YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13215
KARAR NO : 2021/11333
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, davalılar adına Temmuz 1965 tarih ve 48 nolu tapu kaydı ile kayıtlı bulunan taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tesciline ve davalıların müdahalelerinin men’ine karar verilmesi istemiyle 21.05.1997 tarihinde dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın reddine ilişkin önceki kararlar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 12.05.1999 ve 18.01.2001 tarihli ilamlarıyla, dayanak tapu kaydının kapsamının yöntemince belirlenmesi gereğine değinilerek bozulmasından sonra, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde yeniden davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi’nin 04.06.2007 tarihli kararı ile, “dava tarihinden sonra 2006 yılında yörede kadastro çalışmalarının başladığı ve dayanılan tapu kaydının kapsadığı alanın 191 ada 1 sayılı parselin bir bölümüne isabet ettiği, çekişmeye konu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu açıklanarak, görevsizlik kararı verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş, bozma ilamına uyulmak suretiyle verilen görevsizlik kararı, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi’nin aynı 18.09.2008 tarihli ilamıyla kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 191 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 28.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 1 ila 12 rakamlarıyla gösterilen taşınmazların krokide belirtilen yüzölçümleri ile tarla vasfıyla davalılar adına tapuya tesciline, geriye kalan kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu taşınmaz bölümlerinin dayanak tapu kaydının kapsamında kaldığı, davalılar tarafından imar-ihya yoluyla tarıma elverişli hale getirildiği ve davalıların kullanımında bulunduğu gerekçesiyle yazıl şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli 191 ada 1 sayılı parselin dosya arasında bulunan tapu kaydına göre, beyanlar hanesinde Burdur Kadastro Mahkemesi’nin 2015/2 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu bilgisinin yer aldığı, UYAP ortamında yapılan araştırma sonucunda ise söz konusu dosyanın, davacı Hazine tarafından, Temmuz 1965 tarih ve 51 sayılı tapu kaydının kapsamında kalan yerin 2/B niteliğinde olduğu iddiasıyla tapu malikleri aleyhine açılan benzer tapu iptali ve tescil davası olduğu, yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği ve hükmün Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2006 tarihli kararı ile, “Çekişmeli taşınmazın güneyden kuzeye doğru şerit halinde uzanan orman içi parsel olduğu, doğu ve batıda ise geniş orman alanının bulunduğu, bu durumda tapu kaydı değişir sınırlı olduğundan 3402 Sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince yüzölçümü ile geçerli olduğu, aynı kök tapudan gelen Temmuz 1965 tarihli ve 41-42 nolu tapu kayıtlarının iptali için Hazine tarafından 2/B madde uygulamasına dayanılarak Burdur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/164 ve 1997/165 Esas sayılı dava dosyaları ile açılan tapu iptali ve tescil davaları sonunda, taşınmazların fiziki toprak yapısı itibariyle zilyetlikle mülk edinilemeyecek yerlerden olduğu ve aynı zamanda dava konusu yerlerin 2/B madde sahasında kaldığı gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne dair verilen kararların, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 22.10.1998 tarihli ve 11545 ve 11560 sayılı ilamları ile onandığı ve sözü edilen kararların eldeki dava açısından güçlü delil niteliğinde olduğu gözetilerek, çekişmeli 51 nolu tapunun miktar olarak kapsadığı alanın keşfen belirlenmesi, tapu kaydının yüzölçümü kapsamı dışında kalan bölümlerin sınırdaki ormandan açıldığı ve Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiasıyla dava açması nedeniyle tapu kaydının cinsi de gözönünde bulundurularak, tapu kaydının ifrazından önceki sınırlarına göre yüzölçümüyle kapsamı belirlenip o bölümün haritaya bağlanması, bu bölüm orman içinde kalıyorsa tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline, 2/B madde uygulama alanında kalıyorsa yine tapu kaydının iptali ile ve 2/B madde sahası olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alan orman ve 2/B alanında kalmıyorsa, tapu kaydı kapsamının bu harita alanı olduğu kabul edilerek, hem bu alan dışında ve hem de orman ve 2/B madde alanı dışında kalan dava konusu edilen bölümlerin tapu kaydı kapsamı dışında kalması nedeniyle çekişmeli yerin haritaya bağlanarak asıl sahibi olan Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu, bozma ilamı sonrasında çekişmeye konu yer hakkında 191 ada 1 parsel sayısı altında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği ve Kadastro Mahkemesinin belirtilen esas numarası üzerinden yapılan yargılama sonunda da davanın kısmen kabulüne, 191 ada 1 sayılı parselin tapu miktarının kapsamında kalan alanın davalı gerçek kişiler adına, geriye kalan kısmının da Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmiş olduğu; eldeki dosyada ise, çekişmeli Temmuz 1965 tarih ve 48 nolu tapu kaydının 191 ada 1 sayılı parselin bir bölümünü kapsadığı daha önceki bozma ilamı ile belirlenmiş olup, 191 ada 1 sayılı parselin ise (P1) nolu orman iç parseli olarak orman sınırları dışında bırakıldığının bilirkişi raporlarında belirtildiği, buna göre, aynı parsele ilişkin eldeki dosyadaki raporlar ile Burdur Kadastro Mahkemesi’nin 2015/2 Esas sayılı dosyasındaki bozma ilamı ve bozma ilamına uyan mahkemenin kabulü arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, her iki dava dosyasında da 191 ada 1 sayılı parsel yönünden hüküm kurulduğu gözetilerek, dava dosyaları birleştirilmeli ve mahallinde yeniden yapılacak keşif sonucunda fen ve orman bilirkişilerden davacı Hazine tarafından benzer taleple açılan dava dosyalarına konu yerlerin hepsini birarada ve tahdit haritasına göre konumlarını da gösteren krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,16.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.