YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12619
KARAR NO : 2023/3017
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/146 E., 2019/96 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … Mah/Köyü … mevkii 441 ada 30 parsel sayılı 7.334,05 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi gereğince, davalı Hazine adına tespit edilmiş, taşınmazın davacının kullanımında olduğu ve üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir.
2. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması çalışmalarına 22.03.1996 tarihinde başlanmış; çalışmalar 05.09.1997 tarihinde sonuçlanmış, 07.01.1998 tarihinde ilân edilmiş ve 07.07.1998 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Davacı vekili, taşınmazın zilyetlik ve imar ihya yolu ile kazanıldığı iddiasıyla dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
… (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 08.03.2012 tarihli ve 2011/15 Esas, 2012/53 Karar sayılı kararıyla, arazi kadastrosu sırasında çalılık olarak tespit dışı bırakılan bir yer üzerindeki zilyetliğe, yörede yapılacak orman kadastrosu sonucu tahdit dışında bırakılma tarihinden itibaren değer verilebileceği, tahditten önce sürdürülen zilyetliğin değerlendirilemeyeceği, somut olayda ise orman kadastrosu işleminin 1998 yılında kesinleştiği belirtilerek, bu tarihten dava tarihine kadar kanunda belirtilen 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanma süresinin dolmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.11.2013 tarihli ve 2012/7220 Esas, 2013/12369 Karar sayılı kararı ile “çekişmeli taşınmaza yönelik yapılan araştırmanın yetersiz olduğu belirtilerek yeniden usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırmasının yapılarak taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten dava tarihine kadar zilyetlik süresinin dolmadığının gözetilmesi gerektiği” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli ve 2014/119 Esas, 2016/139 Karar sayılı kararı ile, -taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan çalılık niteliğinde olduğu belirlenmesine ve 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesine göre % 12’yi aşan yüksek eğimli çalılık niteliğindeki yerlerin orman sayılan yerlerden olmasına rağmen- davanın kabulüne ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2016/13140 Esas, 2019/3162
Karar sayılı kararı ile “çekişmeli taşınmazın öncesinin 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan ve dolayısıyla toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu, yörede orman kadastrosunun yapılarak taşınmazın tahdit sınırları dışında bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı ve taşınmazın davacı adına tesciline yetecek zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma kararı doğrultusunda davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Yargıtay bozma kararına aykırı olarak düzenlenen, gerekçesiz ve denetime imkan vermeyen bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazın davacıya ait olduğunu ve taşınmazın eğimi konusunda Mahkemece yanlış nitelendirme yapıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve Geçici 8 inci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.