğunu, müvekkillerinin de … mirasçılarından olduğunu ileri sürerek, payları oranında asli müdahiller adına tescil edilmesini talep etmiştir.
4. Asli müdahil … ve arkadaşları ile … müdahale dilekçelerinde; kendilerinin … mirasçıları olduğunu ve taşınmazda murislerinin de hakkının bulunduğunu ileri sürerek, nizalı taşınmazın miras bırakanlardan … torunu … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
5. Diğer bir kısım asli müdahiller ise müdahale dilekçelerinde; tapu kayıtlarının bulunduğunu, yerin bu tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek, taınmazın kendi adlarına tescil edilmesini istemişlerdir.
6. Yargılama devam ederken 2000 yılında yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmaz Merkez … Köyü 2618 ada 463 parsel numarasıyla vergi kaydına dayalı olarak tarla vasfıyla 16.643 m2 olarak halen asliye hukuk mahkemesinde davalı olduğundan bahisle malik hanesi açık olarak tespit görmüş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 5 inci maddesi gereğince tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
7. Dava konusu taşınmaz hakkında tescil davasının görüldüğü … 2. Asliye Hukuk Mahkemesince de, 23.10.2000 tarih ve 1995/474 Esas, 2000/610 Karar sayılı görevsizlik kararıyla dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın doğu sınırında yol ile gayrimenkul arasında kalan bir kısmın taşlık ve çalılık olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu nedenle bu kısmın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, tahrir kaydında taşınmazın 90 ar olarak gösterildiğini, dava konusu edilen yerin ise 25 dönüm olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2016 tarih ve 2003/67 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın …’ın 20 yılı aşkın süreden beri zilyetliğinde bulunduğu, ölümüyle çocukları … ve …’a kaldığı, onların da zilyetlikleri altında olan taşınmazı davacı …’e satarak zilyetliklerini devrettikleri, davacı … yönünden satın alma ve eklemeli zilyet olarak 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde düzenlenen zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davacı …’in davasının kabulüne, … ili Merkez … Mahallesi 2618 ada 463 parsel sayılı taşınmazın 16.463,00 m2’lik yüzölçümü ve arsa niteliği ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, davaya müdahalede bulunan tüm asli müdahiller ile tüm dahili davacıların davalarının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine vekili, asli müdahiller …, …, …, davalı … … vekili, asli müdahil … vekili ile asli müdahil … tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verildiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Asli müdahiller …, … ve … temyiz dilekçesinde; yerin 1990 yıllardan beri atıl durumda olduğunu, davacının satın aldığını iddia etmesine rağmen …’nun bu hususu doğrulamadığını, kendilerinin de bu yerde miras hisseleri olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu hususun yeterince araştırılmadığını ayrıca imar sonrası durum açısından herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Davalı … … vekili temyiz dilekçesinde; zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
4. Asli Müdahil … vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince karar verilirken tespit tutanağının iptaline karar verilmediğini, tespit tutanağında 1938 tarih ve 1596 numaralı vergi kaydının yere uyduğunun belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesince mahalli bilirkişi beyanlarından ise uymadığına karar verildiğini, iptal edilmeyen tespit tutanağı ile karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince vergi kaydının uymadığının belirlendiğini, davacının satış senedine dayanak yaptığı vergi kaydı uymadığından senedinde geçersiz sayılması gerektiğini, davacının zilyetliğe yönelik bir iddiasının olmadığını, vergi kaydında isimleri geçen maliklere bakıldığında … ve … isimli şahısların mirasçı olmadıklarını ve bu sebeple satışa yetkili olmadıklarını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
5. Asli müdahil … temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin tapusu kapsamında kaldığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ( 1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Asli müdahiller …, … ve …, asli müdahil … vekili ile asli müdahil …’nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına ve asli müdahil …, …. ve … ile asli müdahil …’ın dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikleri olmadığına, asli müdahil …’nın ise dayandığı tapunun çekişme konusu taşınmaza uymadığının anlaşılmasına göre, asli müdahiller …, … ve …, asli müdahil … vekili ile asli müdahil …’nın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekili ile davalı … … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince; davacı adına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle, kadastro tutanağının malik hanesi doldurulmak suretiyle taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Şöyle ki; dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1993 yılında orman kadastrosu yapıldığı anlaşılmakta olup, hükme esas alınan orman bilirkişisi raporunda, tahdit uygulamasının yapılmadığından taşınmazın tahdit hattına göre konumu denetlenememektedir.
Her ne kadar, davanın aktarılmasından önce, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan 04.07.1996 tarihli orman bilirkişi raporunda, çekişme konusu taşınmazın orman tahdit hattı dışında kaldığı belirtilmiş ise de, taşınmazın tahdit hattına göre konumu elle çizilerek gösterildiğinden ve tahdit haritası üzerinde çakıştırma yapılmak suretiyle gösterim yapılmadığından, anılan raporun da denetime elverişli olduğundan söz edilemez.
Öte yandan, dava konusu taşınmazın üzerinde sürdürülen zilyetliğin varlığının ispatı için, gerçeğin bir resmi olan, tescil davasının açıldığı tarihten 152025 yıl önceki hava fotoğrafları getirtilip incelenmediği gibi, sadece mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla yetinilmiştir.
Yine, davanın aktarılmasından önce, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, mahallinde 1999 yılında gerçekleştirilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişi … , taşınmazın tamamının ekilip biçilmediğini, keşif zamanı sürülü olmayan kısmının şimdiye kadar hiç ekilip biçilmediğini beyan etmiş ve buna istinaden teknik bilirkişi … tarafından düzenlenen 21.06.1999 tarihli raporda sürülü olmayan kısım gösterilerek, tescile esas bölümün A harfi ile gösterilen 12.237 m2′ lik bölüm olduğu belirlenmiş olmasına rağmen, kadastro sırasında taşınmazın 16.643 m2 olarak sınırlandırıldığı ve kadastro paftası incelendiğinde, söz konusu 1999 tarihli teknik bilirkişi raporunda kullanımın olmadığı belirtilen kısmın da parsele dahil edildiği anlaşılmakta olup, bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesince, kullanımın olmadığı kısma ilişkin mahalli bilirkişi … ‘un beyanına neden değer verilmediği hususunda bir açıklama yapılmamış ve taşınmazın tamamının davacının zilyetliğinde olduğu kabul edilerek karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; tahdidin kesinleşip kesinleşmediği tespit edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Taşınmazın bulunduğu yere ilişkin orman tahdidinin kesinleştiğinin belirlenmesi halinde; keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 67 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Getirtilen belgelerden söz konusu tahdidin kesinleşmediğinin anlaşılması halinde ise, en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenerek taşınmazın orman olup olmadığı tereddütsüz olarak belirlenmelidir.
Çekişme konusu yerin orman olmadığının anlaşılması halinde; tescil davasının açıldığı tarihten 152025 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilip, bir fen, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiler eliyle yaptırılacak incelemede; orijinalrenkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ölçeğine (NetCad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; ardından stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imarihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imarihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imarihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını açıklayan müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imarihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imarihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imarihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
4. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Asli müdahiller …, … ve …, asli müdahil … vekili ile asli müdahil …’nın temyiz itirazlarının (IV. C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
Davalı Hazine vekili ile davalı … … vekilinin temyiz itirazları (IV. C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı … Belediye Başkanlığına iadesine,
29,20’şer TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 150,70’er TL’nin temyiz eden asli müdahiller … ve arkadaşları, asli müdahil … ile dahili davacı …’dan ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.