YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12002
KARAR NO : 2023/1973
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (20). Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … vekili 07.07.2004 tarihli dilekçesi ile; müvekkili olan davacının, … ili … ilçesi … Mahallesi 251 ada 57 parsel sayılı 485.460,23 m² yüzölçümündeki taşınmazın, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği 2000 m² lik kısmını 10.09.1999 tarihinde …’dan satın aldığını, tespite kadar eklemeli olarak zilyetliğinin 30 yılı aştığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu (5304 sayılı Kanun) ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış olup, dava konusu taşınmazın, tapuda orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2014 tarihli ve 2012/355 Esas, 2014/10 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (20). Hukuk Dairesinin 09.03.2015 tarihli ve 2014/8409 Esas, 2015/1328 Karar sayılı ilamıyla; “Mahkemece, davacının Felahiye Sulh Ceza Mahkemesince orman arazisini işgal ve faydalanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği, böylece davacı lehine zilyetlik yoluyla mülk edinme şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Felahiye Sulh Ceza Mahkemesinin 18.01.2012 tarihli ve 2011/19-2012/1 sayılı kararı ile sanık – dosya davacısının orman arazisini işgal ve faydalanma suçunu işlediğinden bahisle hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ nin 10.12.2012 tarihli ve 2012/30180 Esas, 42525 Karar sayılı kararı ile gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine hükmedildiği, bu haliyle davacının, Felahiye Sulh Ceza Mahkemesi dosyasında orman arazisini işgal ve faydalanma suçunu işlediğinin sabit olduğundan bahsedilemeyeceği, Mahkemece keşif yapılmadan, yalnızca Felahiye Sulh Ceza Mahkemesi dosyası getirtilerek, bu dosya kapsamında yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporları üzerinden karar verildiği açıklanarak, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “ziraat mühendisi, yüksek orman mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşturulan bilirkişi kurulunca düzenlenen müşterek krokili raporda dava konusu yerin Orman Kanunu’nun 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun açıklandığı, bilirkişi kurulunun 11.12.2018 havale tarihli ek raporunda ise, davaya konu bölümün orman ve orman toprağı niteliğinde olup zilyetlik yoluyla kazanılamayacağının belirtildiği, bu haliyle 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve 18 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca davacı lehine zilyetlik yoluyla mülk edinme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gerekçeli karara esas teşkil eden bilirkişi raporunda öncelikle ve özellikle 1980-1942 ve 2005 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde bilgisayar ortamında çakıştırma yaparak inceleme yapmak suretiyle rapor tanzim edildiğini, keşifte dinlenilen şahit ifadelerinin yerel mahkemece hiç dikkate alınmadığını, hava fotoğrafıyla zilyetliğin belirlenemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve 18 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun ), 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.