Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12710 E. 2022/9772 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12710
KARAR NO : 2022/9772
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, … ili … ilçesi … Mahallesi …Mevkiinde tespit çalışması yapılırken vekil edeni olan davacının satın aldığı taşınmazın adına tespit edilmediğini, bu parselin imar planında “cami” olarak belirlenen 25523 nolu ada içinde kaldığını, taşınmazın 1989 yılından beri davacının kullanımında olduğunu belirterek, bir kısmı … ili … ilçesi … Mahallesi 25523 numaralı ada içinde kalan bir kısmı da imar planında yol, park ve boş alan gözüken taşınmazın davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, getirtilen tapu kaydına göre davaya konu 25523 ada 1 nolu parselin orman kanunu 2b maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu ve tapuda halen …adına tescilli olduğu, getirtilen imar planına görede cami yeri olarak ayrıldığının anlaşıldığı, davacı vekilinin zilyetlik iddiasına dayalı taleplerinin söz konusu imar planının halen yürürlükte oluşu, mevcut tapu kaydına görede davacı lehine herhangi bir zilyetlik şerhinin mevcut olmaması ve tapu kaydının oluşturulma tarihi olan 02.03.1998 tarihinden bugüne kadar kadastro kanunudaki 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olup, kadastro öncesi haklara dayanmanın mümkün olmaması nedeniyle davacının hem mülkiyet hemde zilyetlik yönünden herhangi bir talep hakkının varolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime ait olup (6100 sayılı HMK m. 33); dava dilekçesi içeriğine ve davalı Hazinenin cevap dilekçesi içeriğine göre davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraz mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki; Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4. maddesi kapsamında yapıldığı belirtilen kullanım kadastrosuna ilişkin tutanak ve ekleri dosya arasına getirtilmemiş, bu kapsamda her hangi bir araştırma yapılmaksızın, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının oluştuğu tarihten dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraz mahiyetinde olduğu gözetilerek, bu kapsamda araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 05.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.