YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12896
KARAR NO : 2021/9942
KARAR TARİHİ : 01.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Kanunu Geçici 8.Maddesi Uyarınca Yapılan Kadastro Sonucu Davalılar Adına Yapılan Tespitin İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
…,… İlçesinde 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. madde uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Köyü çalışma alandı bulunan 104 ada 24 parsel sayılı 7.263,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla niteliğiyle davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını ve davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline ilişkin önceki hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2019 tarihli ve 2017/527 Esas ve 2019/6087 Karar sayılı ilamıyla, “yörede 1942 yılında orman kadastrosunun yapıldığı, daha sonra 30.07.1996 – 30.01.1997 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışması bulunduğu, orman bilirkişi kurulunun eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme ve araştırmada taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman sayılan alanda kaldığının, yine 1942 tarihli hava fotoğrafında tamamının orman alanında kaldığının, taşınmazın 4785 sayılı Kanun uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğunun bildirildiği, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 30.07.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, orman sınırları dışında bırakılma tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu nedenle taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1 ve 17. maddeleri gereğince süre yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı açıklanarak, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile kadastro tespit tutanağının malik hanesinde kayıtlı davalı ismi iptal edilerek, malik hanesinin …adına doldurulmasına, tutanağın diğer bölümleri aynı kalmak üzere bu şekilde tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, bu defa davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, davalı vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Hüküm tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” hükmünü ihtiva etmektedir. Somut olayda, anılan yasa hükmü göz ardı edilerek, Hazine’nin açtığı dava nedeniyle davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 2. 3. ve 4. bentlerinin çıkarılarak yerine “2- 6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince, yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına, davacı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve davacı Hazine lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, diğer hüküm fıkralarının buna göre teselsül ettirilmesine, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…