YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13141
KARAR NO : 2021/11095
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün müdahil davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 208 ada 1 parsel sayılı 1.148,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davacı … adına ve 208 ada 2 parsel sayılı 1.696,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz iki katlı kargir ev ve garaj ve bahçesi vasfıyla … adına, edinme sebebinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek tespit edilmişlerdir.
Davacı … tarafından, … Asliye Hukuk Mahkemesinde davalılar … ve … aleyhine açılan men’i müdahale ve binanın kali davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış; ayrıca davacı …, dava konusu 208 ada 1 parsel ve 208 ada 2 parsel sayılı taşınmazları köy senedi ile satın aldığı iddiasıyla, adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır.
Kadastro Mahkemesice, aktarılan dava dosyası ve Kadastro Mahkemesinde açılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın reddi ile 208 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescillerine, malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına, elatmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve davalılardan … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman vasfında oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin men’i talebine ilişkin olup, dava devam ederken bölgede yapılan kadastro çalışmaları neticesinde çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dava dosyası kadastro mahkemesine devredildiğinden, davada 3402 sayılı Kanun’un 30/2. Maddesinin uygulanması şartları mevcuttur. Dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tesbit tutanaklarının malik haneleri açık kabul edilmek suretiyle, 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi belirlenerek doldurulmalıdır. Bu nedenle öncelikle dava, Hazine, Orman İdaresi ve Hisar Köyü Tüzelkişiliğine de yöneltilerek, husumet yaygınlaştırılmalıdır. Kabule göre de; Mahkemece, gerçek hak sahibinin belirlenmesi yönünden araştırma yapılmış ise de, hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazların eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, çekişmeli taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından taşınmazların bulunduğu yeri kapsar stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmamış, sadece memleket haritaları incelenerek sonuca ulaşılmış, taşınmazların çevresinin fiili durumunun ne olduğu raporlarda ayrıntılı olarak açıklanmamış, 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 14-17. maddeleri kapsamında usulüne uygun bir araştırma yapılmamış, dosya arasında yer alan soyut içerikli ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına itibar edilmiş, dava konusu taşınmazların niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresine ilişkin olarak rapor aldırılmamış, bunun yerine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hava fotoğrafları incelenmeksizin taşınmazların öncesinde imar ve ihya edilip edilmediğini belirlemekten uzak raporlar hükme esas alınmış olup, bu haliyle, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davanın Hazine, Orman İdaresi ve Hisar Köyü Tüzelkişiliğine yöneltmesi suretiyle husumet yaygınlaştırılmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandığında adı geçen taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, bildirildiği taktirde delilleri toplanmalı; ayrıca yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve böylelikle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.