YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12369
KARAR NO : 2023/1238
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/7 E., 2019/8 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz
davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı gerçek kişi vekili
tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … İdaresi vekili 01.03.2013 havale tarihli dava dilekçesi ile; davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı bulunan … ili … ilçesi … köyü 667 parsel sayılı taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde olduğu halde, 2013 yılında 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro çalışması sonucunda orman sınırı dışında bırakıldığını, eylemli orman niteliğinde olduğunu belirterek, taşınmazın orman sınırı içine alınmasına, davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve el atmanın önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2015 tarih ve 2013/84 Esas, 2015/76 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın kabulüne, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu çalışmasının iptali ile taşınmazın (B) harfi ile işaretli 2625,87 m2 bölümünün orman sınırı içine alınmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2015 tarih ve 2013/84 Esas, 2015/76 Karar sayılı önceki kararı, davacı … İdaresi vekili ile davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/8050 Esas, 2018/2823 Karar sayılı ilamı ile; “Dava, orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan ilk orman tahdit sınırları içinde olduğu halde; 2013 yılında 56 numaralı Komisyonca yapılan aplikasyon çalışmasında dışarıda bırakıldığı iddiasıyla ve taşınmazın tekrar orman sınırı içine alınması istemiyle dava açmış, mahkemece, taşınmazın ilk orman sınırı içinde olduğu ve (B) bölümünün de halen eylemli orman niteliği taşıdığı gerekçesiyle (B) bölümünün orman sınırı içine alınmasına karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda taşınmazın ilk orman tahdidindeki konumunun gösterilmemiş olması nedeniyle, Dairenin 21.03.2017 günlü geri çevirme kararı üzerine hazırlanan 29.05.2017 günlü ek rapor içeriğinde çekişmeli taşınmazın konumu ile ilgili hiç bir açıklamanın yapılmadığı, rapora ekli krokide de yine çekişmeli 667 parselin konumunun değil; dava dışı 692, 717 parsellerin 3116 haritasındaki konumunun gösterildiği ayrıca geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen belgelerden; çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde, çekişmeli 667 parselin de içinde bulunduğu bir kısım taşınmazların “Dedekoru Devlet Ormanı-1” sınırları içindeyken, 2013 yılında 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca düzenlenen 6 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önce orman sınırı dışına çıkarıldığı; daha sonra 8 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile “Denizgören Özel Ormanı” olarak sınırlandırıldığı; daha sonra 02.01.2013 gün ve 15 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önceki tutanaklar iptal edilerek bu kez ekli listede yazılı taşınmazların makiye ayrılmış ve iskanen tevzi edilmiş yerlerden olması sebebiyle orman sınırı dışında bırakılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ancak sınır düzeltme tutanağı ekinde bu çalışmaya ilişkin bir kroki bulunmadığı gibi; uzman bilirkişiler tarafından da çekişmeli taşınmazın bu çalışmaların her birine göre konumu gösterilmemiştir.
O halde, taşınmaza ilişkin yapılan tüm orman kadastrosu, aplikasyon ve sınır düzeltme çalışmalarına ilişkin harita ve tutanaklar dosyaya getirtildikten sonra; önceki keşifte görev almamış bir fen ve bir serbest orman bilirkişi aracılığıyla yapılacak keşifte; 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen orman kadastro haritası, 2012 yılında yapılan aplikasyon ve daha sonraki sınır düzeltme çalışmalarına ilişkin haritaların ölçeği, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 10-12 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun her biri üzerinde gösterildiği müşterek imzalı rapor kendilerinden alınarak dosya içine konulması, taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan ilk orman sınırı içinde kaldığının anlaşılması halinde; eğiminin % 15-20 ve üzerinde … ağaçları olması nedeniyle, 5653 sayılı Kanunda ve 17/08/1950 tarihli yönetmelikte maki komisyonlarının kesinleşmiş orman sınırı içinde maki tesbit işlemi yapacağı konusunda hiçbir hüküm bulunmadığı, ormanların ve orman muhafaza karakteri taşıyan makiliklerin hiç bir zaman makiye ayrılamayacağı, ayrılmış olsa bile yasaya aykırı olarak yapılan işlemin yok hükmünde olacağı, H.G.K’nın, Y.K.D’nın Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararında kabul edildiği gibi taşınmaz 1949 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığından, çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği, orman içinde kalan ya da orman sınırı dışına çıkartılan alanlarda tapu kayıtlarına değer verileceğine ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 45. maddesi Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün 31/13 ve 14/03/1989 gün 35/13 ve 13/06/1989 gün 7/25 sayılı kararları ile iptal edildiğinden, davalı kişilerin dayanacağı bir yasal yolun bulunmadığı, hak düşürücü sürelerin geçtiği, 56 numaralı Komisyonun yalnızca aplikasyon ve 2/B uygulaması yapmakla görevlendirildiği, somut olayda 2/B uygulaması yapılmadığı, aplikasyonun da ilk tahdide aykırı olamayacağı düşünülerek, taşınmazın orman sınırı içine alınmasına karar verilmeli, inşai nitelikteki tescil istemi hakkında ise kadastro mahkemesinin değil; genel mahkemenin görevine girdiğinden görevsizlik kararı verilmelidir.” denilerek ilk derece mahkemesi kararır bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamından önceki bilirkişi raporu ile bozma ilamından sonraki bilirkişi raporlarının uyumlu olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı gerçek kişi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir kısmının açık arazi olduğunu ve içinde bir kısım meyve ağaçlarının bulunduğunu, arazi kadastrosunun daha önce kesinleşmiş olduğu durumlarda 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun)
işlem yapılması gerekirken bu hususun da göz ardı edildiğini, yerel mahkemenin tüm gerekçelerinde maktu olarak aynı şeyi yazdığını ve aynı dönemde açılan davaları anılan gerekçeler ile hukuka aykırı olarak reddettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Orman Kanunu’ nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın, orman tahdidine göre orman dışında görülmekte ise de, eylemli haliyle orman vasfında olup devlet ormanı olduğu, 56 nolu orman tahdit komisyonunun bu parsel hakkındaki çalışmasının yanlış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarih ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun’un 5653 sayılı Kanunla değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş ve söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.04.2010 tarih ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun’a göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.
2. Somut olayda; Dosya kapsamına ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmaya göre, çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidinde orman tahdit hattı içinde kaldığı, çekişmeli taşınmazların 5653 sayılı Kanun gereğince 20.10.1950 tarihinde makilik saha olarak tefriki yapılıp tutanağı düzenlenerek haritaya geçirildikten sonra 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) gereğince topraksız köylüye tevzii edilmesi için Toprak Tevzii Komisyonuna teslim edildiği ve bilahare Toprak Tevzi Komisyonunca 1951 yılında tevzii edilerek gerçek kişi adına tapu kaydının oluşturulduğu ve daha sonra taşınmazın, bu tapu kaydına dayalı olarak 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapu maliki adına tespit ve tescil edildiği, akabinde satışlarla davalılılara geçtiği, yörede 2013 yılında yapılan ve dava konusu olan orman kadastrosu sırasında taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı ve Orman İdaresinin bu çalışmaya itiraz ederek taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasını istediği anlaşılmıştır.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tamamının tevzi tapusu kapsamında kaldığı ve maki komisyonunca 5653 sayılı Kanun’a göre belirlenip 4753 sayılı Kanun gereğince tapuya bağlandığı sabit olduğundan, tapuya güven ilkesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarih ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadı uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle yanılgılı değerlendirme sonucu kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.