YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13213
KARAR NO : 2021/10293
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İlişkin
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davalar ile müdahale taleplerinin reddine karar verilmiş olup hükmün asıl dosya davacıları ve müdahillerden … Oğlu … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında Ulus ilçesi, Kadı köyü çalışma alanında bulunan 207 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, davacı Hazine ise tapu kaydına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece açılan davalar birleştirilerek yapılan yargılama sırasında… oğlu … ve … oğlu … tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak davaya müdahil olmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davalarının reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı gerçek kişiler ile müdahillerden … oğlu … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmiştir. Şöyle ki; yörede 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosu yapılmış olup, çekişmeli 207 ada 1 sayılı orman parseli içinde kalan taşınmazların eski tarihli resmi belgeler üzerindeki konumu incelenerek orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların 1957 tarihli memleket haritasında çalılık ve fidanlık rumuzlu yeşil alanda, 1947 tarihli hava fotoğrafında ise grimsi-siyahımsı alanda kaldığı belirtilmesine rağmen rapor ekinde yer alan çakıştırmaya göre memleket haritasında çekişmeli taşınmazların üzerinde geniş yapraklı ağaç rumuzunun da bulunduğu görülmüş, hava fotoğrafının stereoskopik incelemesi yapılmadığından hava fotoğrafındaki hafif koyuluğun neden kaynaklandığı, taşınmazlar üzerinde bulunan bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı incelenmemiştir.
Bunun yanında, davacıların ve müdahillerin Camibaşı mevkiindeki taşınmaz (B) için dayandıkları Aralık 1953 tarihli ve 10 nolu tapu kaydı ile … mevkiindeki taşınmaz (F) için dayandıkları Eylül 1952 tarihli ve 6 nolu tapu kaydı Ulus Asliye Hukuk Hakimliğinin tescil ilamları ile oluşmuş olup, dayanak tescil dosyaları ve krokileri getirtilmemiş, Cumadüzü mevkindeki taşınmazlar (G, H, K) için dayandıkları Eylül 1952 tarihli ve 4 nolu ve … mevkiindeki taşınmazlar (C, D, E, L) için dayandıkları Eylül 1952 tarihli ve 5 nolu tapu kayıtlarının yüzölçümleri tapu malikleri tarafından hasımsız olarak açılan yüzölçüm düzeltilmesi davaları ile sırasıyla 229 metreden 50.000 metrekareye ve 919 metrekareden 60.000 metrekareye yükseltilmiş olup, düzeltmeden önceki kayıtlara ilişkin ilk oluşumdan itibaren tüm tapu tedavülleri Dairemizin geri çevirme kararlarına rağmen getirtilmemiş; 4, 5 ve 6 nolu tapu kayıtları tapu malikleri tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucunda 4 ve 5 nolu tapu kayıtlarının aynen taksim suretiyle 6 nolu tapu kaydının ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olup, 4 ve 5 nolu tapuların hükmen ifrazı sonucu Şubat 2002 tarihli ve 2 ila 9 nolu tapu kayıtları oluşmuştur. Dosyada bulunan komşu 136 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kayıtları incelendiğinde ise eldeki dosyada dayanılan Şubat 2002 tarihli ve 6, 7, 8 ve 9 nolu tapulara dayanılarak tapu malikleri adına tespit gördüğü, bunlardan 2 ve 3 sayılı parsellerin itirazsız kesinleştiği, 1 ve 4 sayılı parsellerin ise davalı olduklarından tutanaklarının kesinleşmediği anlaşılmıştır. Mahkemece dayanılan 4 adet tapu kaydının kadastro sırasında hangi parsellere revizyon gördüğü kesin olarak saptanmamış, tüm komşu parsel kayıtları da getirtilmediğinden denetleme yapılamamıştır. Mahallinde yapılan keşifte tapu kayıtlarının zemine uygulaması yapılmış ise de keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler tarafından tek tek sınırlar gösterilmeksizin soyut ve genel ifadelerle tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları da içine alan geniş bir alanı kapsadığını beyan etmişler, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda ise dayanılan tapu kayıtların çekişmeli taşınmazlar ile komşu 137 ada 1, 136 ada 2 ila 8 sayılı parselleri kapsadığı tespit edilmiştir. Bu haliyle tapu kaydının zemine uygulamasının yeterli olduğu söylenemez.
Ayrıca; davacılar ve müdahiller tarafından aynı zamanda zilyetlik iddiasına da dayanıldığı halde, Mahkemece tespit tarihinden geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerindeki taşınmazların konumları incelenmemiş, tek ziraatçi bilirkişiden alınan raporda B ve L haricindeki taşınmazların üzerinde 25-30 yıldır tarımsal faaliyet yapıldığı, sınırdaki tarım arazisi niteliğindeki parsellerle bütünlük içerisinde olduğu belirtilmesine karşın, orman bilirkişi ise bu taşınmazların üzerinde yaklaşık 20 yıldır tarım yapılmadığından yabani böğürtlen ve otsu bitkiler ile çalılık türü bitkilerin olduğunu tespit etmiş, söz konusu çelişki giderilmeden karar verilmiştir.
O halde; Mahkemece, öncelikle davacıların dayandıkları Aralık 1953 tarihli ve 10 nolu, Eylül 1952 tarihli ve 6 nolu tapu kayıtlarının oluşumuna esas teşkil eden tescil dosyaları ve krokileri ile, Eylül 1952 tarihli ve 4 ve 5 nolu tapuların tapu malikleri tarafından açılan yüzölçüm düzeltilmesi davasından önceki kayıtları da içerir şekilde ilk tesislerinden itibaren sıra izler biçimde tüm tedavülleriyle birlikte ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılarak revizyon gördüğü parsel kayıtları eksiksiz celbedilmeli; yöreye ait en eski tarihli ve kadastro tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tespite esas alınan dayanak kayıtları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; 6831 sayılı Kanun’un 1/J bendi kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmalı; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, dayanak tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalıdır. Orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise bu kez taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, teknik bilirkişi eliyle dayanak tapu kayıtlarının varsa krokisi/haritası zemine uygulanarak kayıtların kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kayıtların krokisinin/haritasının bulunamaması veya uygulanamaması durumunda, tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı, tapu kayıtlarının kapsamında kaldıklarının anlaşılması halinde Eylül 1952 tarihli ve 4 ve 5 nolu tapu kayıtlarının tapu malikleri tarafından hasımsız olarak açılan yüzölçüm düzeltilmesi davaları sonucunda yüzölçümleri arttığından bu durumun Hazine ve Orman İdaresini bağlayıp bağlamayacağı tartışılmalı; tapu kayıtlarının uymadığının ya da miktarı ile taşınmazların tamamını kapsamadığının anlaşılması halinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı denetlenmeli; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca zilyetlik yolu ile edinilebilecek miktar sınırlaması yönünden de gerekli araştırmalar yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişiler ve müdahil … oğlu …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.