YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12727
KARAR NO : 2023/835
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/549 E., 2019/675 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen önceki karar yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı … vekili 10.01.2012 havale tarihli dava dilekçesinde; … ilçesi … Kasabası … mevkiinde bulunan taşınmazın müvekkili olan davacının atalarından kaldığını, 70 – 80 yıl önce imar ihyasının tamamlandığını, o tarihlerden beridir nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.
2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 14.09.1990 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmakta olup, genel arazi kadastrosu işleminin 1956 yılında yapılıp kesinleştiği anlaşılmaktadır.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2014 tarihli ve 2012/19 Esas, 2014/142 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, 21.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1980,68 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarihli ve 2016/10470 Esas, 2017/3941 Karar sayılı ilamıyla; “öncelikle taraf teşkilinin sağlanması ve çekişmeli taşınmazın niteliğinin ve davacı yönünden zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yöntemince araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının beyanlarına göre; dava konusu taşınmazın evveliyatında davacının anneannesinin kullanımında olduğu, ardından ailesine ve nihayet kendisine bırakıldığı ve zilyetliğinin ihtilafsız olduğu, imar ve ihyasının uzun yıllar evvel tamamlandığı, üzerindeki ağaçların davacının ailesi tarafından dikildiği ve 60 yıllık ağaçlar olduğu, yine taşınmaz üzerinde bir ev yeri olduğu, davacının da buraya ağaç ekmeye devam ettiği, usul ve yasaya uygun bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre de dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu, kültür arazilerinden olduğu, orman sayılmayan yerlerden olduğu, eski oldukları tespit edilen sınır taşları ile teraslanmış olan arazide çok yaşlı zeytin ve keçiboynuzu ağaçları olduğu ağaç yaşlarının 40+, 30+ ve 20+ olduğu, arazi içerisinde yabani ağaç, çalılık ve kayalık bulunmadığı, emek ve masraf sarf edilmek suretiyle taşınmazın imar ve ihyasının 1980’li yılların başında tamamlandığı, çevre parseller ile aynı özellikleri gösterdiği, tüm bu hususların hava fotoğraflarından da tespit edilebildiği, kesinleşmiş orman kadastrosu dışında kalması ve evveliyatının orman olmaması sebebiyle orman sayılmayan yerlerden olan taşınmazın toprak yapısının da orman toprağına has hiçbir özellik göstermediği, imar ihyanın en az 20 yıldan uzun bir süre önce tamamlandığı, 20 yıldan uzun bir süredir tarımsal amaçlı kullanıldığı, dava konusu (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin yerin, 4721 sayılı Kanun’un 715 inci maddesinde belirtildiği gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile … ili, … ilçesi, … Beldesi, … Mevkiinde bulunan 30.10.2018 tarihli bilirkişisi raporunun ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 1.980,68 m2 taşınmazın tarla vasfında davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 30.10.2018 tarihli bilirkişinin krokili raporunun kararın eki sayılmasına” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Tapusuz taşınmazın tescili istemli davada, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi hükmü uyarınca davacı lehine zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası
, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 713 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazine’ den harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.02.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.