YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12101
KARAR NO : 2023/4493
KARAR TARİHİ : 20.09.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/3 E., 2019/27 K.
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; 5304 … Kanun ile değişik 3402 … Kanun hükümlerine göre yapılan çalışmalarda, Konya ili Meram ilçesi .. Köyünde 491 ada 1 … parselin orman niteliği ile sınırlandırılıp Hazine adına tesbit tutanağı düzenlenerek kısmî ilâna çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan taşınmazın, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, bu alanın orman sınırları içine alınarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.
Davaya konu olan yer hakkında 436 ada 4 parsel numarası ile düzenlenen kadastro tespit tutanağı, kadastro mahkemesinde orman kadastrosuna itiraz davasına konu olduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılarak Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalıların kabul beyanı nedeniyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalıların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2013 gün ve 2013/2302 Esas, 2013/6452 … ilamıyla; “… yörede 5304 … Kanun ile değişik 3402 … Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırmasının kısmî ilânı sırasında davacı … İdaresinin açtığı dava nedeniyle davalı parsele ait kadastro tutanağının malik hanesinin açık olarak tesbitinin yapıldığı, davalılar …, … ve …’ın taşınmazın zilyetleri olarak tespit edildikleri, 3402 … Kanunun 30/2. maddesi uyarınca taşınmazın malik hanesi açık olduğundan hâkimin gerçek hak sahibini belirlemek için gerekli araştırmayı resen yapmak zorunda olduğu, her ne kadar, taşınmaza zilyet oldukları belirtildiği için davaya dahil edilen … ve arkadaşları davayı kabul etmişler ise de, taşınmazın gerçek hak sahipleri olup olmadıkları belirlenmediği için davayı kabule yetkili olup olmadıklarının da bu aşama da henüz belli olmadığı, taşınmazın malik hanesi açık olduğu için davanın kabulünün hukuki bir sonuç doğurmayacağı, kaldı ki, gayrimenkul davalarında taşınmaz başında keşif yapılıp kişiler taşınmazı beş duyu organları ile görüp gerçek anlamda idrak etmeden duruşma sırasında zanna dayalı olarak yapılacak beyanlarda hataya düşmeleri kuvvetle mümkün olduğundan, iradeyi fesada uğratan bu tür yanılma hallerinde (TBK. m. 30 vd.) HMK. m. 311 hükmü uyarınca kabulün iptalinin istenebileceği açıklanarak, 3402 … Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi gereğince gereken bütün deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında keşif yapılarak gerçek hak sahipleri ile taşınmazın niteliğinin belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi …” gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davaya konusu 436 ada 4 parsel … taşınmazın 1/3 payının davalı …, 1/3 payının davalı …, 1/3 payının davalı … adlarına kadastro tespit tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğinde olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 … Kanun ile değişik 3402 … Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırmasının yapıldığı e çekişmeli parselin orman alanı dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği gereçsiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ulaşılan sonuç dosya kapsamı ile uyumlu değildir.
Şöyle ki, 3402 … Kanunun 30/2. maddesinde “Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tesbiti yapılmadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hâkim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür…” hükmü, HMK’nin 311. maddesinde ise “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; dava konusu 436 ada 4 parsel … taşınmazın bulunduğu yerde 5304 … Kanun ile değişik 3402 … Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapıldığı, çekişmeli parselin orman alanı dışında bırakıldığı, davacı … İdaresinin kısmi ilan süresi içerisinde 2006 yılında açtığı dava ile taşınmazın orman sınırları içine alınarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini istediği, dava açıldıktan sonra taşınmaz hakkında malik hanesi açık olarak tutanak düzenlenerek kadastro mahkemesine gönderildiği, davalıların ise bu aşamalardan sonra 2007 yılında alınan imzalı beyanları ile açılan davayı kabul ettikleri, eldeki davanın başlangıçta 436 ada içerisinde yer alan ve Orman İdaresi tarafından benzer şekilde dava konusu edilen birden fazla taşınmaza ilişkin olarak birlikte yürütüldüğü, kabul beyanından sonra duruşmalara iştirak etmeyen davalılardan … ve …’ın 31.05.2012 tarihli 26. celsede (kabul beyanından yaklaşık 5 yıl sonra) alınan beyanlarında, taşınmazın kendilerine babalarından intikal ettiğini, taşınmazın orman ile bir ilgisinin olmadığını, davanın reddi ile taşınmazın adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önceki duruşmalarda davayı kabul ettiklerini beyan etmiş iseler de; ormana karşı dava açarlarsa davayı kazanamayacakları, masraflı olacağı, tarlanın değerinin masraflarını dahi karşılayamacağı yönünde köyde söylenti olunca o zaman için o şekilde beyanda bulunduklarını beyan ettikleri, ilk derece mahkemesince taraflarca ileri sürülen deliller toplanmadan ve keşif yapılmadan davalıların kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, hükmüne uyulan bozma ilamında ise, 3402 … Kanunun 30/2. maddesi uyarınca taşınmazın malikhanesi açık olduğundan hâkimin gerçek hak sahibini belirlemek için gerekli araştırmayı re’sen yapmak zorunda olduğunun, her ne kadar, taşınmaza zilyet oldukları belirtildiği için davaya dahil edilen … ve arkadaşları davayı kabul etmişler ise de, taşınmazın gerçek hak sahipleri olup olmadıkları belirlenmediği için davayı kabule yetkili olup olmadıklarının da bu aşama da henüz belli olmadığının, kaldı ki, gayrimenkul davalarında taşınmaz başında keşif yapılıp kişiler taşınmazı beş duyu organları ile görüp gerçek anlamda idrak etmeden duruşma sırasında zanna dayalı olarak yapılacak beyanlarda hataya düşmeleri kuvvetle mümkün olduğunun açıklandığı ve İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan keşif ve alınan beyanlar uyarınca dava konusu taşınmazın 436 ada 4 parsel … taşınmaz olup, gerçek hak sahiplerinin davalılar olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, gerçek hak sahibi olan davalıların davayı kabule yetkili oldukları ve HMK’nin 311. maddesinde düzenlenen irade bozukluğu hallerinin de gerçekleşmediği nazara alınarak, davalıların kabul beyanına değer verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma neden ve şekline göre davacı … İdaresinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.