Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13169 E. 2021/10836 K. 02.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13169
KARAR NO : 2021/10836
KARAR TARİHİ : 02.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine ile müdahil Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazın b harfli bölümü yönünden yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğuna değinilerek, tespit tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde çekişmeli taşınmazın durumunun incelenmesi, sonradan ormanlaştığı iddia edilen kısımdaki ağaçların yaşının saptanması ve öncesi itibariyle orman olmayan, özel mülk olarak tapuda kayıtlı bulunan bir yerin sonradan çevreden tohumlama yolu ile ormanlaşmasının taşınmazı kamu malı haline getirmeyeceği de gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli … İlçesi … köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 220 sayılı parselin 29.02.2016 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (a) harfiyle gösterilen 231,26 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (b), (c) ve (d) harfli bölümlerine ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine ile müdahil Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamı, geri çevirme kararı ile celbedilen komşu parsel kayıtları ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan araştırma sonucunda çekişmeli 101 ada 220 parsel sayılı taşınmazın üç tarafının 101 ada 301 parsel, bir tarafının da 101 ada 219 parsel sayılı orman vasfındaki taşınmazlarla çevrili olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Kanun koyucu, 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesindeki düzenlemeyle, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde “orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların” orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise, orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde; çekişmeli 101 ada 220 parsel sayılı taşınmaz 6831 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olup, kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit ve tescil edildiğine ve davalı gerçek kişi tarafından da herhangi bir mülkiyet belgesi ibraz edilmediğine göre, davacı Hazine ve müdahil Orman İdaresinin davalarının kabulü ile taşınmazın temyize konu olan ve bozma sonrası alınan teknik bilirkişi raporunda b, c, d harfleri ile gösterilen bölümlerinin de orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde bu bölümler yönünden davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenle davacı Hazine ve müdahil Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.