Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12299 E. 2023/979 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12299
KARAR NO : 2023/979
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/45 E., 2017/391 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki Kullanıcı Şerhi Verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı … dava dilekçesiyle; Bingöl ili Merkez ilçesi … Mahallesi 726 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 1991 yılından beri babası …’in kullanımında iken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığını belirterek, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un (6292 sayılı Kanun) kapsamında yapılan çalışmalara göre taşınmazın 790 m² sinin muris … veya … mirasçılarının kullanımında olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.

2. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, kullanım kadastrosunda çekişmeli taşınmazla ilgili tutanak tutulmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacının müracaatına istinaden dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine cevap dilekçesinde; davanın haksız olarak açıldığını ileri sürerek, reddini savunmuştur.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olarak açıldığını ileri sürerek, reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2014 tarih ve 2014/38 E., 2014/514 K. sayılı önceki kararı ile,davanın kısmen kabulüne, 726 ada 15 nolu parsel içerisinde yer alan kadastro fen bilirkişilerinin raporlarında B harfi ile gösterdikleri 32 m2’lik alanın davacı … ‘in zilyetliğinde olduğunun tespiti ile bu tespitin 726 ada 15 nolu parselin beyanlar hanesine şerh düşülmesine, aynı raporda A harfi ile belirtilen alana ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen önceki kararı, davacı … ile davalılar Hazine ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (20). Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarih ve 2016/1628 Esas, 2016/5478 Karar sayılı ilamıyla; “Dosya kapsamına göre davacının zilyetliğe dayanarak tereke adına dava açtığı, UYAP’tan temin edilen nüfus kaydına göre muris … Levent’in davacı … dışında mirasçılarının da bulunduğunun anlaşıldığı, murisin ölüm gününe göre terekesinin elbirliği halinde mülkiyet esaslarına tabi olduğu, davanın genel mahkemede açıldığı, davacının dava dilekçesinin sonuç bölümündeki talebi dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 640 ncı maddesi hükmü uyarınca … Levent’in dava dışı mirasçılarının davaya muvafakatının sağlanması veya terekeye temsilci atanması gerektiği açıklanarak, mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacıya dava dışı mirasçıların olurlarını alması ya da görevli mahkemede terekeye temsilci atanması için süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine ve kabule göre de; çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarıldığına dair şerh bulunmadığı gibi yörede yapılan kullanım kadastrosu sırasında da 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden açılan davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş ve davacı vekilinin karar düzeltme talebi de anılan Daire tarafından reddedilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde 2/B niteliğiyle orman sınırları dışına çıkarıldığına dair şerh bulunmadığı gibi taşınmaz hakkında kullanım kadastrosu sırasında tutanak da düzenlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin anılan gerekçeyle davanın reddine karar vermesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu parselin bulunduğu bölgede binlerce parselin 2/B uygulamasından istifade ettiğini, taşınmazın Bingöl Belediyesi tarafından imar sırasında yeşil alan olarak ayrılmasından dolayı kullanım kadastro çalışmalarında tutanak tanzim edilmediğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) EK-4 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.