YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12280
KARAR NO : 2023/1283
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/412 E., 2014/136 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, müdahalenin meni davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … ve davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Adana İli Sarıçam İlçesi Boynuyoğun mahallesi çalışma alanında bulunan 315 ada 1 parsel sayılı 3.530,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfı ile … (… oğlu), … (… oğlu) ve … (… oğlu) adına tapuda kayıtlıdır.
2. Davacı Orm
an İdaresi vekili dava dilekçesinde; Boynuyoğun Köyünde tapuya kain 315 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1.382,60 metrekarelik kısmının kesinleşmiş orman sınırı içerisinde kaldığını açıklayarak, tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların haksız müdahalesinin menine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dahili davalı … duruşmada alınan beyanında, taşınmazın orman olup olmadığını bilmediğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 315 ada 1 parselin A harfi ile gösterilen bölümünün eski belgelerde orman vasfında olduğu gerekçesiyle, orman kadastrosu sırasında orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 315 ada 1 numaralı parselin harita mühendisi bilirkişi …nın 30.09.2013 tarihli kroki ve raporunda (A) harfiyle gösterilen 1382,60 metrekarelik bölümünün orman sayılan yerlerden ve kesinleşmiş orman sınırı içerisinde kaldığından tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … ve davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … ve davalı … birlikte verdikleri temyiz dilekçesinde; tapuda adı geçen … oğlu …’ın davada taraf olmadığı, taraf teşkilinin sağlanmadığı, tebligatlar usulüne uygun olmadığından davadan yeni haberdar oldukları, taşınmazın 1382,60 metrekaresinin orman olmadığını, yapılan araştırma ve alınan raporların ise yetersiz bulunduğu gerekçeleri ile hükmün bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, orman tahdidine dayalı açılan davada dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, sonucunda tapu iptali ve tescil ile müdahalenin men’ine karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1 ve 2/B maddeleri
3. Değerlendirme
1. Davacı … İdaresi tarafından açılan tahdide dayalı tapu iptali ve tescil ile müdahalenin men’i davasında, davacı … İdaresi dava dilekçesinde tapuda kayıtlı taşınmaz maliklerini davalı olarak göstermiş ise de yargılama aşamasında davalılardan …’ın ölü olduğu gerekçesiyle mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Ancak tapu kaydında malik …’ın … oğlu olmasına rağmen davaya dahil edilen …’ın … oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Tapu iptali ve tescil davalarında husumetin tapu malikine, malikinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında İlk Derece Mahkemesince re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince tapuda gerçek hak sahibi belirlenerek davaya dahil edilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporlarında A harfi ile gösterilen bölümün orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki yörede 2002 yılında orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır; ancak tahdit tutanaklarının kesinleştirme ilanları dosya arasında alınmamıştır. Keşif sırasında orman tahdit tutanaklarının uygulanması da yetersiz olup kadastro paftası, imar ve tahdit hattı aynı rapor üzerinde gösterilmediği gibi tahdit tutanaklarında adı geçen kişilere ait taşınmazların yeri de raporlarda gösterilmemiştir. Ayrıca tahdit tutanaklarındaki anlatıma göre orman sınır noktalarının (OS) kişi ismi yazılmak suretiyle, bu kişilere ait taşınmazların kırık yaptığı bölümlere konulduğu açıkça yazıldığına göre bu bölümlerin neresi olduğu zeminde bulunup orman sınır noktaları bu doğru noktalara konulmak suretiyle taşınmazın tahdit hattına göre konumu belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın tahdit hattına göre konumu net olarak belirlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3. Hâl böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle tapuda gerçek hak sahibi …’ın (… oğlu), ölü ise veraset ilamı dosya arasına alınarak mirasçı ya da mirasçılarına davayı yöneltmek için davacı … İdaresine süre ve imkan tanınmalı, husumet yaygınlaştırılmalı, taraf teşkili sağlandığında tarafların ileri sürecekleri delilleri toplanmalı; ondan sonra yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, kadastro paftası, imara ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
4. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası ve imar planları üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
5. Kabule göre de, İlk Derece Mahkemesince davalıların dava konusu taşınmaza müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiş ise de, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 683 üncü maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazlar davalılar adına tapuda kayıtlı olup, davalıların haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemeyeceğinden müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.