Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12182 E. 2022/6837 K. 08.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12182
KARAR NO : 2022/6837
KARAR TARİHİ : 08.09.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava konusu; … İli Silivri İlçesi Kurfallı Köyü Sırtgöl Mevkii, 104 ada 34 parsel 15654,75 m2 tarla vasfındaki taşınmaz senetsizden, vergi kaydı bulunmamakla 09.01.2015 tarihinde tam hisse ile Mehmed oğlu … adına tespit edilmiş olup 03.06.2015-02.07.2015 tarihleri arasında askı ilana çıkarılmışsa da eldeki dava nedeniyle kesinleşmemiştir.
Davacı Hazine vekili; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun geçici 8. madde kapsamında yapılan kadastro çalışmasında dava konuısu 104 ada 34 parsel taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, ilk kadastro çalışmalarında da orman içerisinde kaldığından tescil harici bırakıldığını, senetsizden zilyetliğin ancak orman kadastrosunun aplikasyonu kesinleştikten itibaren başlaması gerektiği gözetildiğinde 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını , bu nedenlerle davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine, dava konusu … İli Silivri İlçesi Kurfallı Köyü 104 ada 34 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki ; dosya içerisindeki kısmi belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında orman tahdidinin yapıldığı ve daha sonra ise aynı yörede 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması yapılarak nihai olarak 24.01.1996 tarihinde ilan edilmek suretiyle 24.07.1996 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca Mahkemece 01.06.2016 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi kurul raporunda ise; 3116 sayılı Kanun’a göre 1 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman tahdit çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığı, 6831 sayılı Kanun’un 1744 ve 2896 sayılı Kanun’larla değişik 2/B madde uygulamasının yapılmadığı, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 23.09.1992 tarihinde öncelikle 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonunun yapıldığı buna göre dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı, aplikasyona müteakip Dışbudakkapı I ve II ile Tütünlük Devlet Ormanlarında orman kadastro çalışması yapıldığı buna göre dava konusu taşınmazı ilgilendiren Tütünlük Devlet Ormanına ilişkin 30.09.1992 tarih ve 3 nolu tutanakta “1942 yılında Karakızlı Devlet Ormanının tahdidi sırasında Karakızlı çalılığı olarak orman sınırları dışında bırakılan yerin 4785 sayılı Kanun’la 1945 yılında Devletleşen yerlerden olduğuna karar verilerek Tütünlük Devlet Ormanı olarak sınırlandırılmasına” karar verildiği, bu sınırlandırmadan sonra Komisyonca Tütünlük Devlet Ormanı sınırları içinde 2/B çalışması yapıldığı ve PXII, PXIII ve PXIV nolu yerlerin 2/B ye çıkarıldığı kalan kısımların ise Tütünlük Devlet Ormanı I, II ve III olarak belirlendiği, bu çalışmaların 21.10.1992 tarihinde bitirildiği ve şekli ve hukuki noksanlıkların incelenmesi için … Orman Bölge Müdürlüğüne gönderildiği, Bölge Müdürlüğünün denetimi sonrası 03.05.1994 tarihli raporun gönderildiği ve bu rapora göre Komisyonca düzeltmelerin yapıldığı, bu raporun dayanağı olan ve Başmüfettişler tarafından hazırlanan ve dosyada mevcut olmayan raporda 30.09.1992 tarih ve 3 nolu tutanakta karar altına alınan ve bu karara bağlı olarak yapılan 2/B uygulamasının iptal edildiği ve 11.07.1995 tarihinde çalışmaların sonuçlandırılarak ilan edilip 24.07.1996 tarihinde kesinleştiği, bu çalışmalarla dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği tespit edilmişse de, dosya arasında bu hususları denetleyecek belgelere ulaşılamamış olup dava konusu taşınmazın bu çalışmalara göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde gösterilmemiştir.
Bunlara ek olarak bilirkişi kurulunca; 1957 yılına ait memleket haritası ile 1945 yılından önceki tarihli 1942 yılına ait hava fotoğrafı üzerinden inceleme yapılmış olup 1957 yılı memleket haritasında dava konusu taşınmazın A ve C ile gösterilen kısımlarının yeşil renkli ormanlık alanda, B ile gösterilen kısmının açık renkli tarım alanında kaldığı , 1942 yılına ait hava fotoğrafında ise taşınmazın tamamının beyaz renkli orman sayılmayan alanda kaldığı, 1970, 1996, 2006 ve 2013 hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarında ise taşınmazın tamamının tarımsal alanda kaldığı tespit edilmişse de 1957 yılına ait memleket haritası ile 1942 yılına ait hava fotoğrafı arasındaki bu farklılığın neden kaynakladığı , yine taşınmaz üzerinde çam ve söğüt ağacı bulunduğu belirtilmişse de buna ilişkin de herhangi bir açıklamada bulunulmadığından dava konusu taşınmazın tamamın orman sayılmayan yer olduğu husus duraksamaya yer olmayacak şekilde belirlenmemiştir.
Bunlardan ayrı mahkemece taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, zilyetlik süresinin dolup dolmadığı hususunun tahdit dışında bırakılmasından itibaren değerlendirilmesi gerektiği, evveliyatının orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılmadığı da tespit edilmiştir.
O halde; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri; dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ile kadastro çalışma paftaları; dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde en eski tarihli ve tespit tarihi yada imar planının kesinleştiği tarihten hangisi daha önce ise bu tarihten 15-20-25 yıl öncesi en az üç farklı döneme ilişkin hava fotoğrafı getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir jeodezi- fotogrametri harita mühendisi bilirkişisi ve bir ziraatçı bilirkişi ile yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; bu şekilde yapılacak inceleme sonucu taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğunun anlaşılması halinde zilyetlik iddiasının dinlenmesinin mümkün olmayacağı düşünülmeli; taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında bulunduğunun anlaşılması halinde ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar- ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları, komşu parsellerin tutanak ve dayanağı belgelerden yararlanmak suretiyle etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatının ne olduğu ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, tarımsal niteliği ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, ekonomik amaca uygun tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, ilk kez imar planına ne zaman alındığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılarak, taşınmazın kapsamında bulunduğu imar planının kesinleştiği tarih yada tespit tarihinden hangisi daha önce ise bu tarihe kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ve orman bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, çelişkiye sebebiyet verilmeyecek şekilde net olarak belirlendikten sonra, en eski tarihli ve imar planının onaylandığı tarihten yada tespit tarihinden hangisi önce ise bu tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait haritaların ait oldukları yıllara göre stereoskopik hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; eğim ölçer (klizimetre) aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak taşınmazın kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli; taşınmazın niteliği, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir krokili rapor alınmalı; taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi %12’yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten, tespit tarihi ya da imar planının kesinleştiği tarihten hangisi daha önce ise bu tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.