Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13160 E. 2021/10883 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13160
KARAR NO : 2021/10883
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarih ve 2020/10509 Esas, 2021/340 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davalı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtay bozma ilamında özetle “davanın, tapulama harici bırakılan taşınmazın tescili talebi hakkında olduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı belirtilerek, TMK’nin 713/3. maddesine göre öncelikle, ilgili kamu tüzel kişiliği olan … Belediye Başkanlığı’nın davaya dahil edilmesinin sağlanması, aynı yere ilişkin … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/149 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilen dosya ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde başkaca halen derdest olan dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dosya ile birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, TMK’nin 713/4. maddesi uyarıca yapılması gereken ilânlar yapıldıktan sonra, kesinleşen orman kadastrosuna ait tüm tutanaklar ve haritası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, bölgede hangi yıl tapulama çalışmaları yapıldığı ve çekişmeli yerin neden tapulama harici bırakıldığı sorularak alınacak cevap ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumunun belirlenmesi, yöntemine uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişinin 25.02.2015 tarihli krokili raporunda (A1) harfi ile gösterilen ve kırmızı kalemle taralı 50.874,706 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarih ve 2020/10509 Esas, 2021/340 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ve davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece (A1) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinde onanmış ise de, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa’nın 1. maddesi uyarınca Büyükşehir Belediyelerinin sınırları, tüm ilin mülki sınırları haline gelmiş olup, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki belde ve köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine katılmış olup, anılan yasa hükümleri uyarınca eldeki davada Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın da taraf olması gerekirken, bu husus gözden kaçırılmış ve yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Ayrıca, dava tarihinden 20 yıl önceki hava fotoğraflarına göre taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin mevcut olup olmadığının ve mevcut ise niteliğinin belirlenmesi amacıyla jeodezi ve harita mühendisi bilirkişiden usulüne uygun rapor alınmamış ve ziraatçi bilirkişinin, taşınmaz üzerindeki tarımsal faaliyetin 2000 yılından sonra başladığı yönündeki raporuna itibar edilmemesinin nedeni makul gerekçelerle açıklanmaksızın, soyut nitelikte mahalli bilirkişi beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle; karar tarihinden önce 6360 sayılı Kanun’un hükümleri uyarınca, çekişmeli taşınmaz bölümünün bulunduğu Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlenmiş olması büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmış olmaları nedeniyle büyükşehir belediyeleri tescil davalarında yasal hasım sıfatını kazandıkları ve bu nedenle … İlçe Belediye Başkanlığının yanında … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın da davada yer alması gerektiği gözetilerek davacıya, davasını … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan Büyükşehir Belediyesinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca dava konusu taşınmaz bölümünün imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığı, imar planı sınırları içinde kalıyorsa hangi yıl imar planı sınırları içine alındığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiği ilgili Belediye Başkanlıklarından sorularak alınacak cevabi yazı ile varsa imar planına ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile, yöreye ait en eski tarihli ve dava tarihinden veya nizalı taşınmaz imar planı içinde bulunan yerlerden ise imar planının dava tarihinden önce kesinleşme olması halinde imar planının kesinleştiği tarihten 20 yıl önceki memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar- ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; dava konusu taşınmaz 1962 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşlık niteliğinde tescil harici bırakıldığından, bu nitelikteki taşınmazın ancak imar-ihya edilmek suretiyle ve imar ihya çalışmaları tamamlandıktan sonra 20 yıllık malik sıfatıyla ekonomik amacına uygun tarım arazisi vasfıyla kullanılması halinde kazanılabileceği gözetilerek, taşınmazın imar planı kapsamında bulunması halinde imar planının onaylandığı tarihe, imar planı kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ise dava tarihine kadar, imar-ihyaya ilişkin 3402 sayılı Kanun’un 17. Maddesinde yazılı olumlu ve olumsuz koşulların davacı yararına oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün; yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, sehven onandığı anlaşılmakla; davalı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin bu yönü ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2. bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarih ve 2020/10509 Esas, 2021/340 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.